Nesiller arası travma: Stres nasıl aktarılıyor?
Araştırmacılar, ciddi stres türlerinin ve travmaların nesiller arası aktarımıyla ilgileniyor. Kritik stres veya travmanın bir diğer nesle aktarımı söz konusu olduğunda havaalanına uçuştan 4-5 saat önce varmaya dayanan endişeden çok daha fazlası öne çıkıyor. Bu nesiller arası travma, ölüm tehditleri, cinsel istismar ve ciddi yaralanma gibi durumlara dayanıyor. Bu ağır stres, ruh sağlığını tüm yaşantı boyunca etkileyebiliyor. Bu yazımızda, nesiller arası travmanın farklı aktarılma yollarını sizler için kaleme aldık.
Nesiller arası travma nedir?
İlk defa 1966’da ortaya atılmış olan nesiller arası travma kavramı, kuşaklar arası travma olarak da biliniyor. Bu kavram, son dönemlerde sık sık kendisinden bahsettiriyor. Nesiller arası travma, travmatik olayların nesiller boyunca aktarılan psikolojik ve duygusal etkileri olarak biliniyor. Bu deneyim, orijinal olayı doğrudan yaşamamış kişileri etkisi altına alıyor.
Bu kavram, 1960’larda İkinci Dünya Savaşı’ndan sağ kurtulan Holokost mağdurlarının çocukları üzerinde yapılan gözlemlerle ortaya çıktı. Soykırımdan sağ kurtulanların çocukları, yüksek psikolojik sıkıntı oranları sergiledi. Bu gözlem, soykırım travmasının nesiller boyunca nasıl aktarıldığı sorusunu gündeme getirdi.
Ebeveynlik anlayışı ve nesiller arası travma
Travmaların diğer nesillere aktarılmasının birçok yolu bulunuyor. Bu yollar arasından en sezgisel olanı ise ebeveynlik davranışları. Şimdi, çocuğunu kaza, hastalık veya başka bir sebep yüzünden kaybetmiş bir ebeveyn düşünelim. Bu ebeveynin yaşadığı bu travmatik olayın onun diğer çocuklarıyla ve sevdiği insanlarla etkileşim biçimini etkileyeceğini tahmin edebiliriz. Bu örnekteki ebeveyn çocuğunu araba kazası yüzünden kaybettiyse onun diğer çocuklarına araba yolculukları esnasında normalden çok daha fazla koruyucu yaklaşabileceğini söyleyebiliriz. Bu doğrultuda da çocuklar arabalara karşı kaygılar geliştirebilir ve hatta evden çıkma korkusu bile açığa çıkabilir.
Ebeveynlerin travmaları hakkında konuşmaması da nesiller arası travmayı destekleyebiliyor. Örneğin, gaziler genellikle savaş döneminde yaşadıkları travmatik olayları çocuklarına anlatmıyorlar ve çocuklar bu durum karşısında savaş travması geliştirebiliyor.
Nesiller arası travma, aynı zamanda asırlar önce yaşanmış ama etkileri günümüzde hala devam eden travmalardan da destek alıyor. Çok uzun zaman önce kaldırılmış olan kölelik sistemi, var olduğu dönemde yoksulluk ve ayrımcılık gibi sorunları doğurdu. Her ne kadar bu sistem günümüzde söz konusu olmasa da bu travmanın sebep olduğu ayrımcılığın etkileri bazı milletler için hala devam ediyor.
Travmaların epigenetik üzerindeki etkisi

Farkına bile varılmadan devam eden bir tür nesiller arası travma da bulunuyor. Bu deneyim, travmanın epigenetik üzerindeki etkisinden kaynaklanıyor. Epigenetik, çevresel olaylardan kaynaklanabilen ve insan genomunda kalıtsal olarak aktarılan değişiklikler kümesi olarak tanımlanıyor.
Epigenetik etkili nesiller arası travmanın en ünlü örneği İkinci Dünya Savaşı esnasında Nazilerin Hollanda’ya gıda tedariğini engellediği dönem; bu dönem, Hollanda’da insanlar yeteri kadar yiyecek bulamıyordu. Bahsi geçen dönemde hamile olan kadınlar da ihtiyaç duydukları kadar besine erişemedi. Savaş bittikten sonra ise bu kadınların çocukları yeterince yiyeceğin olduğu bir ortamda dünyaya geldi. Her ne kadar bu çocuklar gıdanın yeterli olduğu bir döneme gözlerini açmış olsa da yiyeceğin kıt olduğu doğum öncesi ortamı onları etkiledi. Bu çocukların vücutları, mümkün olduğunca fazla yağ tutmaya ve insüline direnç göstermeye başladı.
Hollanda’daki kıtlık sonrası dünyaya gelen çocuklar, tükettiklerini iyi bir şekilde metabolize ederek ve yağ depolayarak obezite, diyabet ve kalp hastalığına yakalanma riski daha yüksek yetişkinlere dönüştüler. Bu genetik değişiklikler sonraki nesillere de aktarıldı ve hem kıtlık yaşayan annelerin çocukları hem de bu annelerin torunları çeşitli rahatsızlıklar açısından yüksek risk altında kaldı. Bu tarihi olay, yetersiz beslenmenin epigenetik etkilerinin kuşaktan kuşağa aktarılabileceğini gösteriyor.
Psikolojik travmaların etkileri

Şiddetli psikolojik travmalar da stres sistemini etkileyerek nesiller arası travmayı açığa çıkarabiliyor. Örneğin, bir kadın hamileyken travma yaşadığında vücudundaki stres hormonları fetüse doğum sonrası ortamın tehlikeli olduğunu işaret edecek şekilde değişebiliyor. Bu durum, stresli bir dünyaya optimize edilmiş bir bebeğin doğmasına sebep oluyor; bu bebek, çevredeki değişikliklere karşı aşırı tepki veren ve duygusal tepkilerini yönetmekte zorluk çeken bir yetişkine dönüşebiliyor.
Sonuç olarak, travmatik olaylar doğrudan onları yaşamayan gelecek nesillerin zihinlerine ve bedenlerine işlenebiliyor. Bu yüzden, travma deneyimi olan kişilere hem kendi iyilikleri hem de gelecek kuşaklar boyunca ailelerinin iyiliği için profesyonel destek alması öneriliyor.
İlginizi çekebilir: Beden ve travma arasındaki ilişki nedir, travmatik bedenler nasıl rahatlatılır?