X

Ne kadar seks ‘’çok’’ seks?

Geçtiğimiz günlerde çok fazla seks yaptığını söyleyen genç, yetenekli ve başarılı bir kadınla tanıştım. Dışarıdan bakıldığında problem olarak algılanmaması gereken bir durum gibi görünüyor, ancak kadın durumundan şikayetçi olacak ki, artık böyle yaşamak istemediğini ve bu durumdan kurtulmak istediğini belirtti. Onun için ‘’çok’’ kavramının neyi temsil ettiğini öğrenmek için şimdiye kadar kaç kişiyle birlikte olduğunu sordum. 100 dedi, ve bunu söylerken gözlerindeki gururu okumamak imkansızdı. Ancak ne pahasına olursa olsun 101. kişinin son olmasını istediği de açıktı.

Yeni tanıştığım bu kadının hikayesi bana Amerika’da yayınlanan ‘’What’s your number’’ (sayın kaç) adlı komedi programını anımsattı. What’s your number’da baş roldeki kadın 20’den fazla kişiyle birlikte olan kadınların genelde yalnız kaldıklarına dair bir makale okuyor ve kendisinin 19 erkekle sınırda olduğunu fark edip paniğe kapılıyor. Bir şekilde evlenmek istediği için, son beraber olduğu adamı (19 numara) aramaya başlıyor. Ancak ‘’Bay 19’’un hedefi, mümkün olabildiğince fazla kadınla birlikte olmak. 20, kadınlar için toplumsal olarak çok sayılmayacak bir rakam. Erkekler için normal kabul edilen sayıysa, bunun 4 katına kadar çıkabiliyor.

Toplumsal değerler ve cinsellik

Sizin sayınız kaç? Erkekler için toplumsal düzende normal kabul edilen sayı ‘’Ne kadar çok kadınla beraber olursa o kadar iyi’’ iken, kadınlarda durum tam tersi yönde. Peki burada ‘’çok’’ diyerek bahsedilen rakam ne kadar? Ne  kadar partner çok, ne kadar az? Kime göre, neye göre?

Bu konuyu açıklığa kavuşturmak için, ‘’Sex and the City’’ dizisindeki karakterleri yüzeysel bir şekilde analiz ederek işe başlayabiliriz. Dizinin adından da anlaşılabileceği gibi, başroldeki 4 ana karakterin 4’ü de çok fazla kişiyle birlikte oluyor. Bu karakterlerden bir tanesi yalnızca seks yapmak için seks yapıyor ve bu konuda genelde acımasız ve katı. Toplumda ‘’kötü kadın’’ olarak etiketlenebilecek bir tip. Diğer bir ana karakter olan Charlott da çok fazla kişiyle birlikte oluyor; ancak uzun süreli bir ilişki ve evlenebileceği bir erkek arayışında. Tabi yaşadığı ilişkiler beklentilerini karşılamıyor ve hüsranla sonuçlanıyor. Charlott’u grubun romantiği olarak tanımlayabiliriz. Bu örneği inceleyerek nasıl bir ders çıkarmalıyız? Doğru kişiyi bulduktan sonra kadınların istedikleri kadar seks yapmasının normal olduğunu mu?

Bir çok kadın için ‘’eski sevgili’’ listesinin uzun olması, başarısızlık  olarak algılanan bir durum. Bu durum bazı erkekler için de geçerli. Ancak erkeklerin çoğu için geçerli olan ‘’ne kadar fazla kişiyle beraber olursa o kadar prestijli olma’’ durumunun kaç tane kadın için geçerli olduğu tartışma konusu.

Çok fazla kişiyle beraber olmanın yanlış olan tarafı ne? Ya da neden çok fazla kişiyle beraber olmak övünülecek bir durum?

‘’Çok’’ ne kadar çok? Kime göre çok? Bazılarımız bir gecede 3 partner değiştirirken, bazılarımız yıllarca aynı kişiyle beraber. Bazılarımızınsa bu durum umurunda bile değil. Kime ne?

Sanıyorum birlikte olan bir çok çift için partnerinin kendisinden başkalarıyla birlikte olduğu düşüncesi oldukça korkutucu bir durum. Rekabet var, risk var, tehlike var… Bu korkunun temelinde de, seks sırasında karşı tarafın üstümüzde değerlendirmeler yaptığını düşünmemiz, ve başkalarıyla karşılaştırılarak alt sıralara düşme endişemiz yatıyor.

Beraber olduğumuz kişilerin sayısının hesabını tutmak, gerçek duygularımızdan ve ilişkiyle ilgili sahip olmak istemediğimiz düşüncelerden uzaklaşmanın bir yolu. Az kişiyle beraber olduğunuzda deneyimsiz olduğunuz için yadırganacaksınız; çok kişiyle birlikte olduğunuzda bir tehdit unsuru, potansiyel bir çapkın olarak anılacaksınız? Yani aşağı tükürseniz sakal, yukarı tükürseniz bıyık… Bu durumun içinden nasıl çıkılır?

Son kullanma tarihi sorunsalı: Yaşım geçiyor, evde kaldım

Kadınlarda çok fazla partnerle beraber olma isteğinin altında yatan bir diğer sebep de, ‘’son kullanma tarihi’’ meselesi. Belli bir yaştan sonra çekici bulunmayacağını, üreme fonksiyonlarının azalacağını düşünen kadınlar, genç yaşlardan orta yaşlara doğru ilerledikçe daha fazla erkekle birlikte olmak, ve sürecin sonuna doğru uygun erkeği bulmak istiyorlar. Toplum baskısıyla da pekiştirilen bu ‘’yaşım geçiyor’’ korkusu, kadınların evlenecekleri kişileri seçerken hatalar yapmasına ve mutsuz evliliklere sebep olabiliyor. Yaş ilerledikçe ‘’evleneceğim kişi güvenilir, dürüst, beni seven ve sadık biri olmalı’’ beklentisi; ‘’iyi bir baba olsun, iki evi olsun, üç araba yeterli, ailemle anlaşsa yeter’’ gibi daha materyalistik ve karşılanabilir beklentilere dönüşmeye başlıyor.

Tartışmaya bu çerçeveden bakacak olursak, bazıları için 4 partner çokken, bazıları için 150 partner çok sayılabilir. Önemli olan çok ve aşırı arasındaki ince çizgiyi belirleyebilmek. Bu çizgi de tamamen sosyal çevreyle, toplumun ‘’çok’’ olarak nitelediği sayının kaç olduğuyla alakalı.

Bazılarınız toplum baskısından ve bu karmaşık algoritmadan uzaklaşmanın yolunun evlilik olduğunu düşünebilir. Ancak çözüm ne yazık ki bu kadar basit değil. Çünkü evlendikten sonra ‘’Ne kadar partnerle birlikte olmak çok?’’ sorusu ‘’Haftada kaç kez birlikte olmak çok?’’ sorusuna dönüşüyor. Burada da karşımıza iki uç seçenek beliriyor: Çok fazla seks yapmak ve yeterince seks yapmamak. Çok seks ne kadar seks?

Burada da, tıpkı partner sayısında olduğu gibi ne kadar seksin ‘’çok’’ seks olduğunu belirleyen şey, sosyal normlar. İçinde bulunduğunuz toplumda ilişkisi olan iki kişinin ne kadar seks yapması normal karşılanıyor? Beraber olduğunuz kişiyle ne kadar sıklıkta birlikte olmalısınız ki arkadaş ortamınızda dışlanmış hissetmeyin?

Bazılarımız için haftada 14 kez birlikte olmak çokken, bazılarımız için 7 çok sayılabilecek bir rakam. Bu bazılarımız için 2, bazılarımız için 3. Bazılarımızın da umurunda değil. Ama bazılarımız kim? Bu bazılarımız için seks ne demek? Kaç kez orgazm olduğumuz mu? Kaç kez boşaldığımız mı? Kaç gece çıplak yattığımız mı? Seks yaptığımız gün, gece, hafta, ay, yıl sayısı mı?

Ben cinsel birlikteliği sayılarla ve rakamlarla tanımlamaya çalışmanın duygusal yoğunluğunu, şiirselliğini ve alınan zevki göz ardı etmemize; ve sekse farklı anlamlar yüklememize sebep olduğunu düşünüyorum. Benim için kaç kez, ne sıklıkta, ne kadar çok olduğu değil ne kadar fazla şey hissedebildiğim önemli. Seks öncesinde, sırasında ve sonrasında kendinizi nasıl hissettiğiniz, kaç kişiyle beraber olduğunuzdan çok daha önemli. Bu nedenle illa ki elinizde sayısal bir veri görmek istiyorsanız ne kadar kişiyle birlikte olduğunuzu, kaç kişiyle seks yaptığınızı değil; deneyiminizden aldığınız zevkin ne kadar ‘’çok’’ olduğunu sorgulayın derim.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. 

Mademoiselle Juliette: Eski sevgilim hep bir şarkı söylerdi : “My baby loves me, I’m so happy. And that makes me a modern girl”. Bu şarkıyı dinleyince, belki de bu dünyada değiştirebileceğim şeyler vardır diye düşündüm. Etrafımdakileri sorgulayarak; okuduklarıma, gördüklerime, duyduklarıma kısacası etrafta olup bitenlere bir anlam vermeye çalışıyorum. Asıl soru: aşk nerede? Hayat bir mücadeleyse, en azından anlam çıkaralım. Bu yazdıklarım, Paris'te yaşayan bir toplumsal cinsiyet araştırmacısı modern kızın modern dünyadan hikayeleri. www.wronggender.wordpress.com

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale