X

Başkalarını yargılarken ne kadar acelecisiniz?

Bu hafta Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde verdiğim “Stress Management Through Mindfulness” dersinde öğrencilerle konuşurken söz döndü dolaştı yargılara geldi.

Kendi yargılarımız… Başkalarının yargıları… Bizim başkalarının yargılarına dair yargılarımız… Bir kısır döngünün içinde dolaşıp durduğumuzu konuştuk biraz.

Aklıma şu hikayeyi getirdi bu sohbet:

Bir baba ve kızı parka oynamaya gitmişler. Küçük kız bir elma satıcısı görmüş ve babasından bir elma almasını istemiş. Babanın yanında çok para yokmuş, ancak iki tane elma almaya yetiyormuş. O da iki elma almış ve elmaları kızına vermiş.

Küçük kız her bir eline birer elma almış. Baba kızından bir tanesini kendisi ile paylaşmasını istemiş. Bunu duyunca kız hızlıca bir elmadan ısırık almış. Baba daha hiçbir şey söyleyemeden diğer elmadan da bir ısırık almış.

Baba şaşırmış. Üzülmüş. “Ben ne yaptım da kızımı böyle açgözlü yetiştirdim acaba?” diye kara kara düşünmeye başlamış. Düşünceler içinde kaybolmuşken yüzündeki gülümseme de solmuş. O an küçük kız elindeki elmalardan birini uzatmış ve demiş ki: “Babacığım bunu al, bu daha sulu, daha tatlı.”

Baba kalakalmış. Çocuğu ile ilgili bu kötü düşüncelere, bu olumsuz yargılara sahip olduğu için kendini kötü hissetmiş, ancak gülümsemesi yüzüne çabucak geri gelmiş. Çünkü artık kızının neden iki elmadan da hızlıca birer ısırık aldığını biliyormuş.

Diyeceğim şu ki, çok da acele etmeyelim fikir yürütürken, başkalarını yargılarken. Biraz zaman tanıyalım anlamak için. Dinlemeye gönüllü olalım.

Hem belki de başkaları bizi düşündüğümüz kadar da çok yargılamıyordur. Belki her şey kişisel değildir.

Bir sonraki yazıda buluşana kadar  Instagram hesabımdan bana ulaşabilir, DM üzerinden benimle iletişime geçebilirsin…

İlginizi çekebilir: Kendini daha çok sevmenin 22 yolu

Dr Eda Uslu: Dr Eda Uslu, yürümek istediğiniz yolda sizi destekleyen, cesaretlendiren, anlayışla ve şefkatle yanınızda yürüyen dost. Siz en harika versiyonunuzu gerçekleştirmek için yolunuzda yürürken yanınızda size yarenlik eden bir “karunamitra”. Aslında bir tıp doktoru iken hayatın akışı içerisinde kendi yolculuğuna çıkan kişilerden Eda. 15 yıl boyunca göğüs hastalıkları ve uyku bozuklukları uzmanı olarak görev yaptı ve Türkiye’nin sayılı akredite uyku laboratuvarlarından birini kurdu. Bir süre sonra Tıp Doktorluğunun da yetmediğini, içindeki insanlara yardım etmek isteğini doyuramadığını hissetmeye başladı. Sorular sormaya başladıkça cevaplar buldu. Çemberin içinde çırpınıp durmaktansa cesaretini topladı ve uzun yıllarını verdiği, çok severek yaptığı ve aşkla bağlı olduğu doktorluk mesleğinden ayrılarak çemberden çıktı. 2009 yılında Mindfulness ile tanıştı ve 2013 yılından beri hem Türkiye hem de İngiltere’de pek çok kurum ve kuruluşta eğitimler veriyor. Bu yolculukta Bangor University UK - Mindfulness Eğitmenliği ve süpervizyonlar, CTI (The Coaches Training Institute) - Profesyonel Koçluk Eğitimi ve Sertifikasyon, Landmark Worldwide - Liderlik Eğitimi, Mindful Schools USA – Çocuklar için Mindfulness Eğitmenliği ve İngiltere Mindfulness in Schools Project’ten .b ve Paws b (çocuk ve gençler için mindfulness eğitmenliği) eğitimlerini almış ve halen de yeni eğitimlere devam etmekte.. Son 8 senedir sadece profesyonel koçluk ve mindfulness eğitmenliğini yapıyor. 2018-2019 eğitim yılı itibariyle Türkiye’de ilk defa Mindfulness’ın müfredata girmesini sağlayarak halen Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde ve Marmara Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nde öğrencilere Mindfulness dersleri veriyor. “Hayatın gerçek anlamda farkında olan insanlar, yaşam yolculuğu sürerken aynı zamanda kendi içlerinde bir yolculuğa çıkmaya hazır ve gönüllü olurlar.” eda@edauslu.com
İlgili Makale