X

Aslında hepimiz çok eşliyiz, sadece bazılarımız çok sadık

Danışanlarımla yaptığım görüşmeler ve hayatın içinde şahit olduğum, bizzat kendimin de yaşadığı aldatma, aldatılma hikayelerine bakınca aslında hiçbirimizin tek eşli olmadığını fark ediyorum. Sadece bazılarımız çok sadık!

Sadakat aşkın derecesine, sevginin boyutuna göre değişiyor mu? Zamanla gelişiyor mu? Yoksa azalıyor mu? Zaman ve aşk çelişiyor mu? Sanırım her birimizin cevabı farklı olur.

Aldatmanın, aldatılmanın sadece cinsellikle ilişkilendirilmesi çok da sağlıklı olmasa gerek. Çoğu kişide duyguların aldatmacası daha derin iz bırakıyor çünkü.

Aslında doğamızda çok eşlilik varsa, doğası gereği eşine sadık olmayan birini nasıl yargılayabiliriz ki. Erkek ya da kadın fark etmiyor, insan doğal olarak aldatıyor, aldanıyor.

İlgili yazı: Tüm yönleriyle çok eşlilik: Aldatmaktan farkı nedir? Çok eşliler de birbirini aldatır mı?

Aldattığınızda, bir şeyler sakladığınızda ister istemez kendinizden kaçıyorsunuz.

Önemli olan kendini aldatmamak aslında. Kişi aldattığında, olduğu halini tam ortaya koymadığında, yalanlarla ve sırlarla, kendi gerçeğini sergilemediğinde, kaçıyor kendinden. Kendinden kaçmak bir çaba gerektirir, fazladan enerji tüketimi demek. Aynı zamanda insan farkında olmadan korkusuna yenik düşüyor. Aldatıp da gizliyorsanız eğer, kendi gerçeğinizi ortaya koyduğunuzda, olacağını düşündüğünüz olasılıklardan korkuyorsunuzdur. Hep hatırlayın lütfen, korktuğunuz şey sizi zaten yönetir. Özgürlüğünüzü yok eder.

Kendi gerçeğinizi ortaya koyun

İnsan çok eşliliği yaşıyorsa eğer, kendi gerçeğini de ortaya koyabilmeli. Olduğundan farklı göstermemeli kendini. Esas olduğundan farklı göstermek çalar bütün enerjini. Bilinçaltında; kendin olmadığını hissettiğinde, suçlarsın kendini ve bilinçaltı suçlu hissederse cezalandırır kendini. Farkına bile varmazsın!

Doğal olan kendin olmak değil mi?

Şimdi lütfen bakın kendinize; aldatan, aldatılan halinizi de kabul edin, sıkıca sarılıp sevin. Bir de kendi kendinizi yargılamayın, cezalandırmayın. Aldatsanız da aldatılsanız da kendiniz olmaya izin verin AŞKla. Konuyla ilgili sevgili Geveze’yle birlikte gerçekleştirdiğim konuşmaya aşağıda ulaşabilirsiniz:

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.
İlgili Makale