X

Bana iyi gelen şeyler: Meşhur 9.15 dersi

Yaklaşık 2 senedir evime hemen hemen 2 km uzaklıkta bir pilates salonuna gidiyorum. Seyahatler vs. olmadığı sürece de haftada 2-3 gün yaklaşık 1 saatim kah acı çekerek kah kahkaha atarak orada geçiyor. Bazen acıdan da kahkaha atabiliyorum bakınız acısıyla dalga geçen o kız. Beni çok seven ve salona gitmem için günleri sayan hocamın hatta hocalarımın olması da cabası, okuyorsanız el sallayın 🙂

Bu derslerin içinde bir tanesi var ki cumartesi 9.15. Meşhurdur cumartesi 9.15 dersi, bir deneyen pişman bir denemeyen derim gerisini siz düşünün 🙂 Şimdi öncelikle cumartesi ve bir hafta sonuna göre sabahın körü sayılabilecek bir saatte olduğu için baştan zorlayıcı. Bu ders için birbirinden şahane 6-7 kadından oluşan ayrı bir grubu var canım hocamızın ve tüm haftanın acısını çıkarırcasına her hafta yeni bir koreografiyi bizim üzerimizde dener. Haftalar geçtikçe de daha yaratıcı olur, “aa yok artık” cümleleri havada uçuşur. Yaklaşık 4-5 ay bu cumartesi grubuna almadı beni bu arada, önce pişmem gerekiyordu, haklıydı. Ha bu arada ben işleri biraz daha zorlaştırayım diye sabahları evden de yürüyerek gidiyorum, yaz kış demeden.

Arkadaşlarımdan genelde bu cumartesi günü kalkıp 9.15 derslerine gitmemle ilgili baya da bir eleştiri alıyorum. Yani eleştiri dediysem şaşırıyorlar aslında belki çok da haksız değillerdir. “Yahu delinin zoruna bak, cumartesi sabahı saat 9’da kalkıp spora mı gidilir?”, “Hayatı bu kadar seviyor musun?”, “Ya bir de yürüyor musun sabah sabah bu enerjiyi nerden buluyorsun?” gibi gibi. Yakın arkadaşlarımdan birisi geçenlerde şunu dedi: “Ya bu kadar ısrarla gidiyorsan, buna enerji buluyorsan ve sıkılmıyorsan demek ki sana gerçekten çok iyi geliyor. Yani sadece spor için değil orası senin mentaline de çok iyi geliyor o zaman.” 

Sonra dediklerinin üstüne düşündüm, evet aynen öyleydi. Ben sağlığım için düzenli spor yapmayı istiyorum kabul ama o cumartesi 9.15 dersine özellikle gidiyorum. Evet sabah kalkıp, özellikle kışın soğukta nerdeyse karanlık havada kendini dışarı atıp yarım saat yürüdükten sonra spor yapmak işin zorlayıcı kısmı. Ya bana iyi gelen tarafları? Sabah sessizliğinde sokaklarda yürürken en sevdiğim şarkıları dinlemek, belki bir podcastle aydınlanmak. Salona girdiğimde o güzel kadınların gözünden uyku aktığı halde hayata direnen kız neşeleri. Derste asla durmak bilmeyen canım hocamıza rağmen, nefessiz kalma pahasına aralara sıkıştırılan dedikodular. Bunların hepsi hem benim mental sağlığıma iyi gelen bir rutinim haline geldi hem de fiziksel sağlığım için spor şart tabi. Araya bir kamu spotunu da sıkıştırdık mı 🙂

Özellikle son yıllarda, hayatımdaki birçok şeyi böyle değerlendirdiğimi ve ona göre rutinime daha çok dahil ettiğimi fark etmeye başladım. Alışkanlıklarımın nasıl da hayatımı günden güne şekillendirdiğini içselleştirdiğim yaşlardayım. Günlük hayatımda gerçekleştirdiğim birçok şeyin farklı farklı zorlukları var. Aynı bu 9.15 dersi gibi. Yani evet cumartesi sabah evde yatmak, daha fazla uyumak bir seçenek. Ama bunun tam tersini yapmayı seçtiğimde bana iyi gelen tarafları çok daha fazla. O zaman onu yapmayı hatta sürdürmeyi seçiyorum.  

Biliyorum ki bugün ufak ufak da olsa bana iyi gelen, rutinim haline gelen şeyler, ilerideki hayatımın inşası için en önemli yapı taşları. Aynı Nil Karaibrahimgil’in “Gençliğime Sevgilerimle” şarkısında söylediği gibi: “Neyi alışkanlık yaparsan hayatın ondan oluşacak unutma.”

Sevgiyle kalın.

İlginizi çekebilir: En çok eleştirdiklerim gizli isteklerim olabilir mi?

Ecehan Kaylan: 1990 Aralık ayında, İzmir’de başladı benim serüvenim. 10 senedir kurumsal hayatta özel şirketlerde çalışan, 33 yaşında beyaz yakalı endüstri mühendisiyim. 30 yaşımla beraber hayatın bana getirdiği değişimlerin, tecrübelerin ve terapi sürecimin de etkisiyle kendimi tanıma yolculuğum başladı. Evet, kendini tanımak konusunda biraz geç kalmış gibiydim ama belki de tam zamanıydı. Görünen toplumsal kimliğimin yanında özellikle son birkaç yıldır gördüm ki ben kendimi en iyi yazarak ve yazdıklarımı paylaşarak ifade edebiliyorum. Bu şekilde ayrı yollarda aynı duygularla yürüyenlerle bağ kurmaktan da çok keyif alıyorum. Kendinize her gün biraz daha yaklaştığınız yolcuklarınızın olması dileğiyle!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale