X

Cebimdeki Yabancı filmi ve umut veren başarısı

Türk sineması son yıllarda hızla gelişiyor. Hem nitelik hem nicelik anlamında. Beyaz perdede de cam ekranda da ardı ardına güzel filmler, diziler izliyoruz. Elbette hepsi aynı kalitede olmuyor. Ama içlerinden sıyrılan, herkesin beğenisini kazanmayı başaran yapımların sayısı da arttı.

Cebimdeki Yabancı da pek çok rakibini geride bırakarak, 4. haftasında 764 bin gibi hatırı sayılır bir izleyici sayısına ulaşmış durumda.

Dizi sektörünün hem en büyük gücü hem de en büyük handikabı süre. Gücü çünkü bütçelerin yukarı çıkmasını sağlıyor. Yurt dışı satışlarında 1 bölümden 3 bölüm kesilip yayınlanıyor. Hoş bu durumdan “senarist, oyuncu, reji ekibi hakkını alıyor mu?” soru işareti. Ama aynı zamanda sıkıntı yaratıyor çünkü bir haftada 150 dakika dizi çekmek, yazmak hem insan üzeri bir çaba gerektiriyor hem de işin temposunu, yaratıcılığını olumsuz etkiliyor.

Sinema sektöründe ise izleyici sayılarında büyük artış var. AVM kültürü ve halkın alım gücünün düşük olması yüzünden en kolay ve uygun ulaşılabilecek eğlence, aktivite sinemaya gitmek oluyor. Son dönemde 3 Türk filmi 5 milyon izleyici rakamını aşmayı başardı. “Ayla”, “Aile Arasında” ve “Arif v 216.” Evet çok film var, evet yerli filmlerin sayısı oldukça arttı, evet izleyici sayısı yükseldi ama sinemada sürekli tartışılan konu, filmlerin içeriğinin tekdüzeliği. Sinema filmi denince akla gelen ilk soru “komedi mi?” oluyor. Nuri Bilge Ceylan başta olmak üzere pek çok iyi sinemacının ürettiği filmler yurt dışı film festivallerinde büyük beğeni ile takip edilirken ülkemizde “sanat filmi” olarak görülüp izlenmez halde. Bir de “Halk zaten gün içinde sıkılmış, bıkmış. Sinemada gülmek, eğlenmek istiyor arkadaş” tezi var. Ama bunların hiçbirine katılmıyorum. Bir film iyi ise iyidir kötü ise kötü. Artık seyircimiz de iyi ile kötüyü çok net ayırt edebilir konumda. Komedi de olsa kötü ise gişede hüsran yaşıyor; farklı bir tür de olsa iyi ise seyirci hakkını teslim ediyor. Bunun en büyük örneği, 5 milyon izleyici rakamını geçen “Ayla” filmi. Müziği, oyunculuğu, rejisi, senaryosu, tanıtımı, konseptiyle tam bir iş yaptığınızda mutlaka geri dönüşü görülüyor.

Yönetmen koltuğunda usta oyuncu ve Ferzan Özpetek’in de yakın arkadaşı Serra Yılmaz var.

Bahsettiğimiz konunun en son ve en güzel örneklerinden bir tanesi de “Cebimdeki Yabancı” filmi. Film, İtalyan uyarlaması. Sadece Türkiye’de değil farklı farklı pek çok ülkede yeniden çekiliyor. Çünkü konusu çok güncel ve hepimizin ilgisini çeken bir yapı. Kalabalık bir arkadaş yemeğinde, gece boyunca kimin telefonuna ne gelirse herkes görecek. Arama, fotoğraf, mesaj her şey. Cebimizde, her türlü sırrımızı bilen bir yabancı ile yaşıyoruz. İtalya’dan gelen bir konu olduğuna göre projenin başında Ferzan Özpetek ismini görmek şaşırtıcı değil. Bildiğiniz üzere Özpetek, uzun yıllardır İtalya’da yaşıyor. Ancak yönetmen koltuğunda usta oyuncu ve Ferzan Özpetek’in de yakın arkadaşı Serra Yılmaz var.

Film, bütün sinema öğrencilerinin hayallerini süsleyen bir prodüksiyona sahip. Tek mekan. Girişteki birkaç dış detayı saymazsak; filmin yüzde doksanı aynı evin içerisinde, aynı gece geçiyor. Yani tek ışık ve tek kostüm. Dolayısıyla her şeyi doğru ve kaliteli yapılmasına rağmen pek çok filmle kıyaslandığında maliyetleri oldukça düşük. İşin içerisinde BKM’nin de olmasıyla birlikte iddialı denebilecek bir oyuncu kadrosu var. Şükrü Özyıldız, Çağlar Çorumlu, Buğra Gürsoy, Belçim Bilgin, Şebnem Bozoklu, Leyla Lidya Tuğutlu ve Serkan Altunorak filmin başrollerini paylaşıyor. Böylesine tiyatro sahnesini andıran ve dramatik noktalarının çok güçlü olduğu yapıda böylesine bir oyuncu kadrosu inandırıcılığı çok arttırıyor.

Film, pek çok rakibini geride bırakarak, 4. haftasında 764 bin gibi hatırı sayılır bir izleyici sayısına ulaşmış durumda. Demek ki her şey doğru yapılırsa, illa da komedi olması gerekmiyor. Tek mekanda geçen, oldukça sanatsal, gergin atmosferli bir film de seyircinin takdirini kazanmayı başarıyor.

Bu da bütün yapımcılar için mesaj, sinemacılar için de umut kaynağı. Evet komedi yapılsın, izlensin. Ama sinemanın tüm türlerinde eser ortaya koyabilecek kapasitesi olan ülkemizde değişik tarzlarda ve türlerde filmler de yapılsın. En azından yapmak isteyenlere şans verilsin. İnanın seyirci, nasıl kötü filmi izlemeyerek cezalandırıyorsa kaliteli ve emek verilmiş hiçbir işi de yalnız bırakmayacaktır.

 

İlginizi çekebilir: Yarıyıl tatilini çok daha keyifli hale getirecek film önerileri

Arif Valizade: İzmir Bornova Anadolu Lisesi Almanca bölümünün ardından Ege Üniversitesi Radyo Tv Sinema Bölümü’nü bitirdi. Sektörle ilk tanışması TRT’de seslendirme sanatçılığı ile oldu. Karşıyaka Belediye Tiyatrosu ve Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nda 5 yıl yer aldı. 2002 – 2004 yılları arasında aylık kent kültürü dergisi İzmir Plus’ın genel yayın yönetmenliğini üstlendi. 2008 yılından itibaren Plato Film’de; başta “Kağıt” olmak üzere pek çok reklam, uzun metraj filmde ve tv projesinde reji ekibi içerisinde yer aldı. 2011 yılında TMC film bünyesinde senarist Neşe Şen’in ekibinde “Bizim Yenge” ve “Koyu Kırmızı” dizilerinde senaryo yazarlığı yaptı. Neredeyse tüm projelerde birlikte çalıştığı ağabeyi ile birlikte pek çok klip, reklam ve tanıtım filminin yönetmenliğini yaptı ve şimdi de birlikte kurdukları Dark Town Pictures’ta projelerine devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale