X

Anneler günü yaklaşırken anne-kız arasındaki ilişkiyi geliştirmenin yolları

Anne-kız ilişkileri her zaman karmaşık ve farklı olmuştur. Bazı anne-kızlar en iyi arkadaş gibi geçinirken, bazıları haftada bir kez konuşur. Bazıları düzenli olarak görüşürken, bazıları kavga etmekten kaçınmak için daha nadir görüşürler.

Anne-kız arasındaki ilişki ister iyi ister kötü olsun, her ilişkinin iniş çıkışları vardır. Psikolog ve yazar Roni Cohen-Sandler, anne-kızlarla yaptığı görüşmelerde bazı temel şikayetlerin ön plana çıktığını söylüyor: Anneler ebeveynlik yapmak istiyor ancak bu sırada fazla eleştirel ve fazla talepkar oluyor. Annelerin açısından bakıldığında ise kızları onları dinlemiyor, kötü kararlar veriyor ve annelerine zaman ayırmıyor.

Annenizle ilişkiniz genel olarak nasıl olursa olsun, her ilişkinin iniş çıkışları olduğuna göre sizin de annenizle ilişkinizde geliştirmeniz gereken taraflar var demektir. İşte anneler günü yaklaşırken annenizle ilişkinizi geliştirmeniz için birkaç öneri:

1. İlk adımı siz atın

Karşınızdaki kişinin, yani bu durumda annenizin ilk adımı atması için beklemeyin. İlk adımı karşı taraftan beklemek, ilişkinizi sonu olmayan bir yola doğru götürür. Kendinizi nasıl hissettiğinizi düşünün ve neleri değiştirmek istediğinize odaklanın.

İlginizi çekebilir: Annenizle birlikte keyifli zaman geçirmenizi sağlayacak en güzel Anneler Günü hediyeleri

2. Kendinizi değiştirin

Birçok insan bir ilişkiyi düzeltmenin tek yolunun karşı tarafın kendisini değiştirmesinden geçtiğini düşünür. Oysa siz de davranışlarınızı olmasa da beklentilerinizi ve verdiğiniz tepkileri değiştirebilirsiniz. Bunu bir dans gibi düşünün. Bir taraf adımlarını değiştirdiğinde, dans da değişir.

3. Gerçekçi beklentileriniz olsun

Bazen hem anneler hem de kızları, ilişkileri hakkında idealist beklentiler içine girebiliyor. Örneğin çocuklar ebeveynlerinin her zaman onları besleyeceğini ve her zaman orada olacağını düşünür. Oysa bunun bir gün değişebileceğini bilmelisiniz.

4. İletişim kurun

İletişim eksikliği, anne-kız ilişkilerinin en temel sorunlarından biridir.Bazen çok yakın olabiliyorlar ve kendilerini o kadar yakın hissediyorlar ki birinin diğerinin nasıl hissettiğini bilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Ancak bunun sonucu olarak iletişim kurmuyorlar veya başka kimsenin cesaret edemeyeceği sertlikte bir iletişim kuruyorlar” diyor Cohen-Sandler. Anneniz sizin zihninizi okuyamaz. Kendi zihninizi sakince dinleyin ve zihninizde oluşan düşünceleri sakince söyleyin. Anneniz size çocuk gibi mi davranıyor? Onun bunu anlamasını beklemek yerine “Anne bana yetişkin gibi davranmıyorsun” diyebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: 93 yaşındaki annesi yanına taşınınca bunu bir fotoğraf projesine dönüştüren sanatçı

5. Aktif bir dinleyici olun

Aktif dinleme, karşınızdaki kişinin ne söylediğini önceden bildiğinizi farz etmek değil bunu yansıtmaktır. Böylelikle karşınızdaki kişinin söylediklerini işittiğinizi ve anladığınızı göstermiş olursunuz. Ayrıca, annenizin söylediği şeylerin altındaki mesajı anlamaya çalışın. Örneğin anneniz “Seni enayi yerine koymalarına izin verme” dediğinde bunu fazlasıyla eleştirel bir cümle olarak algılamak yerine annenizin aslında “Kendini korumuyorsun, o yüzden seninle ilgili çok daha fazla korumacı hissediyorum” demek istediğinin farkına varın.

6. Kendinizi onun yerine koyun

Düşünün ki elinizde bir kamera var. Eğer elinizdeki objektifi kullanırsanız kısıtlı bir alanı görürsünüz. Ancak panoramik bir objektif kullanırsanız, çok daha geniş bir alanı görebilirsiniz.

Annenizin farklı bir zamanda doğduğunu, farklı bir jenerasyona ait olduğunu, farklı değerlerle ve farklı bir aile ortamında büyüdüğünü unutmayın. Onun da kendine ait yaraları, acıları olduğunu hatırlayın. Annenizle iletişim kurarken, onun duygularını anlamaya, empati yapmaya özen gösterin. Eğer anneniz sizinle bir şeyler yapmak istiyorsa “Anne ısrar edip durma, istemiyorum, yoğunum” demek yerine “Anne bunu ne kadar istediğini biliyorum, keşke bu hafta yapabilsek ama mümkün değil. Haftaya ne dersin?” şeklinde yaklaşmayı düşünün.

İlginizi çekebilir: Annelerimize “Sana ne kadar teşekkür etsem az” dedirten nedenler

7. Anlaşmazlıkları kabullenin

Anneler ve kızları birçok konuda anlaşmazlığa düşebilir. Evlilik, ebeveyn olma, kariyer bunlardan sadece birkaçı. Bu konulardaki anlaşmazlık durumunda, genellikle anneler veya kızları birbirlerinin fikirlerini değiştirmeye, karşı tarafı ikna etmeye çalışır. Anneler, kızlarının farklı tercihleri nedeniyle kendilerini reddedilmiş ve tehdit altında hissederken, kızlar da annelerinin onları onaylamadığını düşünür ve savunmacı bir psikolojiye bürünür.

Oysa bazı konularda hiçbir zaman aynı fikirde olamayacağınızın ve bunun sorun olmadığının farkına varın. Hatta, anneler ve kızlarının bazı temel konularda fikir ayrılıkları yaşaması sağlıklı bir durum. Anneler ve kızları birbirlerine çok yakın olabilirler ancak hiçbir zaman aynı insan olamazlar.

8. İlişkinize başkalarını sokmayın

Anneler ve kızları çocuğu zaman ilişkilerine üçüncü tarafları da dahil eder. Kızlar, anneleri onları çıldırttığı için babalarını konuya dahil etmeye çalışırlar. Anneler ise kızlarıyla konuşamadıklarını düşünerek diğer çocuklarını konuya dahil ederler. Koşullar ne olursa olsun, annenizle ilişkinize başkalarını dahil etmeyin ve doğrudan kendiniz iletişim kurun.

Kaynaklar:
PsychCentral
Huffington Post

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale