Zor durumlar karşısında hayatta kalma kiti

Küçük bir hastane odası, teşhisi konmayan bir hastalık ve belirsiz bir yatış süresi… Çok erken yaşlarda deneyimlediğim bu durum hayata karşı bakışımın tamamen değişmesine neden olan dönüm noktalarındandır. İçimde fırtınalar koparken bir yandan da fiziksel acılarla boğuşuyor, diğer taraftan aileme üzülüyordum. Ama böyle süremezdi, bir şeyler yapmalıydım. İşte tam bu noktada ne zaman zorluklar karşıma çıksa uygulayacağım bir bakış açısı ve yaşam biçimi geliştirdim. Zorluklara dayanma yaşam kiti!

Eşinden ayrılıyor olabilirsin, işsiz kalmış olabilirsin ya da en sevdiklerinle sınanıyor olabilirsin… Durum ne olursa arka bahçendeki çiçekleri canlı tutmanın birçok yolu var.

Sorunu belirle ve kabullen

Hastalık, maddi durum, ayrılık, neyse yaşadığın zorluk önce inkar cümlelerini bir kenara koyup resmi çekmelisin kafanda. Ne çok acımasız ne çok şefkatli… Realist bir resim olsun gerçekleri yansıtan. Benim için bu, hastanede kalış süremin belirsizliğiydi mesela. Burada şunu sor kendine; olayların gidişatı senin kontrolünde mi? Değil mi? Eğer senin kontrolündeyse şapkanı önüne alıp yapman gerekenlerin planını yap öncelikle. Mesela işsiz kalmışsan, günlerini maddi yetersizliğine odaklanarak geçirmek yerine mevcut iş arayışlarına ilave neler yapabilirsin, bunu keşfe çık. Öyle günlerden birinde başlamıştı yazarlık maceram. Potansiyelini küçümseme. Eğer senin kontrolünde değilse olanlar, bunu da kendine sık sık hatırlat. Ve her şeyin eninde sonunda yoluna gireceğini söyle kendine.

Kendine özel alanlar yarat

Kötü bir dönemden geçmen hayatı durdurman gerektiğini göstermez. Aksine seni mevcut rutininden çıkartacak yeni uğraşlar bulman hem içinde bulunduğun durumu daha objektif değerlendirmene hem de kafanın dağılmasına, neşelenmene sebep olacaktır. Sana ait alanlar zor zamanlarda rahat bir nefes almana olanak sağlayacaktır. Ben hastanedeyken kaldığım odaya en sevdiğim eşyalarımı getirmiştim. Evet, kendime özel bir alanım olmasa da, en sevdiğim eşyalarıma bakıp bir gün tekrar evime kavuşacağı anın hayalini kuruyordum. O zaman gelene kadar kaldığım yeri bana özel hale getiriyordum. Bu bile bana ait bir dünyaya kaçmış gibi hissettiryordu bana.

Sevdiklerinle daha sık görüş

Bu kimisi için ailesi, kimisi için dostlarıdır. Ama en önemlisi zor zamanlardayken yanında kendiniz olabildiğiniz ve size iyi gelen insanlarla daha sık vakit geçirmek ve yaşadığınız sıkıntılı süreçte yanlarında dinlenebilmenizdir. Burada önemli olan enerji olarak size iyi gelen ve kalben sizi seven insanlarla vakit geçirmektir. Çünkü günün sonunda ne ile uğraşırsan uğraş, seni seven, seni destekleyen insanlardan güç alırsın. Ve bilirsin ki her ne olursa olsun onlar hep yanındadır.

Kendinizi hırpalamayı bırakın

Ne olduysa oldu ve şu an buradasınız. Sizi bu noktaya getiren ne varsa koca bir teşekkürü hak etti. Neden mi? Hayatın zorlukları karşısında daha dayanaklı ve daha korunaklısınız artık. Başınıza gelenlere takılı kalmak yerine, ayakta kalabildiğiniz için sarılın kendinize. Çünkü dışarıda aradığımız hediye; aslında tam olarak kendi içinizde.

Bütün bu açılardan baktığınızda; hayat hiçbir zaman mutluluklardan ibaret olmadığı gibi hiçbir üzüntünüz de kalıcı olarak sizinle değil. Bazen başınıza geldiğinde yıkıcı olarak tanımladığınız olaylar zaman süzgecinde sizi daha mutlu, daha doyumlu bir hayata taşıyan aracılar olabiliyor. Yaşadığımız her şeyi bu çerçeveden görmeye başladığımızda zorluklarla baş etme kapasitemiz arttığı gibi, “şimdi”nin elimizden kayıp gitmesine engel olup her bir anımızı hediye gibi yaşamaya başlıyoruz.

İlginizi çekebilir: Yeni bir dünya inşa etme zamanı: Yeni dünyanızda nelere yer vereceksiniz?

Şeyma Gizem Taşar
Şeyma Gizem TAŞAR 1984 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ortadoğu Koleji’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği’nden mezun oldu. Yüksek lisans ... Devam