X

Annelerimize “Sana ne kadar teşekkür etsem az” dedirten nedenler

En son ne zaman annenize teşekkür ettiniz?

Hayatta, günlük telaşlarımız arasında, bazen o kadar yoğun oluyoruz ki, bizi hayata getirenleri unutuyoruz. Ne kadar düşünceli olursak olalım, kabul edelim ki hayatta en çok şükran duymamız gereken kişiye teşekkür etmeyi unutuyoruz.

En son ne zaman annenize teşekkür ettiniz? Bahsettiğimiz şey; yalnızca çamaşırlarınızı yıkadığı veya size yemek hazırladığı için değil, sahiden içinizden geldiği için, gözlerine bakarak teşekkür etmek. Oldukça uzun zaman oldu değil mi? Ona teşekkür etmeniz gereken çok fazla şey varken, bazen arayıp halini hatırını bile sormadan günler hatta haftalar geçirdiğimiz oluyor.

Aslında teşekkür etmek için bir sebebe ihtiyaç yok. Her ne kadar meşgul olsak da, ne kadar problemle uğraşmak zorunda kalsak da, onların bizim sesimizi duymak istediklerini fark etmemiz gerekiyor. İşte annelerimize teşekkür etmemiz için, diğer birçoğunun yanı sıra, 7 önemli sebep:

1-Beni dünyaya getirdiğin için teşekkürler

Beni dünyaya getirerek, 9 ay boyunca rahatsız ve aç gezmeyi, uzun bir süre uykusuz kalmayı göze aldın. Geceler boyu benim ağlama seslerimle uyandın. Ve bunları sadece beni bir gün kucağına alma umuduyla ve sevgi dolu yüreğinle yaptın.

Bunun ne kadar büyüleyici olduğunun farkında mısın? Ben daha gerçek değilken bile sevdin beni; sadece yüzüme bakabilmek için hayatını askıya almaktan çekinmedin. Bu, birinin benim için yapabileceği en büyük şeydi.

2- Bana öğrettiğin için teşekkürler

Bana konuşmayı, yürümeyi, koşmayı, bisiklet sürmeyi öğrettin. Ama koşulsuz şartsız sevebilmeyi, her şeyin güzel olacağını ve kalp ağrılarının iyileşeceğini de. Saçmalamakta hiçbir sakınca olmadığını, ağlayana kadar gülmeyi ve hata yapmayı öğreten de sendin. Bana ben olmayı öğrettin. Şimdiye kadar bunun ne kadar müthiş bir şey olduğunu hiç fark etmemiştim.

Attığım her adımda bütün kalbinle benimleydin.

3- Hissettiğin için teşekkürler

Ben düştüğümde senin canın acıdı. Çıkan dişimi yastığın altına koymak için benim kadar heyecanlandın. Biri kalbimi kırdığında, göğüs kafesimde hissettiğim acının aynısını sen de hissettin. Başarılarımda neşemi paylaştın, başaramadığımdaysa korkumu…

Bana sonsuz sevgini sundun. Eskiden bana, ben ne hissediyorsam aynısını hissettiğini söylediğinde, bunun gerçek olmadığını düşünürdüm; ancak şimdi gerçek olduğunu anlıyorum. Attığım her adımda bütün kalbinle benimleydin. Benimle birlikte acı çektin, ağladın, güldün.

4- Beni engellediğin için teşekkürler

Geçmişte bunun için senden nefret ettiğim anlar oldu; ama şimdi anlıyorum. Aslında bunu tam olarak anlayabilmek için büyüyüp bir yetişkin olmam gerekti. Fakat şimdi telefonumu neden aldığını, bazen neden beni odama kapattığını anlayabiliyorum. Bu sayede her hareketimin bir sonucu olduğunu ve bazen bu sonuçların hoşuma gitmeyebileceği öğrendim. Bu sayede düşünmeyi öğrendim. Bütün bu yaptıkların, büyürken bana çok yardımcı oldu.

Eğer kendim olmama izin vermeseydin, kim olduğumu ve kim olmak istemediğimi asla bilemezdim.

5- Ben olmama izin verdiğin için teşekkürler

Sonradan pişman olacağımı bildiğin halde saçlarımı kestirip boyatmama izin verdiğin için teşekkürler. Aslında hiç sevmediğin halde, dövme ve piercing yaptırmama ses çıkarmadığın için teşekkürler. Sırf istiyorum diye gülünç bir şekilde giyinmeme izin verdiğin için teşekkürler.

Eğer kendim olmama izin vermeseydin, kim olduğumu ve kim olmak istemediğimi asla bilemezdim. Ayrıca, beni durdurmuş olsaydın, şu an komik #TBT fotoğraflarım da olmazdı.

6- Gitmeme izin verdiğin için teşekkürler

O zamanlar, bunun nasıl büyük bir şey olduğunu anlamamıştım, ama şimdi anlıyorum. Beni korudun, kolladın ve hissettiğim her şeyi sen de içinde hissettin. Hayatını bana adadın. Ve sonra gittim. Okul için evden ayrıldım, ardından işe başladım, derken eve uğramak için neredeyse hiç zamanım kalmadı. Evden uzakta geçirdiğim günlerde ise, bunun sende nasıl bir etkisi olduğunu hiç düşünmedim.

Ben her koşarak yanına geldiğimde, beni bir gün tekrar gideceğimi bilerek kollarına aldın. Her seferinde gitmeme izin vereceğini, beni durdurmaya çalışmayacağını biliyordum. Ama şu an, ilerleyen yaşım sayesinde, aslında gitmeme izin vermeni hiç istemediğimi fark ediyorum. Ondan ayrılmak canını çok acıttığı halde küçük yavrunun hayallerinin peşinden koşmasını seyrettin.

7- Sen olduğun için teşekkürler

Sen çok güzelsin, hem için hem dışın çok güzel. Benim için çok şey yaptın. En son kendini düşündün. Önceliğin hep bendim. Benim harika anılar biriktirmemi sağladın, yaşamımı nasıl sürdüreceğimi öğrettin. Ama hepsinden önemlisi, nasıl anne olunacağını öğrettin. Ebeveyn olma çıtasını gözümde öyle yükselttin ki, kendi evlatlarım için senin yaptıklarının yarısını bile yapabilirsem, kendimle gurur duyacağım. Sen bana iyi bir eş, iyi bir arkadaş, iyi bir öğretmen olmayı ve daha birçok şeyi öğrettin.

Biliyorum ki, bu birkaç teşekkür senin beni yetiştirirken yaptığın şeyler karşısında çok az kalıyor. Ama yine de bu teşekkürlerin kalbimin derinliklerinden geldiğini söylemek istiyorum. En iyi arkadaşım ve koruyucu meleğim olduğun için teşekkürler. Hepsinden önemlisi, benim annem olduğun için teşekkürler.  Seni çok seviyorum.

Kaynak:

elitedaily.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale