Tatlı bir rica: “Dikkatimi dağıtıyorsun anne, biraz sessiz olur musun?”

Aslında bu cümleyi kim kuruyor? Tabii ki genel olarak ebeveynler… Bunu söylemek bizler için çok normal, zaten çok yoğunuz, bir şeyler yetiştiriyoruz ve çocuklarımız hep bizim dikkatimizi dağıtıyorlar. Fakat bir anda yemek sofrasında neredeyse 4 yaşındaki bir çocuğunuzdan “Dikkatimi dağıtıyorsun anne biraz sessiz olur musun? Görmüyor musun yemek yiyorum” gibi bir tepki gelince anne ile baba göz göze gelip sadece kalakalıyor.

“Dikkatimi dağıtıyorsun anne biraz sessiz olur musun?”

Gülsün mü, ağlasın mı, dursun mu, iletişime devam etsin mi? Ne yapsın bu anne ve baba? “Tabii yavrum haklısın, yemek yiyorsun, yemek yerken pek konuşulmaz” mırıldanmalarından sonra başlıyorlar sessiz düşünmeye; “Biz galiba çok söz hakkı verdik, tamam kendine güvensin dedik de bu kadarı da fazla sanki?”

“Yoook tam da istediğimiz bu, bize kal gelse de ne yapacağımızı bilemesek de çocukta olmasını istediğimiz işte tam da bu! Gerektiği yerde gereken cevabı verebilmesi, onu rahatsız eden bir durum karşısında bu sıkıntısını ifade edebilmesi, haksızlığa uğramış hissediyorsa hakkını arama cesaretini gösterebilmesi.”

Unutmayalım ki her çocuk benzersizdir ve özgür bırakıldığı sürece birey olacaktır.

Sadece bunlar mı? Hayır, bir de bunlar var…  Mutluysa mutlu olduğunu belli edebilmesi, sarılmanın önemine varabilmesi… Yani olumlu olumsuz her neyse yaşadığı, hissettiği özgürce ifade edebilmesi… Çocuğumuz ancak o zaman birey olmaya başlayabilecek; duygularını ifade edebildiği zaman… Unutmayalım ki her çocuk benzersizdir ve özgür bırakıldığı sürece birey olacaktır. Yeter ki bizlerin rehberliği “çocuğa hakim olan ve onun gelişmesini engelleyen çok güçlü bir enerji yerine ona keşif fırsatları veren ve destek olan bir enerjiye dönüşsün”.

Ne zaman ki çocuğu “her zaman daha sıkışık işlerle uğraşan yetişkini rahatsız eden kişi” olarak görmekten vazgeçeriz; işte o zaman onun yaşam enerjisini anlamaya ve onunla yaşamaya başlarız. Aslında çocuk hep şunu ister “benim iyiliğim için beni engelleme”. Ne kadar güzel bir cümle… Bu cümle biz yetişkinlere de ne kadar iyi gelir farklı açılardan düşünürsek. Çocuklarımızda hep bir yaşam enerjisi bizlerdeyse hep bir “cıs” kelimesi vardır. Oysaki çocuklarımızın doğal kapasiteleri ve kendilerine has ayarları vardır. Ayarlarını çözebildiğiniz çocuğunuz kapasitesinin farkına varabilir, yetenekleri ortaya doğal ortamda koyabilir. Çünkü onlar aylak değil bizlerden daha meşguldürler. Başarmaları gereken bir dolu görevleri, farkına varmaları gereken bir beden ve davranış biçimleri vardır. Bu süreçte bizlerin sağlaması gereken, uygun ortam ve uyaranla rehberlik eden anne ve babadır. Bu davranış biçimleriniz ve iletişiminizle belki çocuğunuz çok konuşacak, çok soracak ve yapılan her şeyi sorgulayacak. Ancak bırakın sorgulasın, sorgulasın ki yarın hayatında pasif bir birey yerine ne istediğini bilen, olmak istediği yerde olan ve duygularını ifade edip özgürce yaşayabilen bir birey olsun…

 

İlginizi çekebilir: Sevgili ailem; Bana duygu koçluğu yapar mısınız?

İdil Arasan Doğan
Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimi ile başladığı akademik çalışmalarını, Psikoloji Doktora programı ile sürdürmektedir. Pozitif psikoloji ve KİPT (Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi) temelinde ... Devam