X

Runatolia 2015’in ardından

Sonbahara giriş yapıp, Kasım ayındaki İstanbul Maratonu’nu dört gözle beklerken Mart başındaki Antalya maratonu nam-ı diğer Runatolia geldi de geçti bile. Güzel deneyimlere sahne olduğu kadar, bir yandan da eski günleri arattı.

700 kişi, hep birlikte, aynı otelde kaldık. Eğlendik, bilgilendik, koştuk; iyilik bulmak, daha çok kişinin hayatına dokunmak için.

Bu sene adeta bir festival tadında geçen Adım Adım buluşması geçtiğimiz Cuma gününden itibaren başladı. Birbirinden değerli seminerler ufkumuzu açtı önce: Sevgili Nurhayat Gül sporcu beslenmesini anlatırken, Ortopedist Doç. Dr. Haldun Orhun spor yaralanmaları, Tuna Tuner sporcu motivasyonu konusunda aydınlattı bizleri. Natalya yoga ile bedenlerimizi gevşetirken, Nihal Araptarlı ile yaptığımız kahkaha yogası da iyice yumuşamamızı sağladı. Milli Atlet Oktay Güneş profesyonel bir sporcunun günlük yaşamından kesitler sunarken, Caner Odabaşoğlu da ultramaratonun derinliklerine daldı sunumunda. Bir de demo Wings for Life yarışı vardı ki herkes şimdiden Mayıs’ı bekler oldu.

Minik AA’lılar sürekli bizlerleydi ve şimdiden yüreklerinin yardımseverlik hissiyle doluyor olmasını izlemek gerçekten de tarif edilemez bir duygu.

Bunlar işin tatlı kısımlarıyken, Runatolia tarafı pek tatlı geçmedi benim için. Ana sponsor değiştiğinden mi nedir, eski yıllardaki neşesi yoktu sanki maratonun. Folklorik Bavyera kıyafetleriyle koşanları, çıplak ayaklı Alman palyaçoyu aradı gözlerim. 10 km ve 21 km çıkışları sorunluydu. Daracık bir alana sıkıştırılan koşucular, start zamanları farklı olduğu için zorlukla başlayabildiler koşmaya.

 

Sıkıldım ben koşarken, hem de çok. Duygusal anlamda duvara çarpmış olmalıyım J Kimbilir, belki 4. kez koştuğumdan, belki de artık dağlar kızı Reyhan olduğumdan; yol bitmek bilmedi, hiç bir sürpriz yoktu, her metresini ezbere biliyormuşum gibi geldi. Trafik polislerinin koşanları durdurup, araçlara yol vermesini de pek tuhaf bulduğumu itiraf etmeliyim.

 

Gidiş ve dönüş parkurlarının aynı yol üzerinde olması kazalara sebep olabilir diye düşünürdüm hep ve evet, olabilirmiş. Bir arkadaşımız karşıdan gelen koşucunun kendine çarpmasıyla hastanelik oluverdi bir anda.

Çok negatif yazdım sanki, değil mi? Kusura bakmayın, ne hissediyorsam onu dedim. Her şeye rağmen yine de güzeldi orada olmak, iyilik peşinde koşmak.

Biliyorsunuz ben TOG gençleri için koştum ve adımlarımın boşa gitmemesi için yardımınıza ihtiyacım var.Birlikte bağışlayacağımız her 120 TL ile 1 genç ihtiyaç duyduğu sosyal sorumluluk projesi için alması gereken tüm eğitimlerden faydalanabilecek.

Unutmayalım ki yardımın büyüğü, küçüğü olmaz; damlaya damlaya göl oluyor sonuçta.

Kredi kartıyla online bağış yapmak için buradan ulaşabilirsiniz.  

Paypal ile bağış yapmak için buradan buradan ulaşabilirsiniz.

EFT/HAVALE ile bağış için:

Banka: GarantiBankası

Şube: Bağlarbaşı

Hesap No: 422-6295434

IBAN: TR07 0006 2000 4220 0006 2954 34

Alıcı: ToplumGönüllüleriVakfı

Açıklama: AA  KERGUN “ADIN SOYADIN”

NOT: Konuyla ilgili olarak daha önce yazdığım yazılara şuradan ulaşabilirsiniz.

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale