Beyninizi yaşlanmaya karşı koruyan 5 strateji

İnsan beyni de tıpkı beden gibi yaşlanır. Zamanla belirginleşen kırışıklıklar ya da bedenimizdeki değişiklikler görünür olsa da çoğumuz için bilişsel sağlık o kadar kolay adlandırılamaz. Genellikle bir ismi unuttuğumuzda ya da odak sorunu yaşadığımızda, beyin sağlığı aklımıza gelir. Modern nörobilim çalışmalarına göre; insan beyni, 40’lı yaşların ortalarından itibaren yaşlanma belirtileri göstermeye ve bilişsel aktivitelerini yavaşlatmaya başlar. Kişiden kişiye farklılık gösterse de bu yaşlardan itibaren beyinde kanla nöronlara taşınan oksijen azalmaya başlar ve bunun sonucunda özellikle hafıza ile odak fonksiyonlarında problemler gözlenir. Üstelik yaşlandıkça, beyin hücreleri arasındaki sinir iletişimi de zayıfladığından genel hız ve verimlilik kapasitesi düşer.

Beynin biyolojik olarak yaşlanmaya programlı olması kulağa kötü haber gibi gelebilir. Ancak bazı nörobilim çalışmaları, insan beyninin ileri yaşlarda bile yeni sinir ağları oluşturabileceğini kanıtlıyor. Nöroplastisite adı verilen bu yapılandırma yeteneği ise tıpkı fiziksel bir kas gibi doğru bilişsel aktiviteler yapıldığında daha da güçleniyor. Eğer zihninizi de tıpkı bedeniniz gibi zamanın aşındırıcı etkilerine karşı korumak istiyorsanız, işte uygulamanız gereken en iyi 5 yöntem!

1. Önden filtreleme yapın

Bu teknik, belirli bir eylem öncesinde hızlı bir filtreleme yaparak neye odaklanacağınızı belirlemenizi sağlar. Örneğin; kitap okuma, bir tanıdığı ziyaret etme ya da telefon görüşmesi yapma gibi beyne yeni bilgi sağlayacak eylemler öncesinde hangi bilgiye odaklanmanız gerektiğini anlaşılır kılar. Çünkü bu tip durumlarda beyin aldığı yoğun bilgiyi anlamlandırmak için aşırı çalışma eğilimindedir fakat odak noktasını belirleyemediğinden, aldığı yeni veriyi sonradan isimlendirmede de zorlanabilir. Beyne önceden faydalanabileceği filtreler sunmak ise bu yeni bilgiyi belirli başlıklar altında toplayarak daha sonra ihtiyaç halinde hatırlamasına yardımcı olur. 

2. Yazın ve tekrarlayın

Yazı yazmak, beyni zamana karşı koruyan en iyi aktivitelerden biridir. Duyduklarınız ya da okuduklarınız hakkında aklınızda kalanları birkaç cümleyle de olsa özetlemek, hem hafızayı hem bilişsel kapasiteyi güçlendirir. Bir kitap okurken bazı bölümlerin altını çizmek ya da belirli kelimeleri not etmek, zihnin kendi filtreleme sistemini oluşturmasını sağlar. Bu tip küçük bilgi parçalarını kaydederek daha sonra cümle içinde anlamlı şekilde kullanma ve karmaşık bilgiyi anlaşılır hale getirme kapasitesi gelişir. Bunun yanı sıra yazılanları okumak ve tekrar yazarak kaydetmek, bilgiyi kalıcı hale getirir. Bir bilgi ne kadar tekrarlanırsa beyindeki derin hafızaya o kadar güçlü işlenir ve kalıcı olur.

3. Zihinsel bilgiyi düzenleyin

İnsan beyni, sayısız bilgi katmanları ile doludur. Karşılaştığı hemen her veriyi işleyip anlamlandırma çabası, doğru düzenlenmediğinde zihinsel karmaşa yaratarak önemli noktaların gözden kaçmasına neden olabilir. Sürekli çalışan zihindeki bilgileri belirli gruplara ayırmak, daha sonra onlar arasından hangisini seçeceğinize karar vermenize yardımcı olur. Özellikle hızlı sosyal medya akışları arasında sürekli komik, yaratıcı ya da bilgilendirici içeriklerle uyarılan zihin, bu veri doğru gruplandırılmazsa gün sonunda hiçbirini hatırlamayabilir. Bunun için kafiyeler kullanmak, komik ifadeleri ya da yeni kavramları fark ederek gruplandırmak gayet etkili bir yöntemdir. Size sunulan bilgiyi prova etmeden önce düzenler ve sınıflandırırsanız, ihtiyaç halinde bu bilgiden daha kolay faydalanırsınız.

4. Kendinize ipuçları verin

Yaşlanan beyin, söz konusu belirli bir anıyı ya da bilgiyi hatırlamak olduğunda bocalar ve güvenilir olmayan sonuçlar verir. Örneğin; bir doktor randevusu aldığınızda bu tarihi kaydetmek aklınıza bile gelmez, çünkü zaten hatırlayacağınızı düşünürsünüz. Oysa söz konusu gün gelip çattığında saati tam olarak hatırlamadığınızı fark edersiniz. Bu gibi durumlarda, beyindeki bilgi parçaları tam olarak hatırlanmaz ve ana veride boşluklar yaşanabilir. İşte bu nedenle hızlı günlük tempo ve iş görevleri arasında sürekli yorgun olan zihne ufak ipuçları vererek, önemli tarihleri kaydetmek, hatırlamaya yardımcı bir yöntemdir. Haftalık veya aylık takvimdeki önemli anları karşınızda yazılı olarak görmek, zihnin bu karmaşık programda kendi veri tabanını oluşturmasına ve sonradan hatırlamasına yardımcı olur. Üstelik aşırı uyarılan frontal lobun üzerindeki baskıyı azaltır. 

5. Anda kalın

Zihni geçmiş anılarından ve gelecek ihtimallerinden çıkararak şimdiki zamana getirmek, harika bir odaklanma pratiğidir. Üstelik rahatsız edici anıların ya da henüz gerçekleşmemiş kaygıların zihinde yarattığı stres faktörünü ortadan kaldırır. Harika bir mindfulness pratiği olarak öne çıkan anda kalma, zihni o an yaptığı şeye odaklayarak daha farkında bir yapıya getirir. Böylece dikkat gerektiren işlerde daha kontrollü ve verimli olursunuz. Odağın dağılmasına yol açarak iş verimini düşüren dış etmenlere karşı etkili bir koruma sağlar. Ayrıca anda kalmanın, yeni bilgi öğrenimine katkısı da oldukça büyüktür. Kitap okurken, film izlerken ya da bir hobiyle uğraşırken tam olarak yaptığınız şeye odaklanarak hem zihnin yeni kavramları fark ederek öğrenip gelişmesine hem de odaklanarak sinaptik bağları güçlendirmesine yardımcı olursunuz.

Kaynak: psychologytoday

İlginizi çekebilir: 30’lu yaşlarda hafızayı güçlendirmenin yolları

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!