X

Anne ile kurulan bağın yaşam ve ilişkiler üzerindeki etkisi

Anneler, hayatımızda oldukça önemli bir role sahiptir. Doğduğumuz anda ilk temasta bulunduğumuz kişi annemizdir. Karnımızı doyurabilmek, güvenli bir alanda olmak, rahatlık ve tehlikelerden korunmak için anneye ihtiyaç duyarız. Bebeğin hayatına devam edebilmesi için, anneyle bebek arasında bir bağlanma gerçekleşir. Bu bağlanma sayesinde bebek hem fiziksel yakınlık sağlar, hem de olası tehlikelerden korunur.

Anne, çocuk için güvenli ve şefkatli bir sığınaktır. Yaşamın ilk yılında çocukla kurulan duygusal iletişim, çocukta güven ya da güvensizlik duygularının oluşumuna neden olur. Bebek ile anne arasında duygusal bir alışveriş vardır. Duygusal yakınlık sağlıklı bir ilişkinin temelidir. Anne gülümsedikçe bebekte gülümser ve karşılıklı sıcak bir ilişki başlar. Anne ile bebek arasında kurulan bu karşılıklı olumlu ilişki, güvenin temelini oluşturur. Bebeğin yakınlık ihtiyacı karşılanmazsa bebek güvensiz ve kaygılı olur.

Anneyle ilişkinin yaşam boyu etkileri

Anne ile kurulan ilişki, yaşam boyu kuracağımız bütün ilişkilerin temelini oluşturur. İlişkilere dair yüklediğimiz bütün anlamlar çocukluk dönemimizde şekillenir. Bebekken ve çocukken hayata kalabilmek için korunmaya ve desteğe ihtiyaç duyarız. Çocuğun, annesini korunma ve destek ihtiyaçlarına yanıt verebilecek biri olarak algılayıp algılamaması önemli bir belirleyicidir. İhtiyaçlarına yanıt verilen biri olmak, kişinin hem kendiyle hem de çevresindeki kişilerle ilgili düşüncelerini belirler. Kişi annenin davranışlarına göre kendini değerli ve sevilebilir ya da değersiz veya sevilmez biri gibi hissedebilir. İhtiyaçlarına yanıt alamayan çocuk, kendini değersiz ve sevilmez hissederken çevresindeki kişileri güvenilmez olarak algılayabilir. Çocuklukta oluşan bu algı yetişkinlik hayatında kurulacak bütün ilişkiler üzerinde etkili olur.

Çocukla ebeveynler arasında kurulan ilişkinin kalitesi ve niteliği çocuğun kişiliğinin, kuracağı bütün sosyal ve yakın ilişkilerin belirlenmesinde önemli bir role sahiptir. Ebeveynle çocuk arasındaki ilişkinin bozuk olması, kişinin her yaşta kuracağı bütün yakın ilişkilerini olumsuz şekilde etkiler.

Küçük yaşta şekillenen kişisel özellikler ve duygular

Annemizle kurduğumuz ilişki sadece diğer insanlarla ilişki kurma yolunu değil, aynı zamanda kendimiz hakkında hissettiklerimizi de etkilemektedir. Küçük yaşlardan itibaren kendimize ilişkin bir algımız oluşmaya başlar. Birçok kişisel özelliğimiz ve duygusal durumumuz, ilişki geçmişimize bakarak anlaşılabilir. Düşük özgüven ve düşük benlik saygısı, çocukluk dönemindeki ilişki bozukluklarından kaynaklanmaktadır. Kendine güven ve benlik saygısı düzeyimiz, çocukluk döneminde ne kadar sevildiğimiz ve değer verildiğimizle bağlantılıdır.

Ebeveynlerimiz tarafından dikkate alınmak, takdir edilmek ve şefkat görmek sağlam bir kişilik oluşumunda oldukça önemli kriterlerdir. Bu kriterler sağlandığı takdirde kendimizi değerli ve sevilebilir hissederiz.

Kendimizi ne kadar yeterli ve güçlü hissettiğimiz, çocukluk yaşlarındaki desteklenme, önemsenme ve cesaretlendirilmemizle ilişkilidir. Cesaretlendirilen çocuk keşfetmeye açıktır; keşfettikçe yeni şeyler deneyimler ve öğrenir. Bütün bunlar özgüvenli bir bireyin oluşmasında atılan ilk ve sağlam adımlardır.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Uzman Klinik Psikolog Romina Kuyumcuoğlu: Romina Kuyumcuoğlu // Uzman Klinik Psikolog - Haliç Üniversitesi Psikoloji lisans eğitiminin ardından aynı üniversitede Klinik (Uygulamalı) Psikoloji yüksek lisansı yaparak uzmanlık eğitimini tamamladı. Akademik eğitimlerin yanı sıra çeşitli kurum ve enstitülerden mesleki eğitimler aldı. Bunlar arasında Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi eğitimleri bulunmakta. Kuyumcuoğlu, bireysel psikoterapilerin yanı sıra çeşitli grup çalışmalarında yardımcı terapistlik yapmaktadır. Türk Psikologlar Derneği üyesidir. http://www.rominakuyumcuoglu.com/

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale