Beklerken hayat geçiyor: Hayatı hemen şu an yakalamak mümkün

Çekmem gereken birkaç tane video var. Bunu son 1 aydır yapmalıydım fakat her gün “Bugün, yarın yapacağım” deyip hala yapamadım. Yapamadım çünkü içimden gelmesini bekledim. Azıcık kendisini dürtmesi lazım insanın hele tembelliğe meyli varsa çünkü içinden bir türlü gelemiyor o beklediğin. Gelse de bazen kafan o kadar dolu oluyor ki, belki de duyamıyorsun.

İçinden geleni geçtim zihnimde sürekli aynı şeyler döndü durdu. İyi olayım, makyajlı olayım, dinç olayım öyle çekeyim, şık göründüğüm bir zaman yapayım ki daha güzel dursun, saçlarım açık ve kabarık olduğunda olsun diye diye susamadı gitti zihnim. Evet yanlış duymadınız. Tam bir aydır her gün, her an konuştu durdu böyle ve bana hareket alanı bırakmadı. Bırakmadı diyerek zihnim suçlu ben değilim demiyorum tabiî ki yanlış anlaşılma olmasın. Ben gücümü elime alıp “Hayır, sen sadece zihinsin. Farklı şeyler yapmamdan hoşlanmıyorsun, o yüzden bu tepkin. Kenara çekil artık, bu masada sana yer yok şu an” diyemedim ben de bir türlü. Aksine, ben onu dinledikçe o daha da güçlendi, gürledi ve zaman da geçti.

Zihne bak. Nasıl da elle tutulmayacak ama herkesin kalıplarına, inançlarına özel olarak, enerji olarak müthiş güçlü bahaneler üretiyor.

Ben de ne kadar mükemmeliyetçiymişim meğer. Ne kadar da hataya tahammülüm yokmuş. Kendimi hiç bu kadar bilmiyordum. Videoları çekemediğim bu süreçte bu durum yüzüme yüzüme vurdu. Halbuki bana sorsanız ben kendimi rahat ve mükemmeliyetçilikle uzaktan yakından alakası olmayan biri olarak tanımlardım. Kendimi her an yeniden tanıyorum gerçekten. Ama yine de çok ben gibi de değil bir yandan bu “her şey tam tamına olsun yoksa hiçbir şey yapmam daha iyi!” diyen sert ses. Peki kime ait?

Çok da düşünmeme gerek kalmadı. Annem bu. Her şey tam olsun, mükemmel olsun o zaman şu insanları yemeğe çağıracağım deyip o aynı insanları 20 senedir bir türlü yemeğe çağıramayan annem. 20 sene. Az zaman mı? Bir ömür demek bu.

Hayat geçiyor ve sen Gamze, aynı annen gibi, her şeyin tam ve mükemmel olmasını bekliyorsun. Ve beklediğin her geçen gün biraz daha ölüyorsun. Bekleme. Lütfen bekleme Gamze artık. Bu seçtiğin kıymetli hayatı böyle geçirme. Yeterince beklemedin mi? Artık daha bekleme. Ne beklediğinizi bilmeden annen 65 senedir bekliyor, sen 35. O beklediğinin görüntüsü, adı, şekli, rengi hep değişiyor, ama beklemek hep aynı kalıyor.

Tamı beklemek, mükemmeli beklemek. Geleceği beklemek. Yani, aslında gelmeyecek olanı beklemek. Ama korkma. Hayat her gün yeni ve yeniden başlıyor. Hiçbir şeye hiçbir zaman geç kalıyor olmayacaksın. Zaman çok göreceli bir kavram. Elle tutulur bir şey değil; andan ana, kişiden kişiye çok değişiyor. O yüzden geç kalmadın. Şu an tam zamanı! Başla!

Elinde ne varsa ne kadar varsa onunla başla. Yaşa Gamze. Olduğun halinde ve olduğun kadarınla dal hayata. Gör bak nasıl da zevk alacaksın. Garanti veriyorum. Yaşam tam da şimdi bu kararınla yeniden, bambaşka bir sayfadan başlıyor. Hem biliyor musun? Yaşamın da senin yaşamın içine katılmana ihtiyacı var.

Bu sebeple, başla. Olduğun yerden, olduğun halinle ve olabildiğin kadarınla. Ben seni en çok tam da şu an olduğun halinde çok seviyorum. Bunu da hiç unutma.

Sevgiyle…

İlginizi çekebilir: Korku tünelinden çıkış: Yeniliklere açık olmayı deneyin

Gamze Baytan
Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar ... Devam