X

Dünyanın ilk yapay zekalı vibratörü: HUM

Vibratör, geçmişi 19. yüzyıl kadar eski tarihlere dayanan ve hala tüm dünyada kadınlar tarafından yaygın olarak kullanılan bir seks objesi. Günümüzde cinsel hazzı artırmaya yönelik kullanılan vibratörlerin birbirinden farklı şekillerde, renklerde ve boyutlardaki yüzlerce çeşidine ulaşabilmek mümkün. Ancak yaratıcı bir kadın girişimci, vibratör çeşitliliğine farklı bir boyut kazandırarak, gelişen teknolojiyi insanın en temel biyolojik ihtiyaçlarından biri olan cinsel hazzı artırmaya yönelik kullanarak oldukça ilginç bir girişime imza atmış.

Dünyanın ilk yapay zekalı vibratörü HUM nasıl ortaya çıktı?
Kaynak: Goodface Provocateur

Dünyanın ilk yapay zekalı vibratörü olan HUM’ın yaratıcısı Sunny Allen, Silikon Vadisi’nin “biohacker“larından. Biohackerları kısaca insan-makine etkileşimi üzerine çalışan ve bu etkileşimi insanın yaşam kalitesini artırmak için kullanmak üzere araştırma-geliştirme çalışmaları yürüten kişiler olarak tanımlayabiliriz. HUM, Allen’ın yapay zekalı vibratör yaratma fikri ve projenin diğer iki ortağı olan Aaron Hammack ve Jonathan Driscoll’ın iki yıllık yazılım geliştirme sürecinin sonucunda ortaya çıkmış.

HUM, kullanım sırasında kullanıcının bedensel hareketlerine ve yapılan basınca göre bir insanın vereceği tepkilere en yakın tepkileri kullanıcısına sağlayabiliyor.

Akıllı telefonlarla bağlantılı hale gelebilecek kadar teknolojik gelişmelere ayak uydurmuş diğer “akıllı” vibratörlerden farklı olarak HUM, kullanıcıların cinsel davranışlarını öğrenerek ihtiyaca göre tepki verme özelliğine sahip. Birçok vibratör yalnızca belirli titreşim seviyeleri ve yoğunluk seçeneği sunarken HUM, içindeki 80MHz’de çalışan işlemci sayesinde kullanım sırasında kullanıcının bedensel hareketlerine ve yapılan basınca göre bir insanın vereceği tepkilere en yakın tepkileri kullanıcısına sağlayarak gerçek bir insanla seks yapıyormuş hissini yaratabiliyor.

HUM, kullanıcıların cinsel davranışlarını öğrenerek ihtiyaca göre tepki verme özelliğine sahip.

Allen’a yapay zekalı vibratör yaratma fikri konusunda ilham veren kişi ise projenin diğer yaratıcılarından olan Driscoll. Driscoll kız arkadaşıyla piyasadaki vibratörleri incelerken, vibratör kullanmanın mekanikliğini ve cinsellikte karşılıklı paylaşımın cinsel haz için ne kadar önemli olduğunu düşünerek fikrini bir konuşma esnasında Allen ile paylaşıyor. “Ne yaptığının, kullanan kişiye nasıl bir haz verdiğinin farkında olmadan, kendi dünyasında olan bitenden habersiz durmadan titreyip duran bir alet… Cinsel haz duyabilmek için her şeyden önce karşımızdaki kişinin bizi hissetmesini isteriz. Bize tepki vermesini, bizim tepkilerimizin farkında olmasını, deneyimleyerek öğrenmesini ve keşfetmesini bekleriz” fikriyle bunu bir seks oyuncağına nasıl entegre edebilecekleri üzerine tartışan girişimciler HUM’ın yazılımını da bu fikirler doğrultusunda şekillendirmişler.

HUM nasıl çalışıyor?
Vibratör üzerindeki basınç arttıkça, mekanizmadaki motorun titreşimleri de giderek artıyor ve basınç artmaya devam ettikçe bir süre sonra vibratör ileri geri hareket etmeye başlıyor

HUM, farklı basınç tiplerini algılayabilen hareket ve basınç sensörlerinden oluşuyor. Bu sensörler, yalnızca parmak ucunuzu vibratörün yüzeyine hafifçe değdirdiğinizde bile tepki verebilecek kadar hassaslar. Vibratör üzerindeki basınç arttıkça, mekanizmadaki motorun titreşimleri de giderek artıyor ve basınç artmaya devam ettikçe bir süre sonra vibratör ileri geri hareket etmeye başlıyor. Yani kullanıcıya istediği şekilde kademeli olarak sevişme süresini ve yoğunluğunu kontrol etme olanağı sağlıyor. HUM’ı diğer “akıllı” vibratörlerden farklı kılan en önemli özellik kontrol etmek için herhangi bir kumandaya ya da akıllı telefona ihtiyaç duymadan yalnızca bedensel tepkilerinizle hareket kontrolünü sağlayabilmeniz. Bu sayede HUM’ın gerçeğe en yakın cinsellik deneyimini sunduğunu söyleyebiliriz.

 
 

 

İlginizi çekebilir: Kadın cinselliği, histeri ve vibratörün bulunuşunun tuhaf hikayesi

Kaynaklar:
meethum.com
dailydot.com
indiegogo.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale