X

Anne Karnındaki Bebek, Sesleri Ne Zaman Duyar?

Pek çok insan bebeğin rahimdeyken bir şeyler duyup duymadığını merak eder. Pek çok ebeveyn bu yüzden gelişen çocuğu ile konuşur veya ona müzik dinletir. Kanıtlara göre duyma sistemi hamileliğin 18. haftasında oluşmaya başlıyor ve bebek doğduktan sonra 5-6 aylık hale gelene kadar gelişimini sürdürüyor. Bebeğin bu süreçte duyduğu her şey bu sürece yardımcı oluyor.

Gelişimin Tüm Aşamalarında Bebeğin Duyuşu

Boyut olarak bir mercimek tanesi kadar olsa da embriyo gebeliğin ikinci ayında kulaklar geliştirmeye başlayacaktır. Kulaklar küçük deri katmanları olarak başlayacaklardır ve başın yan kısmında bulunacaklardır. Sekizinci haftadan sonra embriyo bir fetüs haline gelir.

Kaynaklara göre kulaklar baştan ayrılmaya on sekizinci hafta civarında başlıyorlar ve fetüs bu dönemde duymaya başlayabilir. Bu aşamada beyinde koku, tat, görme, dokunma ve sesleri ayırt eden bölgeler de oluşmaya başlıyorlar.

  • 22-24 haftalar arasında fetüs bir mango boyutlarında olacaktır ve rahim dışından gelen düşük frekanslı sesleri duymaya başlayacaktır.
  • Fetüs gelişimine devam ederken duyma duyusu gelişir ve giderek daha fazla sesi birbirinden ayırt edebilmeye başlar.
  • Araştırmalara göre duyma gelişimi için en önemli zamanlar gebeliğin 25. haftası ile doğumdan sonraki ilk 6 aydır.
  • Bebekler 6 aylık hale geldiklerinde gözlerini ve başlarını sesin geldiği yöne doğru çevirebilmeye başlarlar.

Farklı Sesleri Anlayabilir mi?

Fetüs farklı sesler arasında ayrım yapamaz. Fetüs seslere karşı 22-24 hafta arasında tepki vermeye başlar ancak sadece düşük frekansları duyar, yani köpek havlaması veya araçların sesleri gibi sesleri duyabilir.

Ses duyusu ve beyni gelişmeye devam ederken bu aralık artış gösterir. Hamileliğin sonlarına doğru sesleri duyabilir ve onları birbirinden ayırt edebilir.

İlginizi çekebilir: Gebelik yorgunluğu ile başa çıkmanın yolları

Yüksek Ses Fetüs İçin Kötü Müdür?

Pek çok insan gebelik döneminde gürültülü bir işte çalışmaktan veya konserlere gitmekten kaçınma eğilimindedir. Arada bir yüksek ses duymanın zararlı olma ihtimali çok düşüktür ancak bazı araştırmalara göre yüksek seslere uzun süre maruz kalmak bebekte duyma kaybına yol açabiliyor.

Bazı yüksek ses kaynakları şöyle:

  • yüksek sesli müzik
  • kalabalıklar
  • sirenler
  • kamyonlar
  • uçaklar
  • makineler
  • silahlar

Fakat henüz hangi düzeyde seslerin fetüs için uygun olmadığına dair net bir görüş yok. Sesin beden içerisinde gerçekleştirdiği yolculuğu dikkate alırsak, hamile kadınların çok gürültülü durumlardan, özellikle 115 desibel ve üstünden olabildiğince kaçınmaları uygun görünüyor.

Fetüs Müziği Duyabilir mi?

Hamileliğin 23. haftası civarında fetüsün duyduğu sesler gelecekteki duyma yetisi için hayatidir. Duyma sisteminin belli kısımlarının doğru gelişimi için seslere ihtiyaç vardır. Bu nedenle fetüsün hem konuşmalara hem de müziğe maruz kalması gerektiği düşünülüyor. Pek çok insan bebeğin klasik müzik duymasının beyin gelişimi üzerinde faydaları olacağını düşünse de bu iddiayı kanıtlayacak çok az veri var.

İlginizi çekebilir: İkinci hamilelik, ilk hamilelikten daha mı zor?

Rahimde Sesler Nasıl Olurlar?

Rahim gürültülü bir yerdir. Bebeğin duyma yetisi gelişirken, kadının bedenindeki tüm seslerle karşılaşır. Buna kalp atışı, aynı zamanda sindirim sesleri ve kan akışının sesleri de dahildir. 23 hafta civarında rahim dışındaki sesleri de duymaya başlar. Buna konuşmalar ve müzik dahildir. Fetüs gelişirken tüm sesler daha gürültülü ve ayırt edilebilir hale geleceklerdir. Rahimdeki fetüsün çevresinde amniyotik sıvı vardır ve kadının beden dokuları da onu çevreler. Bu nedenle beden dışından gelen sesler kısılmış olacaklardır.

Sonuç olarak, bebeğin kulakları gebeliğin erken döneminde gelişmeye başlar. Ancak kulaklar, beyin ve belli sinir yolları gelişmeye başlamadan duyma ortaya çıkmaz. Bu da gebeliğin 22. ila 24. haftaları arasına denk gelir. Duyma sisteminin konuşma, müzik ve diğer sesler ile uyarılması gelişimine yardımcı olur. Böylece fetüs giderek daha fazla şey duymaya başlayacaktır. Bebeğin duyma yetisi doğumdan sonra da gelişmeye devam eder ve altıncı ay civarında tamamlanır.

İlginizi çekebilir: Gebelikte iştahsızlık neden olur?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale