Bana göre olan, sana göre nasıl: Korona virüsü ile kişisel alanımız üzerine düşünceler

Hayatımızı şekillendiren iyi, kötü kavramları, dualitenin iki ucu nasıl da değişken…
Bana göre iyi olan başkasına göre kötü olabilir.
Her bireye göre olan bir durum algıda, duyguda, düşüncede farklı olabilir.
Bunu belirleyen ise aslında bakış açımızdır.
Olanı pozitife çevirmek, kendimize ve bütüne hayırlı hale dönüştürebilmek için bakış açımız belirleyicidir.
Şimdi bunu somut, yaşanmış örneklerle açıklamaya gayret edeceğim.

Arnavutköy’de oturuyorum, mahallemiz gündüzleri sakin, huzurlu… Deniz kenarında oturmanın ruhuma çok iyi gelen muhteşem hediyesini deneyimliyorum ve her sabah bu yaşam hediyeme şükürle uyanıyorum.

Bu böyle devam ederken evimin olduğu sokağa son beş ayda arka arka ve yan yana açılan cafe-bar’lardan her hafta, özellikle de Cuma, Cumartesi akşamları, sabah beşlere kadar süren müzik, araç, korna, vale ve insan gürültüsünden rahatsız hissetmeye başlamıştım. Kafamı yastığa koyar koymaz uyuyan ben gürültüden öte, alanıma müdahale edilmesinden rahatsızdım aslında…

Tefekkür etmeye, derin düşünmeye başladım. Bu bana ne anlatıyor? Ne gösteriyor? “Alanını izinsiz işgal ettiğim kimse var mı?” diye baktım öncelikle… Yoksa alanımı korumak üzere, sınır çizmeyi mi öğrenmeliydim? Neydi yaşamın bana anlatmaya çalıştığı?

Önce tatlı tatlı, kibarca komşularıma, yani bar sahiplerine, sosyal medya hesapları üzerinden ulaşmaya çalıştım. Empati yapmaları için konuşmaya çabaladım. Yan komşu bar sahibini gece davet edip evin içinden titreyen camların sesini ve güm güm evin içinki diskoyu dinlemesini sağladım. Pek bir işe yaramadı.

Bu durum bana ne anlatıyor? Ne gösteriyor?” diye fark etmeye çalışırken…

Aniden öngörülemez, hiçbirimizin aklına gelmeyen bir şey oldu. Barlar arka arkaya kapanmak durumunda kaldı. Aylardır belediye, valilik, emniyet derken huzurlu, rahat bir uyku uyumak için çözüm bulamazken virüs çözüm oldu. Virüs mahallenin sakinleşmesine ve gürültüden uzak, rahat bir uyku uyumaya vesile oldu. Kapının önünü işgal eden valeler birden ortadan yok oldu.

Elbette hiç kimsenin ekmeğinden olmasını istemem. Ancak; işimizi yaparken birilerinin gönlünü kırıyor muyuz? Yaşam alanlarına müdahale ediyor muyuz? Birbirimize saygılı mıyız? Yoksa para kazanmak için her yol mübah mı diyoruz? Çünkü gün geliyor, hiç beklenmedik şekilde o para kazanma imkanımız tamamen elimizden alınabiliyor.

Belki de sadece bunu görmem içindi tüm yaşanlar…
Şimdi kendime ders; Hande ekmeğinin peşinde koşarken lütfen bak; birine, çevrene, yaşadığın bu güzel dünyaya zararın var mı? Birilerinin gönlünü kırıyor musun?

Hepimiz bu soruları sorup kendimize, dürüst cevaplarımızla yaşamaya devam edelim diliyorum.

Ayrıca; virüsün bize katkısı nedir? Yaşamı yeniden anlamlandırmamız ve düzenlememiz için virüs bize nasıl hizmet ediyor? Bakabilmemiz, olanı pozitife çevirebilmemiz, “olan güzeldir” diyebilmemiz çok kıymetli, önemli!

Arnavutköy mahallesi sakinlerine selam olsun. Yaşadıklarımızdan öğrenmek dileğiyle, sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Dışımızda ne varsa, içimizde de o var: Frekansınızı ve moralinizi yükseltin

Hande Akın
5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve ... Devam