Arkadaş; birçok kişinin hayattaki en güvenli sığınağı, hatta bazıları için aileden bile yakın gördüğü kişileri tanımlar. Fakat arkadaşlık ilişkilerinin de kendi içinde oldukça kırılgan dengeleri vardır. Aslında bu güvenli limanlarda boğulmamamız gerekir, ama bazen sessiz bir fırtına her şeyi yıkmak için yeterlidir. Bazen bir mesajın geç cevaplanması, bir buluşmanın iptal edilmesi ya da bir fotoğrafta hissedilen soğukluk, bir anda beraberinde yalnız kalma korkusu getirir. Aynı zamanda insana kendini sorgulatır. “Acaba yanlış bir şeyi mi yaptım?” diye tüm anıların didik didik tarandığı bu yoğun kaygı durumu, bağlanma dinamiklerini daha da karmaşıklaştırarak sorgulama döngüsünü hızlandırır.
Arkadaşlıktaki bağlanma stilleri
Her ilişkide olduğu gibi arkadaşlık ilişkilerinde de çeşitli bağlanma stilleri vardır ve bu farklı stiller, arkadaşlarımıza nasıl davrandığımızı ya da onların davranışlarından nasıl etkilendiğimizi belirler. Bağlanma stillerinin gelişimi ise genellikle çocukluk deneyimleri etrafında şekillenir. Dolayısıyla bugünün ilişkilerini anlamak için mercek altına alınması gereken de bu geçmiş deneyimlerdir.
Çocuklukta mutlu ve huzurlu ilişkilerin kurulduğu bir ortam, ihtiyaçların karşılandığı bir ortamdır. Böyle bir aileden geliyorsak sevdiklerimize güvenir, onlar için yeterli olduğumuza inanırız. Ancak tam tersi bir ortam, bizi sürekli reddedilmeye karşı tetikte olan ve sevileceğine inanmayan birine dönüştürür. Çünkü çocuklukta aradığı ilgi ve şefkati göremeyen bir insan, kendini sevilmeye değer hissetmez ve herhangi bir sorunda hatayı ilk önce kendinde aramaya meyilli olur.
Romantik ilişkilere benzer şekilde arkadaşlık ilişkilerinde de gelişen bağlanma stilleri, bu tür olumlu veya olumsuz deneyimlere bağlıdır. Bir arkadaşınızın sessizliğine fazla kafa yoruyorsanız, reddedilme ve güvensizlikle ilişkili bir bağlanma stili geliştirmiş olabilirsiniz. Öte yandan sosyal medyanın yarattığı algı, kişisel öz değer yargısı ve arkadaşlığın da bir performans alanına dönüşme durumu da sizi duyarlı bir insana çevirmiş olabilir.
Arkadaşlıkta kaygılı bağlanma
Arkadaşlıktaki kaygılı bağlanma, kendi sessiz belirtilerine sahiptir ve bu belirtilerin farkında olmak, çözüme giden yoldaki altın anahtardır.
1. Belirsizliği korkuyla doldurma alışkanlığı
Arkadaşlarımızdan istediğimiz onayı almadığımızda veya yapılan bir planın iptal edildiğini öğrendiğimizde, bazılarımızın beyninde bir tik atar. Bu tik, gerçekte yaşananları en kötü senaryolarla doldurarak hatayı kendinde bulmaya çalışır. Endişeli şekilde aşırı düşünmeye başlamak ve nerede yanlış yaptığını aramak ise kaçınılmaz hale gelir. Eski mesajları açıp okumak ve cümle aralarını anlamak, sonu gelmez bir döngü yaratır. Bu döngüyü kıracak tek şey, arkadaştan gelen bir açıklama mesajıdır.
2. Mükemmeliyetçiliğin getirdiği mesafe
Birçoğumuz için arkadaşlık, sürekli uyumlu ve mevcut olan birini tanımlar. Mükemmeliyetçilik maskesi altında sunulan bu ilişki, arkadaşlık ortamını sürekli taleplerin olduğu bir podyuma çevirir. Biz de bunun sonucunda kendimizi, başkalarını mutlu etmeye programlanmış ve her an mutlu, iyi, neşeli olan biri olmaya zorlarız. Bunun derinlerinde yatan terk edilme korkusu, kendi ihtiyaçlarımızı öne koyduğumuz zamanlarda ortaya çıkar. Örneğin; çağrıldığımız bir yere sırf kendi başımıza kalmak istediğimiz için gitmez, ama ardından arkadaşımızın yazdığı en ufak şeyden anlam çıkarırız. Bu memnun etme ihtiyacı, bizi sürekli “Evet” demek zorunda bırakır.
3. Kendin olamama sorunu
Arkadaşlık bağlanmasının güvensiz olması, onların yanında olduğumuz kişiyi çekinmeden ortaya çıkarmamızı önler. Bu nedenle, arkadaşlarımızın bizden beklediği gibi davranır ve gerçek sorunlarımız ya da düşüncelerimiz hakkında nadiren açık oluruz. Bu durum ise uzun vadede sürdürülmesi imkansız bir ilişki dinamiği yaratır. Çünkü insanlar gerçek bizi tanımadığı zaman, bizim için iyi olduğunu sandıkları şey gerçekle ilgisizdir. Arkadaşlıkların derinleşmemesi ve mesajların altındaki gizli anlamların aranması da bundan kaynaklanır.
4. Sorunlar karşısında kendini kapatma
Her arkadaşlıkta ufak tefek pürüzler olabilir ama çoğumuz için bu sorunlarla yüzleşmek seçenek bile değildir. Bir arkadaşımıza kırıldığımızda ya da onun davranışından rahatsız olduğumuzda bunu açıkta söylemek yerine, ondan bir süre uzaklaşmayı tercih ederiz. Ama bu, durumla baş ettiğimizi değil, sorunları halının altına süpürdüğümüzü gösterir.
Arkadaşlık anksiyetesiyle baş etme yöntemleri
Arkadaş ortamında yaşadığınız anksiyetenin nedeni ne olursa olsun, çözümü şaşırtıcı şekilde benzer olabilir. İşin iyi tarafı da kaygılı durumu sonlandırmak için uygulayacağınız yöntemler, günlük hayata kolayca entegre edilebilir. Eğer tatmin edici arkadaşlıklarınızı stresli buluyor ve bunun nedenini merak ediyorsanız, ilk adım olarak elde ettiğiniz bu farkındalığı sıralayabilirsiniz.
- Beynin senaryo üretme şeklini bir süre gözlemleyerek oluşturduğunuz hikayelere bakın. Bu süreci yakından takip etmek, gerçekleri hayal dünyanızdan ayırmanızı kolaylaştırır.
- Gerçekten yakın gördüğünüz arkadaşlarınızla derin bağlar kurmak, ortadaki yanlış anlaşılmaları giderir. Onlara kim olduğunuzu ve nelerden hoşlanıp hoşlanmadığınızı söyleyerek, daha güvenli ilişkiler kurarsınız.
- Sosyal medya tüketimi, beklentilerimiz üzerinde yanılsama yaratabilir. Bunu önlemek için bilinçli kullanıma özen gösterin.
Arkadaşlıkta kendi sınırlarınızı tanımlayın çünkü kurulan her ilişkinin aynı değerde veya yoğunlukta olması gerekmez. Aksine, her ilişki kendi içinde farklı dinamiğe sahiptir.
Kaynak: tinybuddha, self
İlginizi çekebilir: Dostluk yolculuğunda kırılma noktası: Arkadaş ayrılığı