Ressam Mustafa Ayaz ile dünden bugüne bir yolculuk

Renklere ve tuvale adanmış bir ömür… 

Bir resim sergisinde gezerken renklerin arasında kaybolmanın en güzel yanı, bir ressamın hayat akışı  içerisindeki dönemlerine, dönemeçlerine, milatlarına ve zirvelerine dışarıdan bir gözle eşlik etmek,  geçtiği yolları izlemek ve zihninin kıvrımlarında, kalbinin köşelerinde onu meşgul eden gerçeklerin  ve/veya hayallerin izini sürmek… 

Tam da bu hislerle gezdim Ressam Mustafa Ayaz’ın “Dünden Bugüne” isimli resim sergisini. 

“Dünden Bugüne” Sergisi devam ediyor… 

Mustafa Ayaz, renkler için yaşanmış bir ömrün ressamı. Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nde  resim öğretmeni ve ardından Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde  Öğretim Görevlisi olarak görev yapan ve 1987 yılında Profesör olan Mustafa Ayaz, son olarak Bilkent  Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak görev yaptıktan sonra emekli oluyor.  17 Eylül 2024’de Ankara’da vefat eden ressam Mustafa Ayaz, yurt içinde ve yurt dışında pek çok sergi  ve bienale katılmış olup 600’den fazla eseri yabancı ülke koleksiyonlarda yer alıyor. 5000’e yakın yapıtı  da yerli koleksiyonlarda bulunuyor.  

Sanatsal yolculuğun izlerinin sürüldüğü bir mekan: Müze hayali  

Sanatçının en büyük hayali, yapıtlarını sergileyebileceği, halkla sanatını buluşturabileceği özel ve  kendine özgü bir sanatsal mekân… Bu hayal gerçek oldu. Ankara’da bulunan Mustafa Ayaz Müzesi, bir  ressamın hayalinin vücut bulduğu, açılan sergileriyle ve her yaştan sanat severe sunulan sanat  atölyeleriyle sanatı halkla buluşturan özel bir alan olarak doğdu. Müze, sanatçının yıllar süren zorlu  mücadeleler sonucu kendi imkanlarıyla oluşturduğu birikimin bir yansıması; adeta ressamın halka  sunduğu, ziyaretçilerine sanatla nefes aldıran kendine özgü bir sanat iklimi. 

Mustafa Ayaz Müzesi’nin dışarıdan görünümü.

“Ankara’da bulunan Mustafa Ayaz Vakfı Plastik Sanatlar Müzesi de hayatının yaklaşık 25 senesini  gecekondularda geçiren Mustafa Ayaz tarafından, resimlerinin kendi deyimiyle “güvenli bir barınakta” olması  için kurulmuştur… Müze 2007 yılında açılmıştır. 2009 yılında ise Mustafa Ayaz Müzesi ve Plastik Sanatlar  Merkezi Vakfı olarak faaliyete geçmiştir. Özel müze statüsündedir. Yedi katlı ve toplam 5000 metrekare  kullanım alanına sahip müzede Mustafa Ayaz’ın farklı dönemlerinden eserlerinden oluşan bir koleksiyonun  yanı sıra, sanatçının hem hocası hem de dostu olan Adnan Turani’ye ilişkin bir bölüm ayrılmıştır.” (Nezihe Aslı  ÖZBAŞ, “Mustafa AYAZ’ın Hayatı ve Sanatı”, Yüksek Lisans Tezi, T.C. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler  Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, İzmir, 2020, sayfa 25-26) 

İç mekân tasarımı ve gün ışığı alan sergileme alanlarıyla Müze, adeta Mustafa Ayaz’ın sanatsal bakışını,  gözlemini ve yaratım sürecine dair tüm özlemini aktardığı öznel bir sanatla buluşma ve buluşturma  mekânı olarak hayata geçirilmiş. Bu yıl önemli bir ödüle de ev sahipliği yapıyor. Mustafa Ayaz Müzesi,  “2025 Yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü”nü aldı. 

“Öz geçmişim geçmişte kaldı… Yaşasın GELECEK…” 

Nasıl tanımlamalı bu hayat boyu süren resim sanatına duyulan sevdayı? 

Ressam Mustafa Ayaz’ın hayatını şöyle özetleyebiliriz: Sanat hayatın içinde, sanatın içinde hayat… 

Yıllar boyu süren desen çalışmalarıyla kendi figürlerini, renklerini, biçimini, üslubunu yaratıyor. Plastik  sanatlar içerisinde en çok resim ve heykel Mustafa Ayaz’ın kendini ifade biçimi olarak öne çıkıyor.  Kendini ve sanatını her daim yeniden yapılandırıyor; yıllarca devam eden sanatsal arayışları içerisinde  yapıtları, yaşamın içerisinde ördüğü her bir tuğla gibi kurduğu sanatsal alanın etrafında tüm ihtişamıyla  yükseliyor. Her daim kendini yenileyen ve geleceğe yeni bir değer bırakmakla meşgul bir zihin… “Öz  geçmişim geçmişte kaldı… Yaşasın GELECEK…” diyor Mustafa Ayaz. Hayatını adadığı sanatına  duyduğu aşkla ve geçmişten aldığı sanatsal ve düşünsel birikimle her daim yarına umutla bakıyor.  

Mustafa Ayaz için sanat: “aşkın, yaşama sevincinin ve geleceğe yönelik isteklerin plastik değerlere  dönüştürülmesidir.” Ve ekliyor: “Aşk ve sevgi uğruna çizip boyadığım resimler sadece birer sanat eseri  olarak değil, aynı zamanda bir yaşam serüveni olarak değerlendirilmeli.”  

Eserlerinde “insanı ama özellikle de kadın gerçeğini” ön planda tuttuğunu belirten Mustafa Ayaz’ın,  Picasso ve Chagall’ın resim diline duyduğu sevgiyi ve ilgiyi öğreniyorum. Her iki sanatçının da kendi  yaratım gücünü yarattıkları çoğunlukla figüratif, yoğun hayal gücüne ve renk kullanımına dayalı kendine  özgü dünyadan aldıklarını biliyoruz. Mustafa Ayaz için de resimsel anlatıma bakış bu çizgide ilerliyor:  duyguda ve emekte yoğun, renkte cesur ve kompozisyonda özgür, özgün ve sıra dışı seçimler.  

“Resim için “mesleğim değil nefesim” diyen Mustafa Ayaz, resim yaparken her türlü boyayı kullanarak çalışmış, sanat  hayatı boyunca farklı tekniklerden yararlanarak daha iyiye ulaşmak için sürekli çaba göstermiştir.” (Nezihe Aslı ÖZBAŞ,  Aynı adlı eser, sayfa 154) 

“Dünden Bugüne” sergisini gezerken dikkati çeken unsurlardan birisi, ressamın yoğunlukla kadın  figürü üzerine temalarını ve kompozisyonlarını çeşitlendirmesi. Kimi zaman havada uçuşan ve dans  eden bazen bir müzik aleti çalmakta olan kadınlar, kimi zaman oturduğu yerden direkt olarak izleyicinin  gözlerine bakmakta kimi zaman ise ressamın kendisini resmettiği figürler ile yan yana tüm ihtişamı ve  cesaretiyle özgür ve bağımsız duruşunu sergilemektedir. Kadınlar oldukça renklidir, zariftir, narindir  ancak çoğu zaman resmin tam da odak noktasında güçlü ve cesur bir duruş ile var olmaktadır. Bunun  yanı sıra, ressam Mustafa Ayaz’ı bir tuvalin içerisinde veya bir heykel figürde bulabilmek çok mümkün.  

Güçlü oto portreleriyle veya kimi zaman tuvalin bir ucunda izleyiciye sunulan silüetiyle, ressam her daim  içsel ve düşünsel dünyasında sanat severleri buluşturduğu hikayelerin yansımasında kendisini de dahil  etmeyi ve hatta bazen tam da tablonun merkezine konumlandırmayı ihmal etmiyor; bu durum, adeta  Mustafa Ayaz’ın resimlerinde bir örüntü haline gelerek tanıdık bir unsur oluşturuyor.

Ressamın temaları, yaşamın içinden ve her birimizin görsel dünyasında karşılığını bulabilen anlar ve  anılar üzerine inşa edilmiş gibi görünüyor. Müzenin her bir katında yer alan büyük ebatlardaki eserler,  izleyiciyi adeta içerisine alan bir masal diyarı gibi; yapıt-izleyici iletişiminin daha sağlam örgülerle  örülmesine, sanat severin tuvale yaklaşarak ve uzaklaşarak kendisini ressamın sunduğu görsel  yolculuğa göre konumlama imkânı sunuyor.  

“Orkestralar, balerinler, kadınların bedensel güzellikleri gibi konular Ayaz’ın yaratım dünyasının konularıdır. Sanatçının  tedirgin ve içe dönük yapısı ile uzun süre geçim sıkıntısıyla mücadele etmesine rağmen, hayatındaki korku ve çelişkileri  resmederken çalışmalarında dramatik yaklaşıma yer vermez.” (Nezihe Aslı ÖZBAŞ, Aynı adlı eser, sayfa 152) 

Müziğin ruhu, müzik aletleri ve orkestralar sanatçının yapıtlarında önemli bir yer tutuyor.  

Mustafa Ayaz’ın bir tablosu, yine sanatçının kendisini resim kompozisyonunda bulabilmek mümkün…

Müzede, resimden heykele sanatçının pek çok sanatsal üretimi yakından izlenebiliyor. 

Coşkuyla üreten bir ressamın hikayesi 

“Siyah boyalar getirin, çok çok siyah boya. Her şeyin anlamsız olduğunu göstermek için kapkara siyah boyalar. Ama  küçücük bir kırmızı, küçücük bir ışık gerek, o da yaşadıkça umudum olacak. Bizi yaşama bağlayan, bize güzel şeyler  yaptıran özlemlerimiz umutlarımız değil mi?”  

(Mustafa Ayaz’dan bir alıntı – Nezihe Aslı ÖZBAŞ, Aynı adlı eser, sayfa 154) 

Dünden Bugüne sergisi ziyaretçilerine; sanatı yaşamsal görerek coşkuyla, umutla, sevgiyle ve  ürettikleriyle hayata tutkuyla bağlanan ve Türk resim sanatına çok değerli katkılar sunan bir ressamın,  renk için çarpan bir kalbin, pek çok öğrencinin yetişmesinde emeği olan bir akademisyen ve sanatçı  Mustafa Ayaz’ın yaşam öyküsünü sanatsal üretimleri eşliğinde yakından tanıma ve anlama imkânı  sunuyor. Bu yanıyla bu sergi, resim sanatına ilgi duyan sanat severlere sulu boya ve pastelden yağlı  boyaya, eskizlerden devasa boyuttaki tablolara kadar geniş bir yelpazede ve seçkide sanatçının farklı  dönemlerindeki farklı sanatsal arayışlarına ve üretimlerine rastlayabilmenin mümkün olduğu adeta  retrospektif bir yolculuk vaat ediyor… 

Sergi ziyaretini mümkün olan her detaydaki bilgi ve anlatımlarla destekleyen ve bu ziyareti bir ressamın  ayak izlerini takip ederek adım adım anlamlandırabilmeyi kolaylaştıran; sanatçının yaşadığı dönemin  koşullarını anlayarak sanatsal üretim biçimlerini en iyi şekilde gözlemleyebilmeye alan açan Mustafa  Ayaz Müzesi’nin Sanat Tarihçisi Sn. Sena Yiğit’e çok teşekkür ediyorum.

İlginizi çekebilir: Zamanın ardından: Yıl biterken

Tuğçe Şenol
Merhaba, ben Tuğçe. 2007 yılında tam burslu olarak eğitim aldığım Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden bölüm birincisi olarak mezun oldum. Yüksek ... Devam