X

Ruh eşinizi bulamama sebebiniz kişiliğiniz mi?

Sosyal varlıklar olarak hepimiz, ömrümüzün geri kalanını birlikte geçirebileceğimiz birini bulmak için çabalıyor, içten içe tüm ilişkilerimizde ve sosyal çevremizde hayatımızın aşkıyla karşılaşma olasılığımızı artırmaya çalışıyoruz.

Her ne kadar basit ve gerçekçi gelmese de, birçoğumuz için aslında kişiliğe uygun olarak bireyleri eşleştirme sistemi, birçok farklı sebepten dolayı oldukça doğru ve etkili sonuçlar verebilecek bir yöntem.

Bu kişiyle karşılaştığımızda, ona karşı tarif edilemez bir yakınlık hissediyoruz. Yeni tanıştığımız ve daha önce hiç karşılaşmadığımız bu kişi, sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz hissi uyandırıyor. Bu durumu nasıl adlandırdığımızı bilmiyoruz, ancak televizyon dizilerinde ve sinema filmlerinde romantikleştirilerek bahsedilen doğru insan, bir çoğumuz tarafından ruh eşi olarak tanımlanıyor. Peki, çok fazla açıklanamayan bu duygunun nasıl bir şey olduğuna bilim tarafından getirilen bir açıklama var mı? “Ruh eşimi buldum.” diyebilmek için karşı tarafla yaşadığınız ilişkinin boyutu ne olmalı?

Kişilik tesleriyle doğru insanı bulmak mümkün mü?

Psikoloji dünyasında birçok kişinin tarif edilemez duygular yaşamasına sebep olan bu olayı aydınlatmak için yıllardır bazı bilimsel çalışmalar yürütülüyor. İnsan ilişkilerindeki farklı dinamikleri inceleyen bilim insanları, iki insanın romantik bir ilişkideki uyumunu ve doğru kişilerin bir arada mutlu bir şekilde ilişkilerini nasıl devam ettirdiğini araştırmaya devam ediyor. Popüler psikoloji dünyasında da, OkCupid.com, chemistry.com gibi internet siteleri kullanıcılarına detaylı kişilik testleri yaparak, bu testlerde verilen cevaplara uygun olarak sizi en uygun kişiyle eşleştirmeye çalışıyorlar. Her ne kadar basit ve gerçekçi gelmese de, bir çoğumuz için aslında kişiliğe uygun olarak bireyleri eşleştirme sistemi, bir çok farklı sebepten dolayı oldukça doğru ve etkili sonuçlar verebilecek bir yöntem.

Öncelikle, hepimiz uzun vadede bizimle aynı değerleri paylaşan ve benzer şeylerden hoşlanan kişilerle birlikte olmak istiyoruz. Karşımıza çıkacak kişinin gelecek planlarının bizim gelecek planlarımızla uyuştuğunu, aynı istek ve ihtiyaçlara sahip olduğunu bilme ihtiyacı duyuyoruz. Tüm bu uyum süreci, sonunda mantıklı eşleşmeler yapma amacı taşıyan bu gibi internet sitelerine gösterilen ilgiyi açıklıyor. Peki, karşılıklı kişilik uyumu üzerine kurulan ilişkiler ne kadar devam ediyor? Birbiriyle uyumlu olan çiftler gerçekten uzun süreli beraberlikler yürütebiliyorlar mı?

Uyumsuzluğun uyumu

Teksas Üniversitesi’nden Dr. Ted Hudson, bu konuyla ilgili, yıllardır evli olan çiftler üzerinde uzun süreli bir araştırma yaptı ve bu araştırma sonunda sürpriz bulgularla karşılaştı. Dr. Ted Hudson’ın çalışmasından elde edilen verilere göre, mutlu ve mutsuz olan çiftler uyum konusunda birbirlerinden farklı değiller. Yani, çok mutlu olan ve ilişkilerinin çok iyi olduğunu belirten çiftler, kişilik uyumunun mutlulukları üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını belirtiyorlar. Hatta, ilişkilerini yürüten şeyin kişilik uyumu olmadığını, ilişkinin devam etmesi için ekstra çaba sarf ettiğini söyleyen çiftlerin sayısı da bir hayli çok. Ancak mutsuz çiftlere uyumluluğun ilişkileri üzerinde nasıl bir etkisinin olduğu sorulduğunda, büyük bir çoğunluğun kişilik uyumunun ilişkinin sağlığı için çok önemli olduğunu vurguladıkları görülüyor. İlişkileri iyi gitmeyen çiftler, mutsuzluklarının sebebini kişiliklerinin uyuşmamasına bağlama eğilimindeler. Birbirlerini oldukları gibi kabul ederek ilişkiyi sürdürmek için çaba göstermektense, zaten devam etmek istemedikleri bu ilişkiyi daha fazla sürdürmemek için değiştirilemeyecek bireysel faktörleri sebep olarak sunmaya çalışıyorlar.

Seatle İlişki Araştırmaları Merkezi’nin kurucusu olan John Gottman da, kişilik uyumunun ilişkinin ömrü ve kalitesi üzerinde belirleyici bir faktör olmadığını söylüyor. Merkez’in yürüttüğü çalışmaların sonuçları, çiftleri uzun süre bir arada tutan şeyin onları ortak paydada buluşturan ilgi alanı ya da ortak gelecek planları değil; birlikte anlamlı bir şeyler yapmaya duydukları heyecan ve enerji olduğunu gösteriyor. Bu nedenle çiftlerin birbiriyle sağlıklı iletişim kurup kuramadıklarından çok nasıl iletişim kurdukları, ortak paydada buluşup buluşamadıklarından çok birlikte bir şeyler yapma konusunda heyecanlı olup olmadıkları, yani ilişkinin kalitesi devamlılık ve süreklilik faktörleri üzerinde belirleyici.

 

illüstrasyon: Naomi Wilkinson, My Color Soulmate
Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale