Sosyal medyada filizlenen bir dayanışma hikayesi: Anıl Şirin ile röportaj

Hayat, bazen en başarılı olduğumuz, her şeyin yolunda gittiğini düşündüğümüz anda bizi hiç beklemediğimiz bir sınavla karşı karşıya bırakabiliyor. Anıl Şirin, bu sınavı en derinden yaşayan, ancak pes etmemeyi bir yaşam biçimi haline getirmiş bir isim. 2015 yılında KPSS’de branşında Türkiye 1.si olarak öğretmenlik kariyerine başlayan Anıl, bugünlerde hayatının “ikinci büyük sınavını” kansere karşı veriyor.

Sosyal medyada paylaştığı samimi süreciyle binlerce kişiye dokunan Anıl, sadece bir hastalıkla mücadelesini değil; aynı zamanda kabullenişin, zihinsel gücün ve öz sevginin sınırlarını anlatıyor. Aylarca süren belirsizliğin ardından gelen teşhis anından, sporla zinde tuttuğu bedeninin ona “ihanet etmiş” gibi hissettirdiği o zorlu günlere kadar yaşadığı her şeyi büyük bir içtenlikle paylaşıyor.

Onun için güçlü olmak; sadece “iyi görünmek” değil, yaşadığı durumu tüm çıplaklığıyla kabullenip kendi sesine kulak vererek aksiyon alabilmek. Hastane odasında kurduğu güneşli hayallerle, sosyal medyanın yalnızlığına nasıl şifa olduğuyla ve 10 yıl sonraki kendisine bıraktığı o umut dolu mesajla Anıl Şirin, hepimize sağlıklı olmanın kıymetini ve anı yaşamanın değerini bir kez daha hatırlatıyor.

Şimdi sizi, belirsizliğin karanlığından hayallerin aydınlığına uzanan, mücadele dolu ama bir o kadar da ilham verici bu derin sohbete davet ediyoruz. İşte Anıl Şirin’in ağzından, yaşamın kıyısında yeniden filizlenen o güçlü yaşam enerjisi…

Seni tanımayanlar için: Anıl kimdir, bugün seni sen yapan şeyler neler?

Ben Anıl Şirin 34 yaşındayım, İzmirliyim, 2015 yılında KPSS de 98,4 puan alarak branşımda Türkiye 1.si genel sıralamada da Türkiye 4.sü olarak Alanya/Antalya’ya atandım, öğretmenim ama maalesef hastalığım sebebiyle uzun süredir çalışamıyorum. Sanırım beni bugün için ben yapan şey girdiğim her sınavda başarısız olsam da pes etmeyip sonrasında başarılı olmam şu an kansere karşı verdiğim 2. sınav, pes etmedim. KPSS den de bu başarıyı 2. girişimde elde ettim. 🙂

Bu süreci ilk öğrendiğinde zihninden neler geçti?

Öğrenene kadar çok zor durumdaydım artık gerçekten ölmek üzereydim aylarca ateşli kaldım hareket edemez halde yatağa bağlı kaldım sonunda teşhis konulduğunda bir yandan şok oldum kanser olmama ama diğer yandan artık tedavi başlayacak ne olduğu sonunda ortaya çıktığı için mutlu olmuştum. Maalesef belirsizlik en kötü şey insanı kanser olduğunu öğrendiğine bile şükür ettiriyor.

En zor olan neydi: beden mi, zihin mi, çevre mi?

Bedenimin geldiği hale inanamıyordum sanki bana ihanet ediyor gibiydi çünkü son 2 yılda yediğime içtiğime dikkat ediyor ve düzenli spor yapıyordum. O kadar emeğin 2 ayda yok olup gitmesine inanamamıştım sanki yaşlı birinin vücuduna sıkışmışım gibi hissediyordum.

Zihnim olanları asla kabullenemiyordu aklımdan binlerce şey geçiyordu acaba neden oldu neyi yanlış yaptım beni neden buldu diye sorular sürekli zihnimde dönüp duruyordu.

Gerçek arkadaşım dostum dediğim herkes gerçekten yanımda oldu şükürler olsun iyi dostlar biriktirmişim yani çevrem destekti ama beklemediğim yerlerden de darbe aldım ben bu haldeyken nelerle uğraşıyorken bunlar nasıl yapılır diye kendime yediremedim bir türlü aklım almadı. İnsanların gerçek yüzünü görmem için bir fırsat olarak bakıyorum artık. Sonuç olarak hepsi çok zorlayıcıydı.

İnsanların iyi niyetle söyleyip aslında zorlayıcı olabildiği cümleler oldu mu?

Evet maalesef oldu. Biliyorum hepsi de iyi niyetle söylüyorlar ama hiçbir faydası olmuyordu hatta anlaşılamadığım hissine kapılıyordum. Özellikle moral vermek için iyi görünüyorsun bir şeyin yok sen gençsin atlatırsın ne var artık bu hastalık grip gibi oldu herkes atlatıyor gibi laflar sinirimi bozuyordu çünkü acaba ben mi güçsüzüm bu kadar çok etkilendim diğerlerine bu kadar zor gelmiyor mu diye düşünüyordum. Ya da kendimi yeteri kadar açıklayamıyor muyum diyordum çünkü ben tamamen tükendiğimi görüyordum.

“Güçlü olmak” sence gerçekten ne demek?

Yaşanılan her durumu kabullenip şimdi ne yapabilirim bundan nasıl kurtulurum diye yollar arayıp kimsenin etkisi altında kalmadan sadece kendini dinleyerek aksiyon alabiliyorsan yani önceliği kendine verebiliyorsan bence güçlü olmak budur.

Bugün hayata bakışında en çok ne değişti?

Her an hayatın bitebileceğini, herkesin yaşlanıp torunlarını severken huzur içinde yatağında ölmeyeceğini anlamış oldum. Bir ömrümüz var ve her an elimizden kayıp gidebilir. O yüzden kendimizin değerini fark edip yaşamanın çok önemli olduğunu fark ettim. Tamamen iyileşince bunları unutmadan yaşamak istiyorum.

Zor günlerde sana iyi gelen küçük ritüeller neler? Müzik, yazı, doğa, sessizlik… Hangisi sana daha çok şifa?

En zor anlarımda en umutsuz acı çektiğim zamanlarda ben hep gözlerimi kapatıp hayal kuruyordum hatta sesli olarak da söylüyordum. Güneşlendiğimi, denizde yüzdüğümü, koştuğumu hayal ediyordum. Eski fotoğraf ve videolarıma bakıyordum, o hastane yatağında yatarken yanında sadece güzel anılar kalıyor aklından hep onlar geçiyor.

Sosyal medyada paylaşmak senin için yük mü, destek mi oldu?

Büyük bir destek oldu. Hastanede kendimi çok yalnız hissettiğim zamanlarda açmıştım hesabımı. Evet ilk hastalandığınız zaman insanlar sizi sürekli arıyor bir ihtiyacın var mı diye soruyor hatta insan bu kadar ilgiden yoruluyor ama süreç çok uzun zamanla insanlar günlük ritüellerine devam ediyor ve siz artık onların bir parçası olamıyorsunuz, telefon susmaya başlıyor. Bu sıralarda sosyal medyadan paylaşımlar yapmak ve benimle benzer süreçlerden geçen insanlarla paylaşımda bulunmak bana yalnız olmadığımı hissettirdi ve gerçekten bu süreci yaşayan bilir birbirimizi ancak biz anlarız.

İnsanlar destek olmak isterken sence neyi daha farklı yapmalı?

Özellikle bu süreçlerden geçmeyen insanların önerilerde bulunması beni çok rahatsız ediyor. Hele ki ilaç, bitki, şifacı öneren, bilimsel yöntemlere karşıt olanları direkt engelliyorum. Aman ne var gençsin atlatırsın yine düzelirsin demek de hiç yardımcı olmuyor. İnsanların bir şey söylemesine gerek yok sadece dinleyip anladıklarını, desteklerini gösterseler yeterli. Bazen sadece birine anlatıp ağlamak bile benim için yeterli.

  • Benzer bir süreçten geçen birine tek bir şey söyleyecek olsan bu ne olurdu?

Yalnız değilsin biliyorum çok zor ama geçecek çektiğin acılara değecek nolur dayan.

Bugün bu röportajı okuyan biri senden ne alsın isterdin?

Eğer okuyan kişi benzer bir sağlık sorunu yaşıyorsa ya da onun yakınıysa bilsin ki yalnız değilsiniz. Evet uzun ve yorucu bir süreç ama sonrasında yepyeni bir hayat bizi bekliyor ve bunun için sabretmeye değer. Nolur pes etme ve elinden gelenin en iyisini yap.

Eğer okuyan sağlıklı bir kişiyse de onda farkındalık oluşsun isterim. Dünyanın bin bir türlü hali var sen çok değerlisin, sağlıklı olmanın kıymetini bil şikayet etmekten, seni rahatsız eden şeyleri kabullenmekten vazgeç ve kendine kulak ver yaşlanınca keşke deme.

Peki 10 yıl önceki ve 10 yıl sonraki Anıl’a buradan ne söyleyelim? 

10 yıl önceki Anıl, öncelikle ucuz diye o evde oturma nolur hemen istediğin eve taşın o kadar yıl boşuna bekleme orda 🙂 Paranı kendine harca, gezmek için kullan. Araba için yıllarca kredi ödeme hemen o arabayı sat ve mutlu olacağın şeyleri yap. Yediklerine dikkat et nolur spora başla hemen 🙂

10 yıl sonraki Anıl, seni tebrik ediyorum sonunda bu hastalıktan tamamen kurtulmuşsun, hastane odasında hayalini kurduğun gezmek istediğin yerleri gezmişsin, mümkün olduğunca dünyayı keşfet yeni tecrübeler edin artık kendin için yaşadığını görmek ve gerçekten mutlu olup bunları sosyal medyadan yıllardır paylaşıp insanlara ilham olduğun için teşekkürler, sen harika biri olmuşsun.

İlginizi çekebilir: Zihin gezintisi ve odaklanma süreçleri

Yağmur Aşık Mola
Yağmur Aşık Mola, 1993 yılında Aydın’da doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra çeşitli ajans ve gazetelerde muhabirlik yaptı. Halen bir kamu kurumunda ... Devam