Aklınızın nasıl işleyebildiğine şaşıp kalacağınız 10 sanrısal bozukluk örneği

Her yıl yaklaşık 20 Japon turistin, Paris’e gelip umduklarını bulamadıkları için psikolojik çöküş yaşadığını, hatta hastaneye yatırılacak duruma geldiklerini biliyor muydunuz?

Psikolojide sanrısal bozukluk olarak adlandırılan rahatsızlıkta delüzyon, hezeyan ya da paranoya olarak adlandırılan sanrılar görülür. Bu sanrılar çok farklı tür, süre ve sıklıkta karşımıza çıkabilir. Geçici ataklar şeklinde gelip giden sanrılardan, tedavi edilmesi imkansız akıl hastalıklarına pek çok farklı şiddette de görülebilirler. Hepsinin ortak noktası ise tektir: Gerçeklikten kopmuş olmak.

Gerçeklikten koptuğunuzu hissettiğiniz zamanlar hiç oldu mu?

Psikolojik rahatsızlıkların eğlenceli bir yanı yok elbette. Ancak bazı sanrılar o kadar şaşırtıcı ve ilginç ki, bir kahve molasında okunacaklar arasına rahatça girebilirler. Sanrısal bozukluklardan en garip 10 tanesini sizler için listeledik:

Alice Harikalar Diyarında sendromu

Adını Lewis Carroll’un dünyaca ünlü romanından alan Alice Harikalar Diyarı’nda sendromu, kişinin zaman ve mekana dair algısını çarpıtmasıyla bilinir. Bu sanrıya sahip kişiler ne kadar zaman geçtiğini tahlil etmekte, nesnelerin boyutlarını kestirmekte zorluk yaşarlar. Örneğin bazı nesnelerin olduğundan büyük ya da küçük olduğunu düşünürler. Bu sendroma sahip hastaların çoğunlukla migrenden muzdarip olması, sanrıların migren ataklarıyla gelip gittiğini düşündürür.

Cotard sendromu

“Yürüyen Ceset Sendromu” olarak da bilinen Cotard’s sendromundan muzdarip birey ölmüş ya da iç organlarını kaybetmiş olduğuna inanır. Kendi gerçekliğinden şüphe ettiği için insanlardan da uzaklaşır, ölü olduğu inancıyla bedenine de gereken ilgiyi göstermez. Cotard genelde şizofreni tanısı almış insanlarda gözlemlenir.

Paris sendromu

Tüm sanrısal bozukluklar içinde belki de en az ciddiye alınan ama en az diğerleri kadar gerçek olan bir rahatsızlık da Paris sendromu. Paris’i ziyaret eden turistlerin, şehrin devasa beklentilerini karşılayamaması sonucu yaşadıkları yıkımın halüsinasyon, endişe gibi semptomlarla ortaya çıkması anlamına gelir. Kültür şoku deyip geçtiğimiz olgunun bu denli kuvvetli olması ve insanları hastaneye yatıracak çöküşler yaratması oldukça ilginç.

Paris’i ziyaret eden turistlerin, şehrin devasa beklentilerini karşılayamaması sonucu yaşadıkları yıkım Paris sendromuna yol açabilir.

İlginizi çekebilir: Psikolojik hastalıkların en ilginci “şehir sendromları”: Bu ne biçim Eyfel!

Kudüs sendromu

Kudüs’ü ziyaret eden turistlerin şehre takıntı denebilecek şiddet ve ciddiyetle bağlanmaları sonucu oluşan, obsesif kompülsif bozukluğa benzer belirtiler gösteren rahatsızlıktır. Yerel kıyafetleri giymekte ısrar etmek, ilahiler mırıldanmayı alışkanlık haline getirmek, İncil’den bölümler seslendirmek ve hatta halk arasında vaaz vermeye kalkmak gibi sonuçları vardır. Yılda yaklaşık 40 kişinin Kudüs sendromuyla hastaneye başvurduğu bildirilmiştir.

Capgras sanrıları

Adını Fransız hekim Joseph Capgras’dan alan ve nörolojik açıdan Cotard’a benzeyen Capgras sanrısı, kişinin yakınındaki birinin aslında o olmadığını, yerine başkasının geçtiğini düşünmesidir. Sıklıkla şizofreni ile ilişkilendirilmekle beraber, beyin hasarı ve demans ile de ilgili olabileceği düşünülür.

Folie à deux

Bir psikolojik rahatsızlıktan ziyade Fransız sinemasının bir örneği gibi tınlayan folie à deux, “iki kişi tarafından paylaşılan çılgınlık / delilik” şeklinde çevrilebilir. Beraber ya da birbirine yakın yaşayan ve birlikte çok zaman geçiren insanların aynı sanrıları görmesi anlamına gelir.

Düşünce yerleştirme

Kişinin, düşüncelerinin kendisine ait olmadığı, başkası tarafından empoze edildiği hatta beynine yerleştirildiği sanrısıdır. Kaynağını bilemediği düşünceleri yadırgayan birey, bunlardan ötürü sürekli bir huzursuzluk duymaktan kendini alamaz. Yine şizofreni ile ilişkilendirilen bir rahatsızlıktır.

Othello sendromu

Adını Shakespeare’in ünlü eseri Othello’dan alan sendrom, partnerinin kendisini aldattığına yönelik nedensiz, kanıtsız ve sürekli bir paranoya halidir. Geçici bir kıskançlıktan farklı olarak bir takıntı halini alan bu paranoya ve sanrılar, partnerini takip etme, sorgulama ve hatta şiddete başvurma gibi daha büyük problemlere gebe olabilir.

Ekbom sendromu

Ekbom sendromu, hipokondrinin en sevimsiz formlarından biri olup, bireyin vücudunu parazit ve asalakların sardığını sanmasına neden olan bir sanrısal bozukluktur. Bu durumdaki bireyler genelde böcek ilaçlama servislerine ya da dermatologlara başvururlar; oysa asıl görünmeleri gereken yer psikolog ve psikiyatrlardır.

Klinik likantrofi

Kişinin bir hayvana dönüştüğü ya da dönüşmekte olduğu sanrısıdır; ancak toplumda nadir görülür. Çoğunlukla, edebiyat ve televizyonun etkisiyle bu hayvan kurt olsa da, kişiler kurbağa, kedi, at, kuş, arı gibi çok farklı hayvanlara dönüştüklerini de düşünebilirler.

 

İlginizi çekebilir: Neden ve nasıl gerçekleştiği henüz açıklanamamış 10 akıl oyunu

 

Kaynaklar:
Spring
Bilim Fili