X

2026’da femtech sektörünü şekillendirecek trendler

Yaklaşık 10 yıl önce ilk defa adından söz edilen femtech, artık göz ardı edilen bir sağlık segmenti değil. Bu sektör, dünya çapında en hızlı büyüyen alanlar arasında ön plana çıkıyor. Doğurganlıktan cinsel sağlığa, menopozdan anne sağlığına kadar uzanan femtech, yeni yılda ilgi çekici trendlerle dönüşüm geçiriyor. Bu yazımızda, 2026’da femtech sektörünü etkisi altına alacak trendleri derinlemesine inceliyoruz.

Yapay zeka entegrasyonu yaygınlaşıyor

Neredeyse her sektörde yerini alan yapay zeka, femtech sektörüne de dahil ediliyor. Dijital kadın sağlığı uygulamaları, uzun yıllardır regl günü, semptom veya ruh hali gibi verileri pasif bir şekilde topluyor. Yapay zeka ise yeni yılda bu verileri ileriye dönük tahmin ve erken uyarı sistemlerine çevirecek.

Yapay zeka, bu sektördeki pasif sağlık takibini proaktif bir yaklaşıma dönüştürüyor. Makine öğrenimi modelleri, giyilebilir cihazların sunduğu verileri kullanarak herhangi bir semptom ortaya çıkmadan önce olası sağlık sonuçlarını tahmin edebiliyor. Bu sayede, kadınlar erkenden önlem alarak hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını koruyabiliyorlar.

Bir doğum kontrol uygulaması olan Natural Cycles, yapay zeka algoritmaları aracılığıyla bazal vücut sıcaklığını analiz ediyor ve yumurtlamayı belirliyor. Bu uygulama, her gün 20 milyondan fazla sıcaklık ölçümünü işliyor. Regl takip uygulaması Flo Health ise 70’ten fazla semptomu analiz etmek için yapay zekadan yararlanıyor.

Yapay zeka, 2026’da kadınlara ve sağlık profesyonellerine güvenilir, paylaşılabilir ve ölçülebilir içgörüler sunan pratik bir sağlık partnerine evriliyor.

Klinik düzeyde giyilebilir teknolojiler öne çıkıyor

Kadınlar, giyilebilir cihazlarından regl döngüleri, hormon sağlıkları ve doğurganlık durumları ile ilgili klinik bilgiler bekliyor. Bu beklentinin yeni yılda klinik düzeyde giyilebilir teknolojilerle karşılanacağı öngörülüyor. Bu teknolojiler, klinik olarak anlamlı, güvenilir ve sağlık kararlarını destekleyebilen veriler üretebiliyor.

Femtech sektörü, 2026’da bilimsel çalışmalarla desteklenen, ölçüm doğruluğu kanıtlanmış ve gerektiğinde sağlık profesyonellerinin yorumlayabileceği nitelikteki veri sunan cihazları öne çıkarıyor. Bu cihazlar, adım saymanın ve uyku süresini göstermenin ötesine geçerek bedensel süreçleri tıbbi hassasiyetle ölçüyor.

Dördüncü nesil Oura Ring, bu trendin öncü örnekleri arasında yer alıyor. Bu akıllı yüzük, içerdiği sıcaklık sensörleri aracılığıyla regl döngüsünü hassas bir şekilde takip ediyor. Bu hassas takip, döngüdeki küçük değişimleri yakalayarak yumurtlamayı tahmin etmeyi mümkün kılıyor.

Sürekli glikoz monitörleri de doğurganlığı optimize etme araçları olarak değerlendiriliyor. İnsülin direnci kadınlarda infertilite riskini artırabiliyor ve monitörler de bu duruma yönelik hayati klinik destek sunabiliyor.

Regl kanı önemli bir tanı aracı haline geliyor

Regl kanı, uzun zamandır yeteri kadar önemsenmese de yeni yılda önemli bir sağlık bilgisi kaynağı haline gelecek. Uzmanlar, regl dönemi ürünlerinin pasif emiciler olmaktan çıkıp veri tabanlı çözümlere dönüşeceğini belirtiyor. Bu ürünler, anemi ve endometriozis gibi durumların teşhisini desteklemek için önemli göstergeleri ölçecekler.

Ped, tampon ve menstrual kap gibi regl ürünlerine 2026’da sensör gibi teknolojiler entegre ediliyor. Bu sayede, bu ürünler kan hacmi, pıhtı büyüklüğü, akış hızı ve kan rengi gibi parametreleri analiz edebilecek. Bu analiz doğrultusunda, doktorlarla sayısal ve karşılaştırılabilir veriler paylaşılabilecek.

Bu trend, kronik olarak geç teşhis edilen hastalıklar için önemli bir rol oynuyor. Regl kanının düzenli analizi, anormal kanama durumunu erken aşamada görünür kılarak tanı sürecini kısaltabilir. Aynı zamanda, regl kanı uzun vadeli bir sinyal olarak kullanıldığında kadın sağlığındaki kanıta dayalı veri açığını kapatabilir.

Annelerin ruh sağlığı üzerine çalışılıyor

Annelerin ruh sağlığı, 2026’da femtech sektörünün merkezine yerleşiyor. Doğum travması ve postpartum depresyon gibi durumlar, artık sonradan ele alınacak konular olarak görülmüyor.

Femtech platformları, duygusal takiple ve doğrulanmış tarama ölçekleriyle anne ve anne adaylarının ruh sağlığına önleyici bir perspektifle yaklaşıyor. Aynı zamanda, bu platformlar ebe, terapist ve koçlarla iş birliği yaparak anneleri psikolojik açıdan destekliyor. Kısacası, yeni yılda femtech sektörü annelerin ruh sağlığı açısından daha insan merkezli ve önleyici bir alana dönüşüyor.

DNA ve genom testleri popülarite kazanıyor

Kişiselleştirilmiş bakımı somutlaştıran bu trend, genetik bilginin gündelik sağlık kararlarının bir parçası haline geleceğini gösteriyor. DNA ve genom dizileme teknolojileri, özel sağlık hizmetleri sayesinde daha erişilebilir ve ekonomik hale gelecek. Bu doğrultuda da kişiselleştirilmiş sağlık anlayışı sektörün merkezine yerleşecek.

Kadınlar, yeni yılda tam genom veya kapsamlı DNA testleri aracılığıyla kritik soruların cevaplarına erişebiliyorlar. Bu sorular arasında ‘’Hangi beslenme bana uygun?’’ sorusundan ‘’Hangi ilaçlara nasıl tepki veririm?’’ sorusuna kadar birçok soru bulunuyor.

Testlerin verdiği genetik veriler, beslenme düzenini, takviye seçimini ve hastalık önleme stratejilerini kişiselleştirmeye yardımcı oluyor. Bu veriler, 2026’da giyilebilir cihazlardan gelen verilerle de birleştiriliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri bir femtech merkezi haline geliyor

Femtech ABD ve Avrupa merkezli bir sektör gibi görülse de Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi yeni femtech merkezi haline geliyor. Bu bölgedeki Birleşik Arap Emirlikleri, bu sektörü ulusal sağlık stratejisinin bir parçası olarak ele alıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde femtech sektörüne yönelik güçlü kamu-özel sektör iş birliklerine rastlıyoruz. Aynı zamanda, ülkede dijital kadın sağlığı teknolojilerine ve önleyici bakıma yönelik yüksek bir talep söz konusu. Ülkenin sağlık sisteminin teknolojiyle entegre çalışması, femtech girişimlerinin klinik, regülasyon ve yatırım tarafında daha hızlı ilerlemesini sağlıyor.

Femtech, yukarıdaki trendler aracılığıyla 2026’da daha kişiselleştirilmiş ve ölçülebilir bir sektöre dönüşüyor. Bu sağlık alanı, önleyici bakımı ön planda tutarak kadınların ihtiyaç ve isteklerine etkili bir şekilde karşılık veriyor.

Kaynak: WHX Insights, FemTech World, The AI Journal

İlginizi çekebilir: Yeni yatırım almış olan femtech startupları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.

Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.

Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.

Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale