X

Aşk yolcusu olmak için: Kendini olduğun gibi sevebilir misin?

Her insan kendi cehennemini yaratır ve ona aşık olur. O ızdırabın içinde kalması mümkün olsun diye, sevgi tanımını değiştirir. Artık aşkın adı onun için “bağımlılıktır.”
Bağımlı olduğuna, açlıkla, iç yoksunluğuyla bağlandığına “aşk” der. Oysa o aşktan ziyade, cehennemin parlak kırmızı alevidir. Bir doyma ve içindeki boşluğu umutsuzca doldurma hırsıdır.
Aşk, bağımsızdır. Kişilerden, durumlardan bağımsız olandır. Her şeyin arasında akan tanımsız şekilsiz, hiçbir yere çekemeyeceğin, bir amaca araç edemeyeceğindir. Aşk, senden ve her şeyden bağımsız var olanadır. Özgürdür, hürdür.
Kendi cehennemi içinde kavrulanlar, aşk ile başa çıkamazlar. Onu bir duruma kişiye bağlama, bir şeylerden, dışarıdan alma hevesindedirler. Yani, aşkı surette arayan ve sonsuz dehlizin kapağını açmış olanlardır.
Özgür bir zihne ulaşmadan, gerçek bir kabule yaklaşmadan “gerçek aşk”a dokunamazsın.
Çünkü ancak özgür bir zihin, şekilsiz bir gerçekliğin varlığına ikna olur.

Kalıplara, travmalara, kimliklere, ajandalara bağlı ve bu saydıklarımızın yönetimindeki bir zihin, aşkı bir şekle sokmaya, tanımlamaya, ona hükmetmeye ihtiyaç duyar. Onu olduğu gibi görmeyi beceremez. Kendi filtrelerinden geçirerek manipüle eder. Bu manipülasyon genellikle, kişilere, durumlara atfedilir.
O kişinin aşkı sana verdiğini düşünürsün. O ortamlarda, o çevrede aşkı yaşayabildiğini düşünürsün. Senin için mümkün kılanların dışarıda olduğuna inanırsın ve tam da bu yüzden ıskalarsın!

Aşk, ızdırap değil, bir varoluş şeklidir.
Her şeyden ve herkesten bağımsız.
Aynı senin gibi…
Sen, her şeyden ve herkesten bağımsız olduğunda, aşk olursun. Şekilsiz, tahmin edilemez, yönetilip manipüle edilemez, koşullardan bağımsız “sen” olursun.
Varlığın başkalarının duygu ve düşüncelerine bağlı değildir artık, sadece varsındır. Bunun bir sıfatı yoktur ve veya sonsuz sıfatların hepsini aynı anda içinde barındırır.
Ayırmadan, ayrıştırmadan.

Kendi cehennemini tanımlamak, onu görünür kılmak, genellikle “utanç” hissi ile gelir. Orada nasıl kullanacağını bilemediğin bir sürü aracın vardır. Öfken vardır, kırılganlığın vardır, sevgin vardır, acın vardır… ve bunların görünür olmasından duyduğun korku, endişe seni daha çok bağımlı yapar kendi cehennemine.
Aman dışarı çıkmasın da, varsın yansın dersin. Dışarı çıkmamış hallerin için duyduğun kişisel yargın içindeki utancı tetikler. Nerelere saklanacağını bilemezsin… Bu sebeple de hiç açmazsın o cehennemin kapağını, ta ki dayanılmaz hale gelene kadar, kendi basıncından kendini patlatana kadar.

Soru şu: Gerek var mı canını yakmaya? Paramparça olana kadar kendini sıkıştırmaya?
Ve inançlar, ve akıl… Bu patlama durumunu da kendinden başka bir güce ithaf eder. Bazen tanrıya, bazen karşındaki varlığa, bazen bilinmez kadere… Yine, senden kaynaklı değildir, yine dış bir zihinden, kaynaktan almışsındır yardımını, cezanı, hesabını…
Oysa hürriyet, sorumlulukla gelir. Sen kendi cehennemini görmezden geliyorsan onu dönüştürmeye bilinçli olarak çalışmıyorsan yaşamının sorumluluğunu almıyorsun demektir. Senin olanı sahipleniyorsun demektir.

Kendi çocuğunu, doğurduğun, doğmasına vesile olduğun varlığı ayrıştırabilir misin? Onun bazı özelliklerini ve hallerini yok sayabilir, bir ağaç gibi budayabilir misin? Onda “sevmediğin” haller var diye onu bir odaya kapatıp sonsuza kadar saklayabilir misin? Onu tutsak eder misin? Onu sevmekten vazgeçer misin?
Ne olursa olsun sevmeyi, kabul etmeyi öğretir çocuklarımız bizlere. Bütün olarak görebilmeyi ve o bütünü nasıl dengeleyebileceğini… Şekilsizliği kabul etmeyi…
Kendine de aynısı yapabilir misin?
Olduğu gibi sevebilir misin? Olduğu gibi kabul edebilir misin? Utancı kenara bırakarak, olduğu şeyi yaşamasına izin verir misin?
Cevabın evet ise, aşk yolcusu olursun arkadaşım. Aşkın kendisi olmaya niyet etmiş “insan” varlığı olursun.
Bunun için şarta, kıyasa, şekle ihtiyaç duymayan, kendi gibi varolma cesareti göstermiş akan suyun içinde balık olursun. Hem gidersin, hem akarsın. Yolundasındır. Sensindir. Kendi yolunun rotasında, kendi yaşamının coşkusundasındır.
Bağımsız ve hür.

Aşk olsun!

İlginizi çekebilir: En derinlerdeki isteğimizin altında ne yatıyor: “En çok beni sev!”

Esra Uyman: Lise yıllarında başlayan kişisel gelişim, ruhsal gelişim ve metafizik konularına duyduğu yoğun merak onu yurt içi ve yurt dışında birçok özel eğitim çalışmalarına katılmaya yönlendirdi. İlk eğitmenlik diplomasını ‘World Initiatives School of Esoteric Studies’den alan Uyman’ın katıldığı çalışmaların bazıları; Organizasyon Konstelasyonu, Aile Sergileri, Vernon Frost eğitimleri, Louis Franco’dan aldığı çeşitli eğitimler, Anthony Robbins Unleash the Power Within San Jose semineri, Charlie Morlay Lucid Dreaming eğitimi, Tayland da Tantrik Yoga (RYT-200) eğitmenliği eğitimi, Peru, Amerika, Şili, G.Afrika ve Türkiye’de katıldığı Şamanik çalışmalar ve seremonilerdir. Bunların yanı sıra TGA İleri Seviye Metafizik Semineri, Ziya Azazi’nin Dervish in Progress Çalışması gibi pek çok özel çalışmaya katıldı ve eğitmenlik eğitimini aldı. Masssuma Altın Enerji I-II enerji uyumlamasını alan Esra Uyman, Avi Gören-Bar Jungian Coaching School (ICF) (ACSTH) dan koçluk sertifikasını aldı. Tüm bu çalışmalar ve eğitimlerle kendi uyanış deneyimini birleştiren Esra Uyman, farklı başlıklar altında bireylere ve kurumlara yönelik, birbirinden güçlü çalışmalar tasarlayıp sunuyor. Kişilerin iç dünyalarına yönelik farkındalıklarını artıran, çarpıcı bir vizyon ve perspektif değişimi sunan, yaşamda üstlendikleri sorumluluklarda anlam bulmalarını sağlayan, merak, heyecan ve umut duygularını yükselten, tüm insanlık deneyiminin derinliğini kavramaya yardım eden ve çarpıcı yüzleşmeleri şefkatle yaşamalarını sağlayan eğitimler gerçekleştiriyor. Yaşamın Sorumluluğunu Almak, Kendimiz Olmak, Bizi Engelleyen İnançlar, Metafizik ile Özgürleşme Yolculuğu, Seçimlerimiz ve Biz, Gözlemci Bilinci, Nefes ve Meditasyon Teknikleri başlıkları altında kurumlara webinar ve uygulamalı eğitimler veriyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale