Peltzman etkisi: Kask taktığımızda neden daha hızlı gideriz?

Bir motosiklet veya araba aldığınızı düşünün. En iyi fren sistemine (ABS), en sağlam hava yastıklarına veya en pahalı, karbon fiber koruyucu kaska sahipsiniz. İnsanların ilk tepkisi nedir? Daha güvende hissetmek mi? Evet. Peki istatistiklere göre bu donanımlara sahip olanlar daha mı az kaza yapıyor? Hayır. Tam tersine, donanım ve güvenlik önlemleri arttıkça insanlar daha riskli hamleler yapmaya başlarlar.

Tehlikeye karşı alınan bir önlemin, beynimizdeki “güvenlik” hissini artırarak bizi o önlemi sıfırlayacak kadar tehlikeli davranmaya itmesine psikolojide “Peltzman Etkisi” veya “Risk Telafisi” diyoruz. Ve şu an, hayatımızı güvence altına aldığını sandığımız pek çok sistem veya eşya, aslında bizi daha dikkatsiz yapıyor olabilir.

Beynimizin risk termostatı

Peltzman Etkisi, beynimizin içsel bir “risk termostatına” sahip olduğunu söyler. Tıpkı bir odanın sıcaklığını sabit tutmaya çalışan bir klima gibi, beynimiz de kabul edilebilir bulduğu, alıştığı bir risk seviyesini korumaya programlıdır.

Sisteme dışarıdan “koruyucu” bir etken (örneğin yollara bariyer, teknolojik bir güvenlik yazılımı veya sarsılmaz sandığımız bir devlet güvencesi) girdiğinde, beynin kurulu düzeni şu mesajı alır: “Burası artık daha güvenli, o halde marjımı artırabilirim.” Kişi, rasyonel bir analiz yapıp kazadan kaçınmak yerine, bu güvenlik kredisini “daha hızlı gitmek”, “daha az dikkat etmek” veya “daha büyük riskler almak” için harcar.

Tarih, bu yanılgının kanıtlarıyla doludur. 1970’lerde taksi şoförleriyle yapılan ünlü ABS fren deneylerinde, ABS takılan araçların şoförleri hızlarını artırmış, öndeki araca daha çok yaklaşmış ve kaza oranları değişmemiştir. Çünkü zihinleri “Nasılsa hemen dururum” verisine kilitlenmişti.

İllüzyon değil, “bilinçli savunmasızlık”

Peki, bu zihinsel tuzaktan nasıl kurtuluruz? Koruyucu ekipmanları veya güvenlik yazılımlarını çöpe atarak mı? Asla. Ekipmansızlık, Peltzman Etkisi’nin diğer ucundaki aptallıktır. İhtiyacımız olan şey rasyonel risk yönetimidir. 

  • Donanımı unutun: “Beni koruyan hiçbir şey yok.” Bu varsayımı kabul edin. En gelişmiş teknoloji bile insan hatasını sıfırlayamaz. Karar alırken sanki o güvenlik ağı (kask, sigorta, yedekleme) hiç yokmuş gibi düşünün.
  • Riski test edin: Duygusal bir rahatlama yaşamak yerine, limitlerinizi analiz edin. Daha hızlı giderek veya daha dikkatsiz davranarak kazandığınız o 3 dakika, aldığınız ekstra ölümcül/maddi riske gerçekten değiyor mu?
  • Eyleme geçin: Güvenlik önlemleri sizin daha pervasız olmanız için değil, sistemdeki kontrolünüz dışındaki hataları (başkasının hatası, anlık bir donanım arızası) tolere etmek için oradadır. Güvenliği bir “istediğimi yapma lisansı” olarak değil, son çare olarak kullanın.

Peltzman Etkisi, bizi tehlikenin kendisine değil, güvende olduğumuz illüzyonuna mahkum eder. En iyi fren sistemi sizi durdurabilir veya sadece duvara daha hızlı çarpmanıza neden olabilir..

İlginizi çekebilir: Normalleşme yanlılığı: Gemi batarken neden keman çalmaya devam ederiz?

Mustafa Direk Blog Yazarı
Merhaba, ben Mustafa. Şu anda İstanbul Üniversitesi Marka İletişimi bölümünde öğrenciyim. 10 yıllık eczane tecrübem sayesinde insanlarla iletişim kurma ve problem çözme becerilerimi geliştirdim. ... Devam