Umut, umut ve yine umut!

“Senin kadar küçük bir serçeyle başladı her şey!” Judith Lieberman’ın anlattığı, benim de çok sevdiğim masalın başlığı ve bir motto gibi bellediğim cümle… Nice fillerin, aslanların, zürafaların denemediğini, yapamadığını, minicik haliyle beceren bir serçenin direnişi, direnişin verdiği umut, umudun bulaşıcılığı.

serceler

Bizler de bu umut için, bu umutla sevmiyor muyuz masalları? İyiler kazanıyor, adalet yerini buluyor, güzel günler geliyor…

Masallardaki umut hikayeleri doğada da vücut buluyor; bir ağaç yaprakları döküldü diye kurumuyor, bilakis güç topluyor tekrar yaprak açmak için, meyve vermek için…

Bir göçmen kuş kilometrelerce gidiyor, kendine her göç zamanı yeni bir yuva kuruyor, vazgeçmiyor yaşayabileceği, kendine uygun yeri bulmaktan.

Beton blokların arasından minik dallar fışkırıyor, üzerine beton geldi diye varlığından ödün vermiyor.

Bembeyaz kar kaplı iken ormanlar aylarca, yerin altında mantarlar varlıklarını sürdürüyor, uygun koşulları bekliyorlar gün yüzüne çıkmak için…

Biz de doğanın bir parçası olduğumuzu unutmadan, ondan kopmadan direnerek, çabalayarak kendi baharlarımıza ulaşmaya çalışmıyor muyuz?

Şimdi kış, yepyeni bir yılın ilk ayı; nadas zamanı, güç toplama zamanı. Bu yıl için, kendimiz için, çevremiz için, dünya için ne istiyorsak, ne hayal ediyorsak tohumlarını ekelim. Bir serçenin motivasyonu ile çabalayalım.

2017’de nice umut dolu anlara!

Ece Aydın
Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu. Üniversitedeyken bir beyaz yakalı olarak üretim yapan bir fabrikada çalışma hayali varken mezun olunca kendini bir anda aile girişimi ... Devam