Şartlar ne olursa olsun umuda tutunun

Ne yazık ki, hem dünyada hem de ülkemizde son dönemlerde sürekli olarak üzücü saldırılar meydana geliyor. Şiddet içeren saldırılardan sonra olaya sağduyuyla yaklaşmak, empati yapmak oldukça zor oluyor. Bu noktada birçoğumuz artık bu duruma daha fazla katlanamayacağımızı düşünüyor, televizyondaki ailelerin röportajlarını ya da olay anına ait dehşet verici görüntüleri doğal olarak daha fazla izlemek istemiyoruz.

Ve olaylar yaşandıktan sonra, dünyaya karşı olan sevgimiz ve insanlığa olan umudumuz her geçen gün azalıyor. Bu kaldıramayacağımız kadar ağır insani katliamlardan sonra topluma eskisi kadar bağlı kalamıyor, kimi zaman öfkemizi kontrol etmekte zorlanıyoruz.

Hatta bazen bu olayların etkisiyle duygusuzlaşıyoruz; fakat bizim bildiğimizden farklı olan bu duygusuzluk hali, kendini koruma içgüdüsünden kaynaklanıyor. İnsan beyninin olağan dışı özelliklerinden biri olan bu duruma göre, beyin bir travmayla karşılaştığında, kapasitesini kullanarak korkunç olaydan bizi korumaya çalışıyor.

Biz inanılmaz olayları anlatan haberleri dinledikçe ve izledikçe, bu savunma mekanizması (çözülme) hem düşmanımız hem de dostumuz oluyor.

Bu saldırılar sadece insan hayatına değil, aynı zamanda insanlığın ruhuna karşı da gerçekleşiyor. Bazen duygusuzlaşma zor da olsa, yine de ileriye doğru bir atmamıza yardımcı oluyor.

Ne olursa olsun yine olaylarla ilgili kendimizi sorumlu hissediyoruz; çünkü insanların hayatına saygı duyuyoruz. Kendimizi bilgilendiriyor, olayları takip etmeye devam ediyor ve kurbanlar ve aileleriyle omuz omuza duruyoruz. Fakat bu zorunluluk hissi kısa sürede bize ağır gelmeye başlıyor. Peki yapacaklarımızla bir fark yaratabilir miyiz ya da tam şu anda ne yapmalıyız?

tohum ekmek
Durum ne kadar kötü olursa olsun umut etmekten vazgeçmeyin.

Şu an için global çözüm konusunda bir fikrimiz olmasa da, duygusuzluk ve çaresizliğin tam ortasındaki umut bize çözüm yolu sunmaktadır. Ve unutmamamız gerekir, umut bir sözcükten çok daha fazlasıdır ve bazen umuda ulaşmak için de savaşmamız gerekir.

İlgili yazı: İnanç ve umutla her şey mümkün olabilir

Duygusuzluk ve çaresizlik arasında gidip geldiğimizi fark ettiğimizde, ikisi arasında bir dengede durmaya çalışmalıyız. Bu sayede duygusal olarak karışıklıktan uzak durarak kendi duygularımızla bağlantıda kalabiliriz.

İşte Amerikan Psikoloji Birliği’nden şartlar ne olursa olsun umuda tutunmanıza yardımcı olacak öneriler:

1. Konu hakkında konuşun

Karşılıklı destek almaktan çekinmeyin.

2. Denge kurmaya çalışın

Dünyada pozitif ve minnet duymamız gereken birçok şey olduğunu hatırlayın.

3. Biraz mola verin

Sürekli haber izlemeyin ve bunu kısıtlayın. Onun yerine kendinizi güvende hissettiğiniz şeyleri yapın.

4. Duygularınıza önem verin

pişmanlık
Büyük trajedilerden sonra olumsuz duygular deneyimlemek çok normaldir.

Büyük bir trajediden sonra üzgün olma, öfke, pişmanlık, nefret ve korku gibi duyguların çok normal olduğunu unutmayın.

5. Kendinize dikkat edin

Kendinize en çok dikkat etmeniz gereken dönemde olduğunuzu hatırlayın. Sağlıklı beslenin, fiziksel aktivitenizi devam ettirin ve sizi mutsuz edecek şeylere hayır diyin.

6. Başkalarına yardım edin ya da herhangi bir şeye katkıda bulunun

Savunmasızlık duygusunu yenmenin en iyi yolu sizin için anlamlı bir konuda başka birine üretken bir şekilde yardımcı olmaktır.

7.  Yaşanan olaylarda arkadaşınızı ya da aile üyelerinden birini kaybettiyseniz, matem döneminin uzun bir süreç olduğunu hatırlayın

Yas tutmanın doğru ya da yanlış yolu olmadığı gibi, ihtiyacınız olduğu zaman profesyonel destek istemek de oldukça sağlıklı bir davranıştır.

Unutmayın ki, dünyada nefretin büyümesine yardım eden insanlardan çok sevginin katlanarak büyümesi için çalışan insanlar bulunmaktadır.

Kaynak:

mindbodygreen.com