Endişe kaynaklı obsesif kompulsif bozukluk ile ilgili bilinmesi gerekenler

Endişe, belli bir oranda kaldığı sürece sağlıklı bir histir. Bir miktar kaygı ve hatta paranoya kişiyi tehlikelere karşı ayık tutar, boşvermişlikten kurtarır ve yaptığımız şeylerin sonucunu düşünerek hareket etmemizi sağlar. Ancak kaygı bozukluğu, kişinin günlük hayatını sağlıklı bir şekilde devam ettirememesine neden olan, onu tüketen bir rahatsızlıktır. Nörolojik kaynaklı bir kaygı bozukluğu türü olan obsesif kompulsif bozukluk (OKB ya da obsessive compulsive disorder/ OCD), takıntılı düşüncelerin günlük hayatı etkileyecek ve kısıtlayacak hale gelmesiyle tanımlanıyor.

Obsesif kompulsif bozukluğun kaygı bozukluğundan ayrıştığı noktaları ve bu rahatsızlıklarla ilgili bilinmesi gerekenleri sizler için derledik.

Obsesif kompulsif bozukluk nasıl tanımlanır?

OKB bazı düşüncelerin, duyguların ve davranışların defalarca tekrar etmesi şeklinde kendini gösteren bir psikolojik rahatsızlık. OKBli kişiler genelde bir lambayı açıp kapatmak, kapı çalmak ya da ocağın sönmüş olup olmadığını kontrol etmek gibi sıradan işleri dahi birkaç kez gerçekleştiriyor, bunlar tamamlanmadan yapacakları bir sonraki işe başlayamıyorlar. Sevilen sit-com Big Bang Theory’yi izleyenler, Sheldon Cooper’ın kapıyı her seferinde üç kez çaldığını hatırlayacaktır.

OKB de genel kaygı bozukluğu gibi sürekli endişe içinde olmayı beraberinde getirir. Ancak kaygı bozukluğu yaşayan herkes, kötümser düşüncelerini bir OKB hastası gibi ayinsel ve tekrarlı davranışlarla dışa vurmayabilir. Ayrıca, kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin kaygıları genelde hayata dair, iş, aile gibi bir temeli olan sıkıntılarken, OKBli kişi kıyamet alametleriyle boğuşur. Örneğin ellerini sık sık ve uzun uzun yıkamanın onları olabilecek tamamen ilgisiz bir kötülükten koruduğuna inanabilirler.

Çoğu OKB hastası her şeyin tam ve doğru olduğu konusunda takıntılıdır.
OKB hastalarının en çok kaygı duyduğu 6 olgu şöyle:
  • Kirlenme: OKBli kişi mikroplara, vücut sıvılarına ve çevresel kirlere karşı normalin dışında bir savunma geliştirebilir, çünkü bunların kendini hasta edeceğine dair bir paranoya içindedir.
  • Kontrolü kaybetme: OKBli kişi her zaman uyanık, ayık ve kontrol sahibi olma arzusundadır. Böylece kendisini ve çevresindeki kişileri olası bir zarardan koruyabileceğine inanır.
  • Cinsel dürtüler: OKBli kişi, yasak ya da alışılmadık cinsel dürtüler ve düşünceler deneyimleyebilir.
  • Dini takıntılar: Obsesif kompulsif bozukluk yaşayan kişi iyi-kötü, helal-haram ayrımı konusunda takıntılı olabilir.
  • Çevresel zarar: OKB hastası, yangın ya da hırsızlık gibi kötü bir olayın olmasından çekindiği kadar, bu olaydan sorumlu olmaktan da korkar. Bu, fırının söndüğünü ya da kapının kilitlendiğini defalarca kontrol etmek gibi davranışları açıklayan bir korkudur.
  • Mükemmeliyetçilik: Çoğu OKB hastası her şeyin tam ve doğru olduğu konusunda takıntılıdır. Bu mükemmeliyetçilik, kendisine ait bir şeyi kaybetme, bir şeyin eksilmesi korkusu olarak da su yüzüne çıkabilir.

OKB ile ilgili yaygın olarak benimsenmiş yanlış bir düşünce, bu rahatsızlığın kişinin yaptığı bir şeyden kaynaklandığı düşüncesidir. Aslında stres, çocukluk hastalıkları, ebeveynlerin davranışları ve aile sorunlarının OKB’ye neden olduğuna dair herhangi bir kanıt henüz ortaya çıkmadı. Ancak, genetik olarak OKB’ye yatkın bir karakteristiğe sahip kişilerde stres ya da travma ile hastalığın tetiklenme olasılığı mevcut. Stres burada tek başına bir etken olmamakla beraber, hastalığın alevlenmesinde bir nevi kıvılcım görevi görüyor.

Obsesif kompulsif bozukluk, bilişsel davranışsal terapi ile çözülebilen bir sorun olduğundan, böyle bir rahatsızlık yaşayan kişilerin psikologa danışması öneriliyor. Ancak her psikologun benimsediği yöntem farklı olabildiğinden, bilişsel davranışsal terapi konusunu özellikle sorgulamak gerekebilir.

İlginizi çekebilir: Kaygı bozukluğu ile başa çıkma yolları: Endişelerden ilham almak

Kaynaklar:

Psych Central

Anxiety and Depression Association of America

OCD UK