X

Dış dünyanızı anlama reçetesi: Her gün sadece 5 Dakikanızı içinize bakmaya ayırın

Günlük hayatımızda gerek kariyer gerekse insani ilişkilerimizde o kadar farklı sınavlardan ve deneyimlerden geçeriz ki… Bu farklılıkların tek ortak yönü ise, her ne geliyorsa tamamen bize özel, bizim taşıdığımız hatıralara ve alışkanlıklara özdeş ve tamamiyle yine sadece bizim çözebileceğimiz nedenler ve sonuçlar oluşturacak olmasıdır. Hiç tahmin etmediğimiz bir hastalık, para problemi veya iş değişikliği zorunluğu karşımıza çıkabilir. İşte bu gibi özellikle hiç beklemediğimiz olaylar akışında genellikle iki tip insan davranışı söz konusudur;

1. yaklaşım:

İsyan etmek, olanı kabullenmemek ve sürekli bana bu nasıl olur, ben bunu hak etmek için ne yaptım veya bu neden benim başıma geliyor yaklaşımı.

2. yaklaşım:

Kabullenmek ve süreci anlayarak ben bunu değiştirmek, farklılaştırmak, geçirmek, sorumluluğunu almak veya iyileştirmek için ne yapabilirim nasıl yol alabilirim yaklaşımıdır.

Kabullenmek, içimize bakmamıza yardımcı olarak olaylardan tecrübe çıkarma ve sorumluluk almamıza yardımcı oluyor

Evet tahminlerinizde yanılmıyorsunuz, çoğumuz farkında olmadan günlük hayatımızda birinci yaklaşımı gösteriyoruz. Biz ne kadar isyan eder, ne kadar konu hakkında sorumluluk almayı ve kabullenmeyi reddedersek, böyle bir zorluk ile neden karşılaşmış olabileceğimiz ve hayatta neyi görmemiz gerektiği gerçeğini kendi içimizde sorgulamazsak, o derece kaybediyoruz.

İkinci yaklaşımda ise öncelikle yapmanız gereken sadece olanı olduğu gibi kabullenmeyi gerektiriyor. Bunu gerçekleştirebilirsek, geldiğimiz nokta ‘’içimize bakmak’’ yani bu tecrübeden ne öğrenmemiz gerektiği ve bu tecrübeye karşı nasıl bir sorumluluk almamız gerektiği oluyor. Bu noktada, içimize bakmak aslında içimize yönelmek demektir. OSHO’ nun ‘Ben Kapıyım; Kendinle Başla’ isimli eserinde bu durum şöyle açıklanıyor: ‘’İçinde olmak demek seninle her şey arasında bir sınır olmaması demektir. Dışarıda bir şey olmadığında ancak o zaman içsel akıma ulaşırsın. Böylece tamamen anlaşılmaz bir şeyi biliyorsundur, aklın anlayamayacağı bir şeyi biliyorsundur, aklın iletemeyeceği bir şeyi biliyorsundur’’. En büyük düşünürlerden Buddha’ nın içimize bakmayı anlatan sözleri ise mutlaka hatırlamaya değerdir: ‘’Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Kendi kendinize ışık olun.’’

İçimize bakmanın en iyi yollarından biri yoga ve meditasyon yapmaktan geçiyor

İçimize bakmak, günlük yaşamımızda aslında kendimize ayıracağımız 5 dakika kadar basittir. Yoga ve meditasyon yöntemlerinden istediğimizi uygulayabilir veya sadece sessiz bir ortamda gözlerimizi kapatarak, derin nefes alıp vererek, kendimize, duygu dünyamıza, kabullenmelerimize ve iç hissiyatımıza odaklanabiliriz. Bu 5 dakikalık çalışmaları daha sonra uzatabilir ve böylece her günü dingin bir yaklaşım ile değerlendirme fırsatı bulmuş oluruz. İç dünyamıza bu derece yakın olduğumuzda, başımıza her ne gelirse gelsin, sakinlikle ile karşılamamız, bu noktada öğreneceğimiz tecrübelere odaklanmamız ve tabi ki yaşamaya ve tecrübe etmeye devam etmemiz çok daha kolay hale gelecektir.

Dış dünyanıza ulaşmak için çareyi uzaklarda aramayın, yoga ve meditasyon uygulamaları ile iç dünyanıza bakın ve önce içinizdeki güzellikleri ve tabi ki sonsuz potansiyelinizi keşfedin.

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale