X

Cinsel ilişkide rıza evettir, kararsız bir hayır değil

Bazı ebeveynlerin korkulu rüyasıdır çocuklarıyla “o malum konuşmayı”, yani cinsellikle ilgili o çok gerekli konuşmayı yapmak, çocukların nereden geldiği sorusuna yanıt vermek… Çocuklarını mantık, etik ve ahlak çerçevesinde bilgilendirmeyi alışkanlık haline getirmiş ebeveynler bile zaman zaman kaçar bu konuşmadan. Oysa, cinsel ilişki yaşının giderek düştüğü dünyada bu konuşma ne kadar erken yapılırsa o kadar iyi. Özellikle de taciz ve istismar vakalarının sıkça tartışıldığı bir toplumlarda “cinsel ilişkide rıza” tanımının olabildiğince erken ve net olarak yapılması çok önemli.

Ebeveynler de tamamen haksız değil elbette; çünkü bir çocuk için ne kadar detay fazla detaydır, bunu bilmek oldukça zor. Bazen ebeveyn bir konunun yüzeyini kaşıdığında, çocuğun iki yaşından beri elinde olan tabletten -çoğu yalan yanlış olan- ne kadar bilgi edinildiğini bilemeyebiliyor. Bu yüzden açık ve net olmak, her tür soruya yanıt vermeye açık bir portre çizmek çocuğun gelişigüzel internet sitelerinden önce ve daha çok size güvenmesini sağlar.

Açık ve net olmak, çocuğun gelişigüzel internet sitelerinden önce size güvenmesini sağlar.
Kararsızlık, rıza gösterildiği anlamına gelmez.

İlaç klinik araştırmalarına katılanlar bilir: Gönüllü olacak kişiye bir Bilgilendirilmiş Olur Formu verilir, ilacın ve araştırmanın olası yarar ve risklerini okuyup anlaması, buna göre ilacı kullanıp kullanmamaya karar vermesi beklenir. Kişi, bilgilendirilmiş ve sorularını sormuş halde çalışmaya katılmaya karar verebilir. Daha önemlisi, istediği zaman fikir değiştirip çalışmadan ayrılabilir.

Cinsel ilişkide de durum farklı değil (form imzalama kısmı hariç). Cinsel ilişkide rıza, hayırın eksikliği ya da kararsızlığı değil, kesin ve net bir evet yanıtıdır. Aslında bu hayatın her alanında böyleyken, nedense konu seks olduğunda bu denli net açıklamalar yapmaktan kaçınılıyor. Oysa çocuklara öncelikle anlatılması gereken, kararsızlığın rıza anlamına gelmediğidir. Ayrıca çocuk ya da ergen, herhangi bir anda cinsel ilişkiden vazgeçme hakkına da sahip olduğunu bilmeli, kendi bedeni üzerindeki kararlarda çekingenlik göstermemeyi öğrenmelidir.

Çocuklar için cinsel eğitim

Çocukların cinsel eğitimi büyüdükleri ortama, dışarıdan gelecek haber ve bilgiye maruziyete, çocuğun kapasitesi ve merak derecesine göre çeşitli yaşlarda yapılabilir. Ancak, cinselliğin keşfedilmeye başlandığı 3-4 yaşlarından itibaren çocuklara en azından cinsel organları ve kadın-erkek farkını anlatmak yerinde olur. Uzmanlar, çocuklara hiçbir zaman “seni leylekler getirdi” gibi yanıtlar vermemek gerektiğini söylüyor. Ebeveynlere, basit fakat gerçek bilgilerle, ileride daha detaylı olarak anlatacaklarını söyleyerek soruları yanıtlamaları öneriliyor.

Cinselliğin keşfedilmeye başlandığı 3-4 yaşlarından itibaren çocuklara cinsel organları ve kadın-erkek farkını anlatmak yerinde olur.

Cinsel ilişkide rıza tanımını erken yaşta yapmak, çocuğa kendi bedeninden sorumlu olduğu düşüncesini aşılamaya yarar. Ayrıca, rüştünü ispatladığında yasal olarak da kendisinden sorumlu olduğu, öncesinde ailenin sorumluluk taşıdığı düşüncesi çocukta yerleşir. Korku, tehdit ya da karar mekanizmasını etkileyici alkol gibi maddelerin ağır etkisi altında sağlıklı bir karar verilemeyeceği çocuğun aklına girmiş olur. En önemlisi de; çocuk, belli kıyafetlerin ya da belirsiz davranışların cinsel ilişkiye davet anlamına gelmediğini öğrenir.

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmek ve özellikle cinsel istismar olaylarının önüne geçmek için çocuğa cinsel eğitim vermek gerektiğini vurguluyor. Tarhan’a göre, cinsel farkındalık kazanan çocuk, olası bir taciz durumunda durumun yanlışlığını daha erken kavrayıp, suçlu hissetmeksizin ailesini haberdar edebilir.

İlginizi çekebilir: Cinsellikle ilgili doğru bilinen yanlışlar

Kaynaklar:

Self

Rainn

The Affirmative Consent Project

Şule Kulein: Lisede “yapabildiği için” sayısal bölümü seçti ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne girdi. Üniversitede katıldığı Mühendislik Kulübü’nün dergisi StepS’e aşık olduğunda, içine sözelci kaçmış bir sayısalcı olduğunu fark etti. Yazım kuralları konusunda etrafındakileri itinayla delirten Şule, 2 yıl boyunca StepS’in editörlüğünü yaptı, üniversitede ve sonrasında okul ve şirket dergileri ile çeşitli bloglara yazılar yazdı. Seyahat etmeyi, okumayı, öğrenmeyi seviyor. Basılı materyalin hastası, fakat çevrimiçi de fena durmuyor. Şule kendini bildi bileli yazıyordu; artık bir de Uplifers’ta yazıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale