Öz-Disiplin: Hazzı erteleyebilme kapasitesi neden önemlidir?

‘Hazzımı neden erteliyorum ki’ diye düşünüyor bile olabilirsin şu an, haz o kadar kuvvetli bir duygu. Özellikle içinde bulunduğumuz şu zamanda, markaların, dijital dünyanın, kültürün bizi yönetmek ve kontrol etmek için kullandığı neredeyse mükemmel çalışan onca stratejinin arasında ben de düşünüyorum bu soruyu…

Hazlarımı ertelemeli miyim?
Yapmak istediğim ama vazgeçmem gereken şeylerden vazgeçebiliyor muyum?
Yapmak istemediğim ama yapmak zorunda olduğum şeyleri yapmakta ne kadar iyiyim?

Bu soruları kendine sormaktan çekiniyorsan ya da cevaplarını erteliyorsan belki de disiplinin sana ne ifade ettiğine bakman iyi olabilir, aşağıda senin için bunu kolaylaştıracak maddeleri bulabilirsin.

Zayıf öz-disiplin belirtileri

  • Tembel olduğunu hissedersin.
  • Ertelemeye meyilli bir yapın vardır.
  • Son teslim tarihleri konusunda sıkıntılar yaşıyorsundur.
  • Aşırı yemek yeme, aşırı uyuma, çok para harcama, aşırı sosyal medya kullanımı gibi alışkanlıkların vardır.
  • Hayatın rutininden sıkılırsın.
  • Yapmak zorunda olduğun işlerden kaçınma eğilimin vardır.
  • Ne kadar az iş başardığın konusunda kendine kızarsın.
  • Kapasitenin altında başarı gösterirsin.
  • Daha iyisini yapabileceğini bilsen bile genelde düzensizsindir.

Belki de en önemlisi; sürekli “kendimi gerçekleştirmem gerekli” der durursun ama onun yerine başkalarının kendilerini gerçekleştirmelerinin seyircisisindir.

Araştırmalar bazı insanların bu kapasiteyi asla geliştiremediğini gösteriyor. Yanıtı kesin olmamakla beraber genetik etkilerin rolü belirsiz. Ama işaretlerin çoğu, ebeveynlerin çocuk yetiştirme niteliğinin belirleyici etken olduğunu açıkça gösteriyor! Bu noktada kültür, çocuk yetiştirme yöntemleri ve eğitim sistemi öz disiplinin gelişmesini sağlayan önemli etkenlerden.

Peki hazzı ertelemek ve öz-disiplin neden önemli?

Değerli olma hissi, kendine iyi bakmak ve gerekli olan özeni göstermek öz-disiplinin temel taşıdır.

Öz-disiplin sevgidir!

Scott Peck “Az Şeçilen Yol” kitabında sevgiyi şöyle tanımlar: “Sevgi insanın kendi benliğini -kendisinin ya da bir başkasının ruhsal tekamülünü- destelemek amacıyla genişletme iradesidir. İradenin eyleme dönüştürülecek kadar güçlü olanıdır. Sevgi bir irade eylemidir.”
Bu tanım gündelik dilde kullandığın sevgi ve irade kavramlarına ne kadar yakın ya da tanıdık geliyor mu?

İrade eylemi aynı zamanda seçmek demektir.
Öz-disiplin kendi hayatına kendini gönüllü atamandır.

Yapmak istediğinin egzersizleri, hobileri sürekli ertelerken… internette gördüğün kolyeyi almamak, hamburgeri yememek için savaş verirken, gidemediğin okullar, okuyamadığın bölümler, yapamadığın meslekler, kuramadığın ilişkiler için anne baba çevreyi ve toplumu aktif suçlamaya yetişkin halinde dahi devam ederken;
Kısacası iradenin iplerini başkalarının eline tutturmuşken,
Gerçekten kendini sevdiğini söyleyebilir misin?

Gerçekte olmak istediğimiz hale ve anlama bizi ulaştıracak olan, özne olarak hazlarımızı erteleyebilme ya da kontrol edebilme irademizdir.
İrade gücü; durum, olay ve ben arasındaki neden-sonuç ilişkisini görmemizi engelleyen bir perde gibi gözümüzün önüne çekilen zaman faktörünü ortadan kaldırmaktadır.
İrade gücü, disiplin; kendine olan inancını, kendilik düşünü gün, ay yıl, kısa ya da uzun diye ayırt etmeksizin sürdürebilme kapasitesidir!
Sen kendini ve başkalarını desteklemek amacıyla, kendi iradeni genişletme olasılıklarını görüyor musun?

Sana ait olasılıkların eyleme dönüşmesi dileğiyle…

Gülbalca Çakıroğlu
İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirdikten sonra, beyin ve çalışma prensiplerine olan ilgim dolayısıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Klinik Sinirbilimleri (Neuroscience) Master programına kabul edildim ... Devam