X

Beyaz atımızı kimse altımızdan alamasın diye: İlk evliliğimizi kendimizle yapmalıyız

Sanki hep bir saat var işleyen. Evlen. Çocuk yap. Yuva kur ki yalnız kalma. Bunlara sahip olunca yalnız hissetmeyeceğimin garantisini verebilen beri gelsin. Bu gizli baskıya ve içgüdüme baş kaldırasım olduğu bir dönemden geçiyorum.

Bizim toplumumuzda 30’larını geçmiş, bekar kadınlara genelde “evde kalmış” gözüyle bakılıyor. Başkalarının yorumu bir kenara, “Gecikiyorsun” diyen iç sesin bile yeter. Çoğu kadının bir amacı evlenmek, aile kurmak. Yalnız kalmaktan ödümüz koptuğundan bir başka yalnız kalamayan adama varıyoruz. Yalnızlığımızı gidereceğiz derken, iki yalnız insan oluveriyoruz. Ve fark etmeden yalnızlık oranını artırıyoruz. Hal böyle olunca birlikte olduğumuz her adama, evimizin potansiyel direği ve olmayan çocuğumuza baba olarak bakıyor, kriterlerimize uymayanlara şans bile vermiyoruz. Ne kritermiş arkadaş? Yaşla aynı orantılı artıyor üstelik.

Evlenme merakım olmasa da bir süre çocuk yapasım vardı. Spermi ve varlığı kriterlerime uymayan kimselere elimi bile sürmedim. Oysa birini beğendiysem, bir fırsat verebilsem, belki hayatıma başka bir şey katacak. Ama büyük planlarım vardı benim, kaybedecek zamanım yoktu.

Kendime bakıyorum da bir sevgilim olmasa bile aklımı meşgul eden birileri mütemadiyen olmuş hayatımda. Beğenmişim, hoşlanmışım, birlikteymişim, ayrılmışım, sonra başkasından hoşlanmışım ve yine aynı döngü derken yıllar, hayatlar geçmiş. Sevgilim yokken bile ya yalandan eskilere takılmış aklım ya da bir sonraki erkek arkadaşımın hayalini kurmuşum. Yüzlerce kriterimden, dileğimden biri de sevgilimle bir karavanımızın olması. Neden kendime istemiyorum da sevgilim adına diliyorum ki mesela? Çünkü beyaz atlı bir prens gelecek ve tüm arzularımı yerine getirecek. İstediğimi elde edince o arzulara yenileri eklenecek. Gerisini biliyorsunuz zaten. Benzer hikaye, farklı kahramanlar.

Üzerine kafa yordukça fark ediyorum ki hayatımı, tutkularım ve amaçlarımla doldurursam, bu kısır döngüden özgürleşebilirim. Bunun için ekonomik özgürlüğüm ve tutkularımın peşine düşecek mecalim olmalı. Eğer hayat amacımı bulursam, tutkularımı keşfedersem, severek yaptığım ve kendi koşullarımda bir işim olursa, hayatımı sadeleştirir ve kazandığımı kendime yettirirsem, bal gibi de yeterim kendime. Arada aşkımı da yaşarım ama acelem ve planım olmadığı için kafama uymadı mı yoluma bakarım. Hem böylelikle ayrılıklarla kimse alamaz atımı altımdan. Dört nala başka bir yere savururum kendimi. Kendimizi öyle derinlemesine sevelim ki tek bir şüphe kırıntısı bile kalmasın içimizde, sevilmeye değer miyiz diye. Önce kendimizle evlenelim, içimizdeki çocuğu yeşertelim hele. Gelecek hep çiçek.

İlginizi çekebilir: Konfor alanınızdan çıkmak için neyi bekliyorsunuz?

Yasemin Yapanar: Yasemin, Savannah College Of Art And Design - Güzel Sanatlar ve Fotoğrafçılık mezunu. Dört yıl boyunca Bernaylafem İletişim ve Marka Danışmanlığı’nda marka temsilciliği yaptı. Ajans tecrübesi sonrası, etkinlik ve marka yönetimi alanına “freelance” devam etti. Dünya dalış rekortmeni Şahika Ercümen, Pizza Emirgan/Gizli Kalsın gibi markalarla çalıştıktan sonra kendini, annesi olduğu Kolektif House’ta buldu. Kolektif’in kuruluşundan itibaren marka/kültür ve pazarlama departmanlarını yönetti. Tasarım, üyelik ve IK departmanlarına dokundu. Farklı alanlarda marka/kültür, pazarlama ve IK danışmanlığı vermeye devam ediyor. Yasemin’in en büyük ihtiyacı kırılganlıklarımızın konuşulması, gölgelerimizin dile gelmesi. Tüm gayesi gayreti; kendini olabildiğince samimi bir şekilde ortaya koyarak, hayatta aynı yerlerde zorlandığımızın ilhamı olmak. Bu hayalinin ilk ürünü; ‘Bilinçli Geyik’ isimli podcast’inde vücut buldu. Karşınızda kusurları, kırılganlıkları, korkularıyla olduğu ve deneyimlediği kadarıyla soyunuyor. Ve bi' tık tiye alıyor hallerini/hallerimizi. Zaman zaman kendini atıyor ortaya. Bazı bazı da konuk ağırlıyor. Bir diğer yandan Instagram’da kısa farkındalık video’ları çekiyor, orada burada makaleler yazıyor. ‘Kırılganlık Paylaşımları’ buluşmaları organize ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale