X

Birileri var içimde, kim bilmiyorum

Vücudumuzda her sistem birbiriyle bağlantılı olarak işler. Bir yerde başlayan olumlu veya olumsuz etki başka bir bölüm üzerinde etki yaratabilir. Başka bir doku, organ, kas, düşünce, davranış vb. başka bir noktayı uyarabilir. Bu yine bizim için bazen olumlu bazen de olumsuz durumlar yaratabilir. Nasıl vücudumuzda her sistem birbirine bağlıysa benim de burada yazdığım çoğu yazı birbiriyle bağlı. Özellikle bu tarzda yazmayı tercih ediyorum.

Hayatta ve vücudumuzda olduğu gibi her şey birbiriyle bağlantılı ilerler. Holistik kavramıyla ilgilenenler bu konuyu daha iyi anlayacaktır. Geçen hafta insan ve ilişkiler üzerine konuşmuştuk. Özellikle kadınların erkekleri, erkeklerin kadınları beğenmemesi ve insan olduğumuzu unutmamamız gerektiğini konuştuk. Bu sefer bu konuya etki eden kodlarımızdan konuşacağız. Carl Jung’un analitik psikolojisinde kolektif bilinç dışında var olan arketipler kavramı tüm insanlarında ortak olan evrensel semboller, motifler ve davranış kalıplarıdır. Biz bugün sadece iki tanesi üzerinde duracağız. Dilerseniz siz farklı arketip konularını araştırabilirsiniz.

Dünyada televizyon, sosyal medya, pazarlama, terapiler vb. daha pek çok alanda insan davranışını etkilemek üzere arketipler kullanılmaktadır. Biz anima (erkeğin içindeki dişil yön), animus (kadının içindeki eril yön) arketiplerine ve ilişkilere etkilerine değineceğiz. Bu yönlerinizi keşfetmek, kendinizle ve dışarıyla olan tüm ilişkilerinizde farkındalığınızı artıracak ve değiştirecektir.

Anima (erkeğin içindeki dişil yön) ile başlayalım. Sevgi, sezgi, duygu derinliği, yaratıcılık ve hassasiyet gibi özelliklerle ilişkilidir. Sağlıklı bir anima erkeğin duygusal farkındalığını artırır, empati yeteneğini geliştirir; bastırılmış bir anima ise erkeği aşırı bağımlı, melankolik veya duygusal anlamda dengesiz yapabilir.

Animus (kadının içindeki eril yön) ise rasyonellik, mantık, kararlılık, liderlik ve bağımsızlık gibi özellikleri içerir. Sağlıklı bir animus kadına özgüven ve bağımsızlık kazandırırken, akılcı düşünmesini ve güçlü kararlar almasını sağlar. Dengesiz bir animus, kadının aşırı eleştirel, katı veya erkeksi bir güç mücadelesi içinde olmasına sebep olabilir.

Bir erkek bastırılmış animası nedeniyle kadınları aşırı idealize edebilir veya tam tersi onlara karşı saldırgan bir tutum sergileyebilir. Kadın ise animusu nedeniyle erkeklerle sürekli güç mücadelesi içinde olabilir.

Genellikle bir birey kendi bilinçdışındaki anima veya animusa karşılık gelen bir partneri çekici bulabilir.

Örneğin; bir erkek idealize ettiği bir kadını ararken, kadın da kendisinin tamamlayıcısı olarak eril enerjiye sahip bir partner arayabilir.

Yine aynı şekilde bir erkek animası ile bağlam kuramadığında duygularını ifade etmekte zorlanır ve kadın partnerine karşı empati kurmakta zorlanabilir. Bir kadında animusunu baskılarsa kendi kararlarını almak yerine, başkalarının yönlendirmelerine bağımlı olabilir veya aşırı kontrolcü bir tutum sergileyebilir.  

Dolayısıyla erkekler için anima ile bağ kurmak önemlidir.

  • Duyguları anlamak ve ifade etmek.
  • Sezgilerini geliştirmek.
  • Kadınlarla sağlıklı bağ kurmayı öğrenmek.
  •  Yaratıcılığı geliştirmek.

Kadınlar için animus ile bağ kurmak:

  • Kararlı ve bağımsız kararlar almak.
  • Eleştirel düşünme becerilerine geliştirmek.
  • İçsel güce ve mantığa güvenmek.
  • Kendi yaşamının lideri olmak.

Bunlar ilişkilerde dengeli bir anima ve animus geliştirmek için öne çıkan bazı durumlar. Partnerinde veya bir başkasında rahatsız oldukları veya onların dengesini bulmasını çabalamak yerine kendi içsel dengemizi aramak daha gerçekçi ve sağlıklı bir ilişki için bize fayda sağlayabilir.

Bugün dikkat ederseniz gelişen toplum düzeninde bu arketiplerin biraz birbirinin içine geçtiğini de görürsünüz. Çünkü dünya yönetim düzeni kadın ve erkeklerdeki bu eski orijinal ve ilkel kodlarla baya bir oynama çabası içerisindedir. Çok üst seviyelerde bozulmaya ve uyarılmaya doğru götürdüğü halleri de mevcuttur. Bazı adaptasyonlar, yaşadığımız çağ ve gelişen toplumla birlikte değişmektedir. Ancak yine de iç sistemimizi tanımak, kendimizi keşfetmek ve içimizde getirdiğimiz eski ve yeni özelliklerimizi tanımak, birey olarak daha sağlıklı bir ilerleyişi bize sunacaktır.

Kendi bedenimizin, kendi ruhumuzun yapısını özelliklerini keşfetmeden ve deneyimlemeden dışarıda gerçekleşen olaylara, durumlara, kişilere, cinslere, ilişkilere hep koruyucu, genelleyici veya suçlayıcı yaklaşabiliriz. Dolayısıyla hepimizin insan olduğunu hepimizin içinde benzer özellikleri taşıdığını ancak yorumlarının ve tepkilerinin farklı olabileceğini unutmayalım. İçinizdeki sizin kim olduğunu keyifli bir yolculukla keşfetmeniz ve kaybetmemeniz dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Derin bir kuyu: Kuyuya taşları atmadan keşfedemeyiz

Mert Bağ: Merhabalar, ben Mert Bağ. Erken yaşlarda ilk olarak voleybol branşını hayatıma kattıktan sonra basketbolla tanıştım ve uzun yıllar basketbol ve voleybol branşlarında çeşitli takımlarda oynadım. 2012 yılında aktif sporculuk hayatımı bırakarak, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünü bitirdim. Üniversitedeyken pazarlama, iletişim ve psikoloji alanlarında daha çok uzmanlaşmaya çalıştım ve birçok farklı spor branşını da tecrübe etme şansı buldum. Kısa bir süre spor pazarlaması alanında çalıştıktan sonra, 2017 yılından itibaren insan bedeni üzerine egzersiz, nefes, fiziksel ve zihinsel beden travmaları gibi alanlarda yurt içinden ve yurt dışından eğitimler alarak bu alanlarda çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kendi bedensel travmalarımı çözmek adına çıktığım bu yolculukta çok fazla farklı keşiflerin içerisinden geçtim ve insanı anlamaya dair her bilimsel alanın içerisinde dolanmaya çalışıyorum. O yüzden burada yazmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım şeylerde kendi geçtiğim yollardan, bu yolda karşılaştığım farklı öğrencilerim ve danışanlarımla tecrübe ettiğimiz deneyimlerden, araştırmış olduğum farklı konulardan bahsetmek olacak. Bir gün psikoloji ile ilgili bir yazıya denk gelmişken, bir sonraki yazıda egzersiz, bir sonrakinde biyolojiden, bir başka yazıda nefesten bahsetmiş olabilirim sizlere, insanın işleyişi ve bağlantılı olduğu veya yoldayken karşılaşmış olduğum ne varsa bütün bu deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu uzun ince karışık bir adamın insanı, işleyişi ve evreni keşfetmek adına çıkmış olduğu bir serüven, bu serüvenin içerisinde durağımız şu anda burası. Burada olmaktan umarım siz de keyif alırsınız.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale