Boyutlar değişiyor: Travmalarımızı ve karmayı çözmek için sınavlar veriyoruz

Her şeyin çok hızlı değiştiği ve zıt uçlar arasındaki akışın birbirine geçtiği bir dönemde yaşıyoruz. Değişim, dönüşüm, araştırma, bilgi çağının başlangıcındayız. İçinde bulunduğumuz dönem heyecanlı, teknoloji aracılığıyla birçok doğru bilgiye erişme olasılığı sağlarken, aynı zamanda yanlış ve çarpıtılmış bilgilere de maruz kaldığımız bir dönem. Peki nasıl doğru bilgilere ulaşacağız? Duyusal anlama ve kavrama becerimizi geliştirerek.

İçinde bulunduğumuz dönemin gelecek nesilleri etkileyecek, hatta yönlendirecek bir dönem olması bir kenara toplumsal bilgi akışı ve bilgi kaynaklarının erişilebilirliği de bir o kadar mühim. Bir bilgi bize ulaştığında öncelikle bilmemiz gereken algılayış biçimi, bizim içsel olarak kainatın bütün bilgisine erişebilir, doğruluğunu, yanlışlığını kavrayabilir olduğumuz. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi evrendeki her şey birbirine enerji ağlarıyla bağlı olduğundan, insanlarla, doğayla, süzülen bilgi huzmesiyle ve temas ettiğimiz her şey ile etkileşim halindeyiz. Bu durum birinin acısına sanki kendiniz yaşıyormuşçasına ortak olduğunuzda ya da birinin sevincini kendi sevincinizmişçesine hissettiğinizde gerçekleşen durumdur.

E madem biz hepimiz birbirimize bağlıyız, o halde birimizin farkındalığının artması ve bilinç düzeyini yükseltmesi diğerlerini de etkiler mi? KESİNLİKLE EVET. Şu an hem enerjisel olarak hem de astrolojik olarak boyutların değiştiği, insanların özellikle kendi travmalarını ya da geçmiş karmalarını çözmek için kendine özel tecrübe ve sınavlarla donatılmış bir dönemdeyiz. Bütünleme sınavı gibi, yıl içinde elimizden geleni yaptık ve kaçırdığımız noktalar oldu, bu dönem ile birlikte bıraktığımız dersleri geçiyor ve bir sonraki düzeye atlıyoruz.

Bir sonraki düzeyde bizi neler mi bekliyor? Emeklerinin karşılığını alma, alma-verme dengesi kurma, çizilmiş sınırların farkına varma ve kendi sınırların içinde kendini daha iyi tanıma. Kendini tanımak, insanları ve toplumları sınıflandırabilip kendi hayat yolunu çizmek için çok mühim. Bu “Ben şundan hoşlanırım, bunu sevmem” gibi sığ bir anlayıştan ziyade, yüksek benliğinden gelen sesi açıp, zihnin sesini bir nebze olsun kapatabilme durumu. İçeriye dönme, içeride olan bitenin farkında olma, bu farkındalık haliyle hem kendimiz için hem de etrafımızdaki insanlar için sağlıklı karar verebilme hali. Yolunuz sevgiyle aydınlansın, içinizdeki çocuk heyecanını hiç kaybetmesin, yeni olan sizin için hep hayırlı olsun…

İlginizi çekebilir: Deneyimlerimiz ne anlatır: Hayat, dersimizi öğretene kadar bize tekerrür yaşatır

Gizem Demirci
Ben Gizem Demirci, Hemşirelik okulunu bitirip çalıştıktan sonra sanata olan yakınlığım vesilesiyle, Mimar olmak üzere Türkiye’de başlayıp, İspanya’da devam edecek olan eğitimimi başarıyla tamamladım. ... Devam