X

Dövme ve cinsel çekicilik arasında nasıl bir ilişki var?

Günümüzde insanlar, çok sayıda dövmesi bulunan kişilere karşı ön yargıyla yaklaşıyorlar. Şaşırtıcı bir şekilde birkaç dövmesi bulunan insanlara karşı olan ön yargı diğeri kadar etkili ve büyük değil. Yapılan bilimsel araştırmalar da, özellikle kadınlarda bu etkinin negatif yönde olduğunu kanıtlar nitelikte.

Yapılan bilimsel araştırmalar, kadınlarda dövme sayısı artıkça negatif ön yargının arttığını kanıtlıyor.

1991 yılında Dr. Myrna Armstrong’un the Journal of Nursing Scholarship’te yayınlanan çalışmasına dövmeli 137 iş kadını katılıyor. Çalışmanın yazarı çalışma hakkında şu sözleri dile getiriyor:

‘Dövme yaptıran kadınlar, sevgililerinden, eşlerinden ve arkadaşlarından önemli destek görürken, annelerinden, kardeşlerinden ve çocuklarından daha az destek görüyorlar. Katılımcılar babalarından, doktorlardan, hemşirelerden ve genel olarak toplumdan negatif tepkiler aldıklarını dile getiriyorlar. Bireylerde, dövmenin gerçek nedenini yanlış anlama sorunu ve dövmeli kadınları kalıba sokma durumu hala devam ediyor.’

2004 yılında Dr. Daina Hawkes ve meslektaşları tarafından yapılan ve Sex Roles adlı dergide yayınlanan bir başka araştırmada ise, öğrencilerin dövmeli kadınlara karşı tutumu inceleniyor. Hem dövmenin büyüklüğü hem de görünürlüğü araştırmada inceleniyor. Örneklerdeki kadınların %23’ünün ve erkeklerinse %12’sinin dövmesi bulunuyor. Sonuçlar gösteriyor ki, hem kadınlar hem de erkekler, kadınlarda bulunan görünür dövmelere karşı negatif tutum sergiliyorlar. Araştırmanın yazarı sonuçları şöyle değerlendiriyor:

Dövmenin şekli, dövmesi bulunmayan kadın ve erkeklerin değerlendirme kriterlerinde bir ön gösterge oluyor. Sonuçta, toplumsal cinsiyet konusunda daha konservatif yapıya sahip katılımcılar, dövmeli kadınlara karşı negatif yaklaşıyorlar. Ayrıca cinsiyet farklılığının yarattığı etkiler de hesaba katılıyor.’

İlgili yazı: Neden dövme yaptırırız?: Dövme kültürü ve dövme türleri

2002 yılında Dr. Douglas Degelman ve Dr. Nicole Price’in yaptıkları başka bir araştırmada ise, katılımcılara 24 yaşında, sol kolunda siyah ejderha dövmesi bulunan bulunan bir kadın ve aynı kadının dövmesiz fotoğrafı gösterilerek karşılaştırma yapmaları isteniyor. Katılımcılara 13 farklı karakteristik özelliğe göre fotoğrafları oylamaları isteniyor. Sonuçta dövmeli kadın fotoğrafı, dövmesiz olana göre daha az atletik, daha az dürüst, daha az cömert, daha az dindar, daha az zeki, daha az motive ve daha az artistik seçiliyor. Dr. John Seiter ve Dr. Sarah Hatch’in aynı teknikle yaptıkları araştırmada ise dövmeli kadın manken, dövmesi bulunmayana göre daha az yetenekli ve daha asosyal seçiliyor.

Dövmeli kadınlar daha çok alkol tüketmeye meyilli gibi algılanıyor

Dr. Viren Swami ve Dr. Adrian Frunham’ın yaptıkları araştırmada, dövmeli sarışın kadınlar, dövmeli esmer kadınlara göre daha negatif oy alıyorlar.

Dr. Viren Swami ve Dr. Adrian Frunham ise 2007 yılında Body Image dergisinde yayınladıkları araştırmalarında ise farklı bir teknik kullanıyorlar. Araştırmacılar, öğrencilerden farklı seviyelerde dövmeleri bulunan sarışın ve esmer kadınları sosyal ve fiziksel algılara göre oylamalarını istiyor. Yani öğrencilerin, kadınları fiziksel çekiciliklerini ve rastgele ilişkiye girme sıklıklarıyla birlikte dışarı eğlenmeye çıktıklarında ne kadar alkol tükettiklerini tahmin ederek oylamaları isteniyor. Araştırma yazarı sonuçları şaşırtıcı buluyor:

‘Dövmeli kadınlar, dövmesi bulunmayan kadınlara göre fiziksel olarak daha az çekici, rastgele ilişkiye girmeye daha müsait ve daha çok alkol tüketmeye meyilli olarak görülüyorlar. Bununla birlikte, dövme sayısı arttıkça negatif oy sayısı artıyor. Sarışınların esmerlere göre daha negatif oy aldığını da söyleyebiliriz.’

Kadınları çekici yapan nedir?

Son araştırmada ise Dr. Nicolas Gueguen ‘Kadınları daha çekici yapan nedir?’ sorusunun cevabını bulmaya çalışıyor. 2013 yılında yapılan araştırma Archieves of Sexual Behaviour dergisinde yayınlanıyor ve dövmenin kadınlardaki etkisini araştırıyor. Dr Swami ve Furnham’ın gözlemlerine ek olarak Gueguen şunları dile getiriyor:

Bir taraftan, Swami ve Furnham’ın yaptığı araştırmanın sonuçları dövmeli kadınların negatif oy alarak bu kadınların erkekler için daha az çekici olduğu görülüyor. Öte yandan ise, eğer dövmeli kadınlar cinsel olarak rastgele birileriyle beraber olmaya yatkın olarak algılanıyorlarsa, bu, erkeklerin dövmeli kadınlara karşı cinsel arzuya sahip olduklarını düşünmemize neden oluyor. Böylece fiziksel ipuçlar, erkekleri kadınların önemli olup olmadığı konusunda bilgilendiriyor. Dahası, dövmelerin, erkek gözlemcilerin kadınları cinsel olarak birlikte olmaya daha yatkın olarak algılamasına neden oluyor.’

Araştırmaların ve gözlemlerin sonucunda, Dr. Gueguen ilginç bir deney yapmaya karar veriyor ve Fransa’da yer alan bir sahile gidip dövmesi bulunan kadınların daha çekici olduklarını kanıtlamaya çalışıyor. Bunu yaparken, kadınların bellerine geçici dövme yapılıyor ve yüzüstü yatarak kitap okumaları isteniyor.

Sonuç olarak Gueguen’in yaptığı anket gösteriyor ki, dövmesi ve piercing’i bulunan Fransız kadınlar, erken yaşlarda cinsel ilişki deneyimi yaşıyorlar. Yine de, bu çalışma piercing’e, dövmeye ve cinsel ilişkiye ilgi duyan kadınların erken cinsel ilişkiye gireceklerine dair bir kanıt niteliği taşımıyor ya da dövmeli kızlar, erkekler tarafından daha çok taciz edilerek erken cinsel ilişki yaşamıyorlar. Yine de bu anket sayesinde erkeklerin, kadınların vücudundan bulunan dövmeye göre davranış değiştirip değiştirmediklerini değerlendirebiliyoruz.

Araştırmanın önemli sonuçları bulunmasına rağmen, Dr. Gueguen araştırmasındaki sınırlamalara değinmiyor. İlk olarak, kadınların sadece görünen yerlerinde bir dövme bulunuyor; çünkü Swami ve Furnham’ın araştırmasında daha çok dövmesi bulunan kadınlar daha az çekici olarak algılanıyordu. Önceki araştırmada dövme kadınların üst kolunda yer alırken, bu kez belinde bulunuyor. Bu erkekler için farklılık yaratıyor; çünkü dövme kadınların genital bölgelerine daha yakında bulunuyor.

Açıkça görülüyor ki, bu araştırma farklı noktalara gidebilir. Yine de, bu araştırma toplumun algısının zaman içerisinde değişebileceğini kanıtlıyor.

Kaynak:

psychologytoday.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale