Düşünce döngüsünün içinde kaybolmamak için ne yapabiliriz?

Kanada Queen’s Üniversitesi’ndeki bilim insanlarının 2020 Haziran ayında yayımladığı bir araştırmaya göre ortalama bir insanın zihninden günde 6200 tane düşünceye geçiyor. Dr. Poppenk önderliğinde yapılan araştırmada ilk defa bir düşüncenin bitip bir diğerinin başlamasını dolaylı olarak gösterebilmişler. Bu çalışma beynin bilişsel yapısını çözmek açısından gerçekten çığır açan bir araştırma. 

Yıllardır bildiğimiz, konuşulan “insanın aklından günde ortalama 70.000 düşünce geçiyor” bilgisi bir mit olarak kaldı bu durumda.

8 saati uykuda geçse, uyanık olduğumuz her saat 82 düşünce demek oluyor bu, her dakika 1,3 düşünce. Çok değil mi?

Peki, bunların ne kadarının farkındayız?

Farkında olsak da olmasak da bu düşünceler bizi etkiliyor. Yaşadıklarımız, içinde bulunduğumuz ruhsal durum, sosyal çevre, zaman, toplumsal etkilenmeler düşüncelerimizin de kalitesini etkiliyor. Mesela pandemi veya ekonomi haberlerini okudukça olumsuz bir düşünce döngüsüne kapılıyoruz ister istemez. Düşüncelerimiz anında duygularımızı tetikliyor, bedensel olarak hissettiklerimizi ve hareketlerimizi de.

Mesela olumsuz bir haber okuduğumuzda endişeleniyoruz, korkuyoruz. Karnımızda garip his veya kaşlarda çatılma oluyor. Acaba başım mı ağrımaya başladı gibi bir düşünce tetikleniyor ya da biraz yemek yersem iyi gelir gibi bir düşünce… Kalkıp buzdolabının başına gidiyoruz veya baş ağrısı olmasın ya da geçsin diye yatıyoruz, açıp bir dizi izliyoruz veya sosyal medyada zaman geçirmeye başlıyoruz. Sonra dizide ya da sosyal medyada gördüğümüz bir şey başka bir düşünceyi tetikliyor. “Ben onun kadar zayıf değilim”, “Herkes geziyor, bir ben evdeyim”, “Yeteri kadar iyi değilim…”

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ancak varacağı yer aynı. Zalim bir düşünce döngüsünün içinde kaybolmaya başlıyoruz.

Eğer düşüncelerimizin farkına varabilirsek, düşünceyi sadece düşünce olarak tanıyabilirsek, o zaman onun gerçekliğini sorgulamak mümkün hale geliyor. Yani “Şimdi bu düşüncenin peşine takılıp gitmeye gerek var mı?”, “Şimdi bu düşünce bana hizmet ediyor mu?”, “Gerçek mi?” gibi sorular sorup cevaplarına göre seçim yapabilmek mümkün.

Mindfulness öğrenirken ilk yaptığımız şey düşüncelerimizi fark etmek. Zamanla gelen bilgi ise “Ben düşüncelerim değilim. Onlar sadece düşünce. Gelir, biraz kalır ve sonra gider.” Tıpkı gökyüzündeki bulutlar gibi. Açık masmavi bir gökyüzünde birden bir bulut beliriverir, kalır bir süre ve geçer. Bazen gökyüzü çok bulutlu olabilir, koyu gri. Bazen yağmurlu hatta, gökyüzünü görmek mümkün bile olmaz. Ancak gökyüzü orada, bunu biliyoruz. Bulutlar sadece misafir; bazen yatılı, bazen geçerken kapıdan uğradım tadında. Zihnimiz de engin gökyüzü gibi, düşünceler sadece misafir. Peşi sıra gelen duygular da…

Bir sonraki yazıda düşünceler ve mindfulness konusuna devam edelim.

Düşünceler ile ilgili fikir edinmek istersen şu postta aşağıda bilgi bulabilirsin…

 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Dr Eda Uslu-Mindfulness Lideri (@dredauslu)’in paylaştığı bir gönderi

Bir sonraki yazıda buluşana kadar Instagram hesabımdan daha fazla bilgiye ulaşabilir, DM üzerinden benimle iletişime geçebilirsin…

İlginizi çekebilir: Öz sevgi ile mutluluğun kapısını aralayın: Mutluluk dışarıda değil, içeride

Dr Eda Uslu
Dr Eda Uslu, yürümek istediğiniz yolda sizi destekleyen, cesaretlendiren, anlayışla ve şefkatle yanınızda yürüyen dost. Siz en harika versiyonunuzu gerçekleştirmek için yolunuzda yürürken yanınızda ... Devam