Aslında hepimiz “bütün, tam ve anlamlı” olmak isteriz

Psikolojide en sevdiğim kuramlardan biridir Gestalt Psikolojisi. Bir grup Alman psikoloğun geçtiğimiz yüzyılın başında geliştirdiği bu yaklaşıma göre “her psikolojik olayın anlamlı, bütün ve basit olma eğilimi” vardır. “Pragnanz Yasası” denilen bu yasa, tüm algı yasalarının temelini oluşturur.

Yarım kalan bir ilişkinin veya eski sevgilinin bir türlü unutulamaması, sevilen bir kişinin onunla vedalaşamadan kaybı sonucu yaşanan suçluluk duygusu, sürekli ertelenen, yarım bırakılan bir işin huzursuzluk vermesi gibi durumlar tam olarak “algılarımızın bütün ve tam olma” isteğinden kaynaklanır.

Tamamlanmamış yaşantılar, tamamlanmış olanlara göre daha önce ve net hatırlanırlar.

İşte zihnimizin doğal yasalarına dayanan ve dış dünyayla bağ kurmamızı sağlayan algılarımızın tek amacı “bütün, tam ve anlamlı” olmaktır.

Tamamlanmamış işler, güzel bir şekilde sonuçlanmamış konuşmalar, anlaşmazlıklar, kırgınlıklar, anlamlandıramadığımız veya bastırdığımız her şey, kendini mutlaka hatırlatır. Zihnimiz bize adeta “Bak, burada bitirmen gereken bir iş var!” der. Çünkü tamamlanmamış yaşantılar, tamamlanmış olanlara göre daha önce ve net hatırlanırlar (Zeigarnik Etkisi). Çözümlenen, anlamlandırılarak kapatılan her dosya ise, zihnimize rahatlama hissi verir.

Bu yazıyı okuyan sen de “bedenin, zihnin ve ruhunla” bir bütünsün.

Beden, zihin ve ruh bütünlüğünü esas alan Holistik (Bütüncül) Yaklaşım da aynen Gestalt Psikolojisinde olduğu gibi, “bütünün parçaların toplamından fazla bir şey olduğu” düşüncesini esas alır.

Bu yazıyı okuyan sen de “bedenin, zihnin ve ruhunla” bir bütünsün.

Öyleyse bütünü anlamak için parçaları tek tek anlamak yetmez, “bütünü anlamak için parçaları birleştirmek, anlamlı bir bütün oluşturmak” gerekir.

Holistik yaklaşıma göre;

  • İnsanlar beden, zihin ve ruhun karşılıklı etkileşimi altındadır.
  • Her hastalığın ya da sağlık sorununun mutlaka duygusal ya da zihinsel bir nedeni vardır.
  • Hastalık/sorunlar kişinin “yeni duruma uyum” eksikliğinden kaynaklanır.
  • Hastalık/sorun kişinin kendisini geliştirmesi, sorunlu alanlarını, eksiklerini görmesi ve kendisini yenilemesi için bir fırsattır.
  • İnsanlar sorunun/hastalığın zihinsel kaynağını değiştirmedikleri sürece, o anda hastalıkla ilgili bir iyileşme sağlansa bile, hastalık ilerde tekrarlanacak veya yeni bir hastalık ortaya çıkacaktır.
  • Öfke, suçluluk, kırgınlık ve korku gibi olumsuz duyguların uzun süre baskılanması bedende er ya da geç hastalık yaratır.
  • Holistik sağlık tüm yaşamı kapsar.
  • Holistik yöntemler doğal yöntemlerdir ve yan etkileri yoktur. Bu yöntemlerden bazıları: Nefes teknikleri, meditasyon, yoga, Duygusal Özgürleşme Teknikleri (EFT) ve aromaterapi.
  • Holistik yöntemler tıbbın alternatifi değildir. Ancak tamamlayıcısı olabilir.

Ayrıntılı bilgi ve destek almak isterseniz bana www.ayselkeskin.net’ten ulaşabilirsiniz. Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

 

İlginizi çekebilir: Özgürlükle ilgili az bilinen gerçek: Bütün insan olmak

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Aysel Keskin Psikolojik Danışman
2006 yılında Marmara Üniversitesi’nden mezun olduğumdan beri, henüz on yaşındayken karar verdiğim ve severek yaptığım Psikolojik Danışmanlık mesleğini yapıyorum. Yedi senelik kurumsal hayat tecrübemin ... Devam