X

“Üçünçü göz” olarak adlandırılan beyin epifizinin işlevini artıracak 6 ek besin

Beyin epifizi, beyinde yer alan endokrin bir bez, ruhun kumanda merkezi olarak adlandırılabilir.  “Üçüncü Göz” de denilen bu küçük bez, beynimizin yarattığı gerçeklik boyutlarına adeta bir geçit rolü oynuyor ve daha yüksek bir bilinç düzeyine ulaşma sürecinde görev alıyor.

Ruhsal potansiyelini tamamen harekete geçirmek ve epifizin gücünden istifade etmek isteyen her birey, ilk olarak detoks ve düzgün beslenme yoluyla bezin işlevini güçlendirmelidir.

Araştırmacılara göre, haşere ilaçları ve kimyasal içeren yiyeceklerden oluşan yetersiz beslenme alışkanlıkları ve sudaki flor gibi çevresel toksinlerden dolayı çoğumuzun beyin epifizi ve vücudu gitgide daha fazla toksine ve nano-organizmaya maruz kalıyor. Bu organizmalar ise bağışıklık sistemimizden korunmak için etraflarında kalsiyum kabukları oluşturuyor; bu yüzden beyin epifizi kireçleniyor, vücudun birçok bölgesinde kalsiyum fosfat kristalleri birikiyor. Yoga ve meditasyon yapmak ya da ayahuska gibi tıbbi bitkilerin yardımı, bu bezin olağan dışı özelliklerinden faydalanma konusunda bu duruma son veremiyor.

Uplifers olarak; beyin epifizinin işlevini artıracak, epifizi kireçlenmeden kurtaracak, kişisel ve ruhani gelişiminiz için çıktığınız yolculukta sizi destekleyecek 6 ek gıdayı araştırdık ve sizler için sıraladık:

Keklik otu yağı ve tespih ağacı (neem) özü

Hem keklik otu yağı hem de tespih ağacı (neem) özü, beyin epifizi içerisindeki kireçlenmeyi yok etmeye yardımcı olarak arınma sürecine katkı sağlar; endokrin sistem başta olmak üzere vücuttaki sistemleri temizler. Uzun vadede her iki ek gıda da nanobakterilerin yol açtığı yeni kalsiyum kabuklarına karşı doğal bir antibiyotik görevi görecektir.

Ham kakao

İçerdiği yüksek antioksidan sayesinde; en saf haliyle ham veya organik kakao beyin epifizinin toksinlerinden arınmasını sağlar. Kakao “üçüncü göz”ün de uyarılmasına yardımcı olacaktır.

Klorofil bakımından zengin sağlıklı yiyecekler

Spirulina yosunu, klorella, buğday çimi ve mavi-yeşil alg gibi gıda takviyeleri klorofil bakımından zengin yiyeceklere örnektir. Küçük bir porsiyonda saklı daha zengin besin içerikleri sayesinde, lif içeren yeşillikleri tükettiğinizdekine benzer yararlar sağlar. Bu tür gıdalar, toksinlerden arındırıcı güçlü özellikleri ile beyin epifizinin kireçlerden arınmasına yardımcı olur.

Ham elma sirkesi

Doğal bir detoks arındırıcı olan ham elma sirkesi, malik asit özelliği sayesinde beyin epifizinin kireçlerden arınmasında yardımcı olur. Malik asit, meyvelere ekşi tat veren organik bir bileşendir. Ek gıda olarak alındığında sindirim sistemini desteklemekle beraber, vücudun toksinlerinden arınmasına katkı sağla. Elma sirkesinin, sağlığa birçok faydası vardır. Aldığınız sirke markasının ham sirke içerdiğinden ve ürünün cam bir şişede bulunduğundan emin olmalısınız.

İyot

Su sistemimizdeki florlamadan dolayı çoğumuz sodyum florüre maruz kalmışızdır. Bu durum da beyin epifizinin kireçlenmesine yol açar. Su yosunu gibi bitkilerde doğal olarak meydana gelen iyot, idrar ile sodyum florürün vücuttan atılmasında etkili bir şekilde rol oynar.

Vücudumuzun en çok ihtiyaç duyduğu mineral olmasına karşın, ne yazık ki beslenme alışkanlıklarımız bizi bu hayati mineralden yoksun bırakıyor. İyot içeren takviyeler alırken kalsiyum eksikliğinden kaçınmak için lahana, brokoli, badem, portakal, keten tohumu, susam tohumu, dereotu, kekik ve diğer kurutulmuş bitkiler gibi birçok organik gıdayı içeren bir beslenme tarzı önerilir. İyota takviye olarak, GDO’lu olmayan organik lesitin ek gıdaların da alınması tavsiye edilir.

Bor/ boraks

Vücuttan florürü atmak için kullanılabilecek iyi bir diğer takviye de bor mineralidir. Çiğ, buharda haşlanmış olarak, pişmiş bir şekilde veya toz takviye olarak tüketilebilen şeker pancarında bor minerali doğal halde bulunur. Kuru erik gibi diğer yiyeceklerde de bor minerali mevcuttur. Boraks ise bor minerali bakımından eşi bulunmaz bir kaynaktır ve çoğu meyve-sebzede bulunabilir.

Kaynak

Open Mind

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale