X

Atina: Tanrıların başkenti

Ankara’nın gri soğuk havasına inat, bir gün öncesindeki yağmuru bırakmış, güneş açmıştı benim için Atina’da. Dolayısıyla sıcak insanlarıyla karşılandığım şehri tanımam ve yerleşik hayat moduma geçmem uzun sürmedi.

Esasında ilk Yunanistan turumdan sonra birbirine bu kadar yakın iki ülke ve iki kültürün bizden çok da farklı olmasını beklemiyordum. Ne var ki bu seferki şehir, Atina biraz daha farklıydı. Biraz daha metropol, biraz daha farklı; tarih barındırmaktaydı zira.

Atina da Gezilebilecek Yerler

Atina, her şeyden önce tanrıların şehri olarak anılmasıyla özel bir yere sahip. Kocaman bir Akropolis’in himayesinde olan bir şehir. Nereye gitsek gözü üstümüzdeydi. Şehrin betonarme gelişimine engel olamamış olsa da, kentin ara sokaklarında tapınaklarıyla adeta tarihin bekçisi gibiydi.

Akropolis’e çıkacağımız günün ‘havası’ sırf bana özel gibiydi. Güçlü rüzgarı, gri bulutlarıyla benim için konsepti tamamlıyordu Akropolis.

Akropolis’in hemen yamacında konumlanan müze de bir replika olmak istemiş buraya. Yapının dış cephesinden Tapınağın kolonlarını ve planını hissedebiliyorsunuz. Müzenin içinden Akropolis’i keyifle izleyebilir, müze kafesinde kahvenizle eşlik edebilirsiniz bu seyre.

  

Kent merkezinde yerini alan parlamento binası, kent meydanına cephe almış durumda. Eğer yılbaşı zamanındaysanız, şehir merkezinde çeşitli eğlenceli gösterilere denk gelebilirsiniz. Yeni yıl zamanının burada Türkiye’ye kıyasla daha anlamlı olması gerçekliğini yaşamak da ayrı bir keyif oldu açıkçası. Hem ‘Christmas ruhu’ taşıyan bir ülke, hem de geleneklerine bağlı bir aile ile yılbaşı havasını sonuna kadar yaşamış oldum.

Denize kıyısı olsa dahi merkezinin bir hayli  içlerde kaldığı şehirde, yine sırf benim deniz görme arzum sonucu Yunan arkadaşlarımla ulaştığımız sahil Pire ve yukarıdan manzarasını izlediğimiz tepe bölgedeki Blow’daki şık Lounge Cafe’de birer kadeh şarap içmenizi öneriyorum.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. 

Gökçen Gökyer: Gökçen Gökyer - Gündüzleri bir Yüksek Şehir Plancısı, geceleri ise bir blogger, bir köşe yazarı. İYTE'de lisans, ODTÜ'de master, HafenCity Universitat'da Erasmus yaptı. Birçok ülke, birden fazla kıta gördü. Hayatta tat alınması gereken her şeyi itinayla araştırır, bulur, bulduğunu da duyurur; yazar.. Network kurmak ise temel hayat duruşudur. Senin de gelmen o yüzden önemlidir, beklerim: gokcengokyer.blogspot.com ;)

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale