Yoga felsefesini hayatınıza ne kadar dahil edebiliyorsunuz?

Bedenlerimiz fiziksel olarak sağlıklı, zihinlerimiz karmaşadan uzak, net ve odaklı, stres seviyemiz bizim kontrolümüz altında olduğunda sevdiklerimizle bağ kuracak daha çok zaman yaratma ve ister iş ister özel yaşantımızda olsun sosyal olarak daha sağlıklı ilişkiler kurma şansımız olabiliyor.

Sağlıklı olmak öyle bir hal ki; ruhsal, zihinsel ve fiziksel sağlığa sahip olduğumuzda gerçekten, özümüzde kim olduğumuzla daha derin bağlar kurabiliyor, kendimizi tüm çıplaklığımızla görebiliyor ve bu şekilde var olmaktan hoşnut olabiliyoruz. Bu çevremizdeki dünya ile de daha derinden, daha ruhani bir bağ kurmamızı kolaylaştırıp daha zevkli hale getiren yegâne şey.

Bir araya geldiklerinde varlığımızı temsil eden bu üç ayrı kanalda sağlıklı olabilmek için izlenen pek çok yol var. Stresi azaltmanın, fiziksel direnci artırmanın, zihin yorgunluğundan kurtulmanın pek çok yolu var. Ancak herhangi bir ağırlık egzersizi ile geliştirilmiş kasların günün sonunda kendinden güçsüze baskı kurmak veya şiddet uygulamak için olmadığı, bir felsefeye dair sahip olunan entelektüelitenin bir başkasını hor görmek için bir birikim olmadığı ve şayet bir sebepten kişisel hayatta sakinlik söz konusu ise bunun başkalarının hayatlarına dair eleştirel bir hak kazandırmadığı benimsenmemişse, burada yanlış bir şeyler var diyebiliriz.

Şu andan itibaren izninizle konuyu yoga özeline taşımak ve sizinle birlikte gelişim niyetiyle bir tartışmaya açmak istiyorum. Yargısız bir kabule, hem mat üzerinde hem mat dışında, hem kendim hem öğrencilerim için davet gönderen biri olarak, hem sizi hem kendimi belki de bu yargısızlık çizgisinden dışarıya alacağım bir tartışma bu. Ancak şunu biliyorum ki sınırlara doğru yürümezsek olanı olduğu gibi görmeyi reddedersek değiştirmek, dönüştürmek hiç mümkün olamıyor.

Daha önce hiçbir yoga stüdyosunda bulundunuz mu bilmiyorum. Bir bloğu size uzatmasını veya matını biraz daha kenara doğru kaydırmasını rica ettiğinizde suratının ifadesi değişen, size tavırlı olan insanlarla karşılaşmış olabilir misiniz? Zamanında sınıfına gelmiş bir eğitmenin derse başlayabilmek için yüksek sesle telefonla konuşmasını bitirememiş birini bekliyor oluşunu sınıfın geri kalanı ile birlikte izlemiş olabilir misiniz? Bu ve benzeri şeyler yaşadıysanız eğer, öfkeye nispeten şaşırmış olabilirsiniz. Belki de şaşkınlığınız söz konusu kişinin onca kişinin kendisini bekliyor oluşunun bile farkında olmayışına olmuştur.

Şiddetin felsefesinde barınmadığı yoga pozları içindeki savaşçı pozları kişinin kendisine dair nelerle savaş verdiğine dair farkındalık durağıdır. Sadece düzenli ve güçlü fiziksel kondisyonla savaşçı pozlarını deneyimliyor olmak, ego ile olan savaşlarımızı kazandığımız anlamına geliyor mu sizce? Şehir hayatının hızlı temposunu hafifletmek için girilecek olan bir yin yoga dersi veya meditasyon sınıfı öncesinde derse giriş kartının onayını ağır hareketlerle tamamlayan birine derse geç kalınmasına sebebiyet veriyor olduğu hissi ile gelen tahammülsüzlükle çıkışma hali, savaşçı pozlarının çoğunlukla sadece güçlü bir kondisyon sağlayan bir egzersiz durağı olduğu fikrini uyandırıyor mu?

Temizlik, saflık ve sadelik… Kulağa hoş gelen, hoş hissettiren üç kelime. Tüm bunları edinmek niyetiyle sadece pozitif şeyleri konuşan, çoğu zaman konuştukları ve paylaştıkları belirli insanlar olan ve onların dışındaki herkes için anlaşılması güç, bu dünyadan değilmiş gibi hissettiren cümleler kuran, belirli gıdalarla beslenen, belirli insanlar ve konular dışında hiçbir şey hakkında konuşmayan, ilgilenmeyen ve bu belirli başlık altında mevcut olan her ne varsa bunları yine o belirli komünite dışındakilerle paylaşmayanların yoganın anlamlarından “herkesle ve her şeyle bir ve bütün olmak”la ilgili çelişkisi dikkatinizi çekiyor mu?

Eğer yüzünüzü yogaya döndüyseniz siz de kapitalizm, salgın hastalıklar, yıkıcı ve ezici akımlarla yönetilen batı kültüründe var olmaya çalışırken, doğunun derinliklerinden destek almaya çalışıyorsunuz demektir. Yoga kişinin kendisi ve dünya arasında, yaratıcılığı artıran bir bağ kurma aracıdır. Bu tüketim kültüründe yaratım ve üretim ve manevi kimliklerimizde yükselişi yakalamak istiyorsak ve bunu bir dini inanışa çevirmeden, bir o kadar da iki yüzlü bir kimliğe bürünmeden yapabilmek için hayatlarımıza uyarlamanın bir yolunu bulmalıyız.

Yukarıdaki örneklere şahit olmuş veya bu örneklerin bizzat kendisi olmuş olabilirsiniz. Bu noktada önemli olan farkındalık ve yargısız bakış açısını matın dışına taşıyabilmek. Aksi halde yoga yolculuğu ve yogi olma deneyimi fiziksel bir egzersiz olmanın ötesine geçmiyor demektir.

Yoga yolunda, yolculuğunda bir ideal yok. Bu yolda tökezlemek, düşmek ve kalmak doğal. Şayet onca fiziksel disiplin varken felsefesi, meditasyonu ve nefes çalışmaları ile yogayı seçtiyseniz siz de kendi yolunuzda denge arayışındasınız. Başından sonuna kadar belirleyici olan niyettir. Kusurlu veya mükemmel -ki öyle bir şey yok-, umut vadeden şey bugünün yogilerinin gelecek için yarattıkları dünya olacak.

İlginizi çekebilir: Korkularınız sizi ele geçirmesin: Yoga ile korkularınıza yaklaşımınızı değiştirebilirsiniz

Birce Sinem Tezer
Merhaba, ben Birce. Yoga ile lise yıllarımda tanıştım. 200 saatlik temel eğitimimi 2014 yılında aldım. İçlerinde Godfrey Devereux gibi pek çok kıymetli eğitmenlerin olduğu ... Devam