Rüyalarımızı analiz ederken nasıl bir yol izlemeliyiz?

Bir rüyayı tekrar tekrar görüyorsanız, içeride bir durumu çözememişsinizdir. Bu tarz rüyalar gören insanların, rüyalarını hatırlamayan veya bu tarz rüyalar görmeyen insanlara göre, sabah kendilerini toparlamalarının zor olduğunu ve kaygılarını günlük hayatlarına yansıtmalarının çok daha olası olduğunu araştırmalar göstermiştir.

Gündüz kaygılanmamıza neden olan şeylerin altında yatan nedenler gece ortaya çıkıyor. Kimimiz onları hiç hatırlamamayı tercih edebiliyor. Kendimizi tanımak ve ruh-beden-zihin üçlüsünün beraber yürüyebilmesine yardımcı olmak için rüyaların rehberliğine izin vermeliyiz.

Rüyalar bizim iznimizi mi bekler peki? Her gece 4-5 rüya gördüğümüz ispat edilmiş, yani aslında bizim iznimize ihtiyacı yok elbette rüyaların. Ama onları hatırlamak için hazır olmamıza, cesur olmamamıza, istekli olmamıza, meraklı olmamıza ihtiyaç var. Eğer biz rüyalarımıza önem vermiyorsak, onları saçma, anlamsız buluyorsak ya da hatırladığımız bir rüyayı analiz etmiyorsak, maalesef merak ettiğimiz durumların cevabını da rüyalardan alamadığımız gibi, bir daha rüyalarımızı hatırlamama ihtimalimiz de yükseliyor.

Freud, rüyalarla ilgili çıkarımlarını cinsellikle ilgili sembollerle ilişkilendirmiştir. Ona göre kadın-erkek kimliğinin cinselliğinin bastırılmış istekleri rüyalarda senaryolaşıyordu. Freud’la yola çıkanlar bir süre sonra fikir ayrılıklarından dolayı yollarını ayırmışlar.

Bunlardan biri de Jung… O da rüyalara ve sembollere önem vermiştir. Fakat rüyaları Freud’dan farklı yorumlamayı tercih etmiştir. Ortak atalarımızdan gelen semboller olduğunu, bu sembollerin hepimiz için aynı olduğunu ve kolektif bilinçaltımızdan geldiğini düşünmüştür. Bunun dışında kalan sembollerin, kişinin çocukluğunda yaşadığı deneyimlerden edindiği izlenimler olduğunu ileri sürmüştür.

Bizler şu anda Jung’un kuramına daha yakın ilerliyoruz. Uyku laboratuarlarında yapılan birçok deneye rağmen hala bilinmeyen ve ulaşılamayan çok bilgi olduğunu düşünüyorum. Rüyaların değerli anlamlarında belki de tüm içsel rehberliğimizin özü yatıyor. Belki de bir rüyayı analiz ederken birden fazla anlamıyla değerlendirerek ve o anlamları takip ederek bilgiye ulaşabiliriz. Rüyayı gördükten ve hatırladıktan sonra onu kaydedip, ardından neler yaşadığımızı takip edersek kendi özümüzle iletişime geçer, rüyalarımızı daha kolay ve rahat anlayabiliriz.

Tekrar eden rüyaların nedeni, anlaşılması gereken bilgiyi henüz keşfedememiş olmamızdır ve bu nedenle uyanık yaşantımızda da tekrar etmeye devam ederler. Eğer uyanık yaşantımızda hep aynı insanlar, hep aynı olaylar, patronlar, erkek-kız arkadaşları görüyor, aynı davranışları yaşıyorsak, burada tekrar ettiğimiz bir duygudan dolayı tıkandığımızı anlayabiliriz. Rüyalarımız hatırlamayı seçersek bize bunu gösteren hazinelerdir. Uyanık yaşantımızda iyileşmek istiyorsak, rüyaları görmezlikten gelmemeliyiz.

Farkındalığı bol rüyalar görmenizi dilerken, bir sonraki yazımda buluşmak üzere. Rüyalarınızı yorumlatmak ve rüyalarınızın rehberliğinde ilerlemek konusunda destek almak isterseniz [email protected] e-posta adresinden detaylı bilgi alabilir, @nefesle.terapi Instagram hesabımı takip edebilir, sorularınız için benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Rüya görürken, rüyada olduğunuzu fark etmek mümkün mü?

Serap Özdağ
06 Temmuz 1978 tarihinde İstanbul’da doğdu. 2000 yılında Ankara Üniversitesi Kimya Mühendisliğinden mezun oldu. Uzun yıllar ilaç sektöründe çalıştı. İnsanların bedensel sağlığı üzerine çalışırken, ... Devam