X

Bedenimize çapa atmak: Uçan zaman değil de, zihin olabilir mi?

Karantina döneminde siz de tüm gün evde olup üstüne tüm gün yatmamanıza ve bir şeylerle uğraşmanıza rağmen bir türlü gününden, kendinden tatmin olmayanlardan mıydınız?

Beni bu tatminsizlik yiyip bitirmeye başlamıştı. Ne yaparsam yapayım az geliyordu, bir şey yapmamışım gibi hissedip kendime kızıyordum. Sonra böyle hisseden bir tek ben miyim acaba diye merak ettim ve Instagram’da gmzbaytan hesabımdan bu konuda yaptığım ankette çıkan sonuçlara göre bir sürü insanın bu şekilde hissettiğini gördüm.

Yüzde 96 gibi büyük bir yüzdenin evde olup yine de hiçbir şeye yetişememe hissinde olması bana çok enteresan geldi. “Burada bir anormallik var. Bir yerde bir yanlış yapıyoruz demek” diye üzerinde durmaya başladım biraz.

Öncelikle şunu net gördüm ki birçoğumuz zihinde yaşıyormuşuz. Tüm gün evde olup 24 saatinin olup o 24 saati hala kendine yettiremiyorsan orada bir duracaksın. Mevzu zaman değilmiş zaten onu anladım. Mevzu bakış açınmış, durumu nereden ele aldığınmış, hangi bilinçten yaşadığınmış.

Asla doymayan ve sürekli aç olan zihni doyurmak da imkansızmış. Ben zamanın uçtuğunu sanırken uçan aslında zihnimdi. Ben bu hayatı sadece zihinden yaşamaya çalıştıkça da ben de uçuyordum sanki. Hem çok şey yapıp hem hiçbir şey yapmama hissim tam olarak buralardan geliyordu. İhtiyacım tam olarak ana ve bunun da en görünen yolu olan bedenime demirlenmekti.

Eğer kendimi ana, bedenime çapalarsam ayık bir şekilde, gücü zihinden almış olacaktım. Bedenimde olarak, ne yaptığımı, ne hissettiğimi her an izleyerek yere sapasağlam basmış olacaktım. Öyle de oldu.

Gün içinde kendi kendime pratikler yaptım, halen yapıyorum. Zihnimde olduğumu fark ettiğim her an nefeslerimle bedenime, içinde bulunduğum bedenle beraber ana da geldim. Attığım adımı, elimi koyuşumu, o anki aldığım kokuları, yazarkenki hareketlerimi; o an ne yapıyorsam gözlemliyorum. Ayaklarımı sıkı sıkı yere vuruyorum bedenimi hissetmek için.

Ben merkezimde kalıp gözlemledikçe zaman yavaşladı. Yavaşladıkça çoğaldı. Ben yaptığım şeyleri görmeye başladım. Ne de fazla şey yapıyormuşum meğer.

Bedenin önemini bu şekilde başka bir açıdan yeniden tanımladım ve anladım. Uçmadan beni bu dünyaya demirleyen, her anda var olmamı sağlayan en büyük aracı.

Toprak anayla bağımı kuvvetlendiriyorum bunları fark ettiğimden beri. Artık daha çok iletişimde, daha çok sıkı fıkıyız. Köklerimi salıyorum kalbine. Kendimi güvende hissediyorum. Koşmama gerek yok, onun kollarında sarmalanayım yeter diyorum.
Şükür bedenimin, toprak ananın ve tabii zihnimin varlığına.
Şükür dengedeki hayata, ahenge.
Sonsuz sevgiyle…

İlginizi çekebilir: “Aynalama” size sizi anlatıyor: Yansımanızı görmek istemez misiniz?

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale