X

İstanbul’un incisi: Huzur dolu Adalar’da doğaya kaçış

Adalar, Prens Adaları olarak da bilinen ve İstanbul’a uzaklıkları 3 km ila 13,5 km arasında değişen adalardan oluşan bir ilçedir. Adalar; Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedef Adası, Demokrasi ve Özgürlükler Adası (Yassıada), Sivriada, Kaşık Adası ve Tavşan Adası’ndan oluşmaktadır.

Adalar’ın yalnızca beş tanesinde yerleşim bulunmaktadır. Bu nedenle Adalar’ı ziyaret etmek istiyorsanız, gezinize Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedef Adası’nı ekleyebilirsiniz. Adalar’ı vapur ile günübirlik olarak ziyaret edebileceğiniz gibi kalacak yerinizi ayarladıktan sonra tatil amaçlı da ziyaret edebilirsiniz. Adalar’a nasıl gidebileceğinizi, ne zaman gidebileceğinizi, gezebileceğiniz yerleri, Adalar’ın meşhur olduğu şeyleri ve Adalar’a dair merak ettiğiniz her şeyi bu yazıda okuyabilirsiniz.

Adalar’a nasıl gidilir?

Adalar’ı ziyaret etmek istiyorsanız, Adalar vapurunu kullanabilirsiniz. Beşiktaş, Kabataş, Eminönü, Bostancı ve Kadıköy’den kalkan vapurlar ile Adalar’a yazları ve kışları her gün tarifeli seferlerle ulaşabilirsiniz. Kabataş’tan ve Bostancı’dan kalkan vapurlarla Sedef Adası’na ulaşabilirsiniz. Kınalıada, Burgazada, Heybeliada ve Büyükada’ya ise Kabataş’tan ve Bostancı’dan vapurun yanı sıra motor ve deniz otobüsü ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Maltepe, Kartal, Kadıköy ve Eminönü iskelelerinden ise Adalar’ın bazılarına motorla ulaşabilirsiniz. Heybeliada ve Büyükada arasındaki motor seferleri sık gerçekleşirken diğer adalara daha seyrek düzenlenebileceği için yolculuğunuz öncesi seferleri kontrol ettiğinizden emin olmalısınız.

Adalar’a ne zaman gidilir?

Adalar, yaz aylarında harika bir havaya ve doğaya sahip olsa da Adalar ziyaretinizi ilkbahar aylarına denk getirmeniz daha iyi olabilir. İlkbahar ve yaz başları, Adalar’ı gezmek ve denize girmek için harika aylardır. Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları Adalar’da da sıcak ve güneşli olduğu için denize girmek için Adalar’ı yaz aylarında ziyaret etmek daha uygun olabilir. Ancak bu aylarda Adalar’ın daha kalabalık olacağını unutmamalısınız. Adalar’ı yaz kalabalığı geçtikten sonra sonbahar aylarında da ziyaret edebilirsiniz. Bu sayede Adalar’ı çok daha sakin bir şekilde gezebilirsiniz. Bununla birlikte kış aylarında şiddetli hava koşulları söz konusu olabileceği ve ulaşım aksayabileceği için Adalar gezinizi kış aylarında hava durumunu kontrol ederek planlamayı ihmal etmemelisiniz.

Adalar’da nerede kalınır?

Adalar’da pek çok pansiyon, otel ve butik otel bulunmaktadır. Adalar’ın en büyüğü Büyükada olduğu için en çok konaklama seçeneğini burada bulabilirsiniz. Adanın merkezi iskele yakınları ile Aya Yorgi ve Dilburnu bölgeleri olduğundan bu bölgelerde istediğiniz gibi bir yerde kalabilirsiniz.

Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada, Büyükada’ya kıyasla daha az konaklama seçeneğine sahip olsa da buralarda da istediğiniz gibi bir otel ya da pansiyon bulabilirsiniz. Bu adaların özellikle iskeleye ve merkeze yakın kısımlarındaki konaklama seçeneklerini değerlendirebilirsiniz. Adalar’da kalacağınız yerin iskeleye ve merkezi noktalara yakın olmasına özen göstermelisiniz. Ayrıca bütçenize uygun olarak en iyi seçimi yapmak için pansiyon ve otellerin internetteki yorumlarına göz atabilirsiniz.

Adalar’da gezilecek yerler

Adalar’ı ziyaret etmek istiyorsanız gezinize Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedef Adası’nı ekleyebilirsiniz. Bu adalarda ziyaretçilerin en sık ziyaret ettiği yerleri aşağıda okuyabilirsiniz:

Büyükada

Büyükada’yı bisikletle kolayca gezebilirsiniz. Bisikletle her köşesini karış karış gezebileceğiniz Büyükada’da kesinlikle görmeniz gereken bazı yerler şu şekilde:

Aya Yorgi Kilisesi: Büyükada’nın en yüksek kısmında bulunan Aya Yorgi Kilisesi, Büyükada denince akla gelen ilk yapılardan bir tanesi. Adanın simgesi konumundaki Aya Yorgi Kilisesi’ne yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Adalar Müzesi: Adanın tarihi ilginizi çekiyorsa gezinize kesinlikle Adalar Müzesi’nin eklemeniz gerekir. Adalar Müzesi’nde Osmanlı dönemine ait eserleri görebileceğiniz gibi düzenlenen sergileri de ziyaret edebilirsiniz.

Rum Yetimhanesi: Tarihi Rum yetimhanesi yıllar içinde harabe haline gelmiş bir yapı olsa da günümüzde hala etkileyiciliğini korumaktadır. Tarihi 20. yüzyılın başlarına dayanan bu yetimhaneye giriş izni olmasa da yapının ihtişamına uzaktan da tanık olabilirsiniz.

Aşıklar Tepesi: Romantik bir atmosfere sahip Aşıklar Tepesi, Büyükada’nın en yüksek noktalarından bir tanesidir. Büyük bir mesire alanı olan Aşıklar Tepesi’nde dinlenebilir ve harika manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Ada Çarşısı: Ana cadde üzerinde yer alan Ada Çarşısı’nda alışveriş yapabilir, yöresel ürünleri keşfedebilir veya kafe ve restoranlarda soluklanabilirsiniz. Adanın merkezi konumlarından biri olan çarşıda adanın tarihini ve kültürünü daha yakından keşfedebilirsiniz.

Heybeliada

Prens Adaları’nın ikinci büyük adası olan Heybeliada da doğal ve tarihi güzellikleriyle ünlü yerlerden bir tanesidir. Heybeliada’da kesinlikle görmeniz gereken bazı yerler şu şekilde:

İsmet İnönü Evi Müzesi: Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün uzun yıllar yaşadığı bu ev günümüzde müze olarak korunuyor. Zamanında kullanılan eşyaların olduğu gibi muhafaza edildiği bu müzeyi haftanın her günü ücretsiz bir şekilde gezebilirsiniz.

Deniz Lisesi: Heybeliada Deniz Lisesi, 1773 yılında kurulmuş olan Türkiye’nin en köklü askeri okullarından bir tanesidir. Denizli Lisesi günümüzde eğitim vermemekle birlikte lisenin ziyaretçiler için açık bir kısmı bulunmaktadır.

Heybeliada Sanatoryumu: Heybeliada Sanatoryumu, Türkiye’nin ilk veren hastanesi olarak 1924’te hizmet vermeye başlamış ve 2005 yılında faaliyetlerine son vermiştir. Zaman içinde verem tedavisindeki gelişmelerle birlikte sanatoryumların önemini kaybetmesi nedeniyle kullanım amacı değiştirilen ve son olarak ise faaliyetine son verilen Heybeliada Sanatoryumu ziyaretçilere kapalı olsa da binayı dışarıdan görebilir ve tepedeki harika manzarayı seyredebilirsiniz.

Heybeliada Ruhban Okulu: Ruhban Okulu, faaliyetine 1844 yılında başlamış ve 1971 yılına kadar hizmet vermiştir. Günümüzde yılın belli zamanlarında bahçesinde etkinlik düzenlenebilen Ruhban Okulu’nu ziyaret edecekseniz, gitmeden önce etkinlik takvimini kontrol edebilirsiniz.

Değirmenburnu Tabiat Parkı: Deniz kıyısında ve ormanlı bir alanda bulunan Değirmenburnu Tabiat Parkı’nda dinlenebilir ve harika manzaralara şahit olabilirsiniz. Genelde sakin ve huzurlu bir atmosfere sahip olan bu yerde özellikle günbatımında çok güzel manzaralar yakalayabilirsiniz.

Aya Nikola Rum Ortodoks Kilisesi: Aya Nikola Kilisesi, adanın tarihi açısından önemli bir kilisedir. Tarihi 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanan kilise, geleneksel Bizans tarzında inşa edilmiştir ve kubbeli bir yapıya sahiptir. Kilise ziyarete her zaman açık olmadığı için kiliseyi ziyarete gitmeden önce açık olup olmadığını kontrol etmeniz gerekir.

Burgazada

Prens Adaları’nın üçüncü büyük adası olan Burgazada’da kesinlikle görmeniz gereken yerler şu şekilde:

Aya Yani Kilisesi: Aya Yani Kilisesi, adanın en eski kilisesidir. Tarihi 800’lü yıllara kadar uzanan kilise bugünkü şeklini 1896 yılında almıştır. İçerisinde freskler ve ikonalar bulunan kilise hem dini hem tarihi hem de kültürel olarak önemli bir konuma sahiptir.

Hristos Manastırı: Hristos Tepesi veya Bayrak Tepe’de bulunan manastırın günümüzdeki halinin 1600’lü yıllardan kaldığı düşünülmektedir. Manastırın ziyaretçilere açık olduğu dönemler farklılık gösterebilmekle birlikte yalnızca manastırın etrafındaki bahçede dinlenmek ve manzaranın tadını çıkarmak için dahi tepeye çıkabilirsiniz.

Madam Marta Koyu: Adanın kuzeyinde bulunan Madam Marta Koyu’nu hem günübirlik ziyaret edebilir hem de kamp yapabilirsiniz. Konumu çok güzel bir yerde olan koyu yaz aylarının yanı sıra diğer mevsimlerde de ziyaret edebilirsiniz.

Süt Koyu: İskeleden yaklaşık 25 dakika yürüme mesafesinde olan Süt Koyu, Madam Martha Koyu’nun yanında yer almaktadır. Bakir kalmış koylardan biri olan Süt Koyu’nu doğayla baş başa kalmak için tercih edebilirsiniz.

Kınalıada

Prens Adaları arasında İstanbul’a en yakın olan Kınalıada’da kesinlikle görmeniz gereken yerler şu şekilde:

Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi: Ermeni kilisesi olan Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, adanın tarihi olarak önemli yapılarından bir tanesidir. 1857 yılında inşa edilen kilisenin mimari yapısını ve el işçiliğini görmeden geri dönmemelisiniz.

Sirakyan İkiz Evleri: Adanın en görkemli evlerinden olan Sirakyan İkiz Evleri Fazıl Ahmet Aykaç Sokak’ta bulunuyor. Üçer katlı iki köşkten oluşan ve 20. yüzyılın başlarında inşa edilen bu yapı mimari olarak görebileceğiniz en güzel yapılar olduğu için ada ziyaretinizde bu evleri mutlaka görmelisiniz.

Kınalıada Plajları: Kınalıada’nın pek çok plajı olmakla birlikte en ünlüsünün Ayazma Plajı olduğu söylenebilir. Temiz denizi ve kumsalı ile ünlü Ayazma Plajı’nın yanı sıra diğer plajları da ziyaret edebilirsiniz.

Sedef Adası

Sedef Adası, diğer adalara göre gezilecek yerleri kısıtlı olan bir adadır. Büyük bir kısmı özel mülk olan adanın her yerine girmeniz mümkün olmasa da iskele tarafında bulunan işletmeleri ve plajları ziyaret ederek keyifli bir gün geçirebilirsiniz.

Adalar’ın neyi meşhur?

Adalar’ın ünlü oldukları şeyler birbirinden farklı olsa da genel olarak kendilerine has tarihleri, doğaları ve kültürleri ile tercih edildikleri söylenebilir. Adalar’ın kendilerine has olmasını sağlayan meşhur özellikleri şunlardır:

  • Büyükada, ahşap binaları ve tarihi kiliseleriyle meşhurdur. Aynı zamanda bisiklet ve yürüyüş yollarıyla ziyaretçilere keyifli ve uzun bir gezi sağlamaktadır.
  • Heybeliada, Deniz Lisesi ve sanatoryumu ile meşhurdur. Aynı zamanda tabiat parkı gibi yerlerde harika manzaralara sahiptir.
  • Burgazada, Aya Yani Kilisesi ve koylarıyla meşhurdur. Ada, tarihi yapılarıyla dikkat çekmektedir.
  • Kınalıada, diğer adalara kıyasla yaz aylarında plajları nedeniyle daha sık tercih edilmesiyle meşhurdur.

İlginizi çekebilir: Huzurlu bir kaçamak için İstanbul’a yakın tatil yerleriHuzurlu bir kaçamak için İstanbul’

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale