Modern tükenmişliğin sessiz hali: Fonksiyonel donma nedir?
Adeta otopilotta geçirdiğimiz sıradan bir günde; gözlerimizi sabah alarmıyla açıyor, işe gidiyor, mailleri tarıyor ve akşam eve gelip yemek yiyip yatıyoruz. İşin kötüsü ise dışarıdan bakıldığında her şey tıkırında işliyor gibi geliyor. Fakat içeride ne bir şey hissediyor ne de gerçek bir haz duyuyoruz, sanki kumandayla duraklatılmış bir film gibi oynatılmayı bekliyoruz. Duygusal ve zihinsel sistemleri minimuma indiren bu duraksama hali, görünmez bir hayatta kalma modu. Adı ise fonksiyonel donma!
Fonksiyonel donma nedir?

Fonksiyonel veya işlevsel donma; beynin, kronik stres veya travma karşısında verdiği otomatik bir hayatta kalma tepkisidir. Beyin tehditler karşısında “savaş, kaç ve donakalmak” olmak üzere üç temel tepki verir. Genellikle travma ve yüksek stres sonucu ortaya çıkan donakalma durumu ise sinir sistemindeki aşırı yüklenmeden kaynaklanır. Aşırı iş yükü veya duygusal stres ile karşı karşıya kalan beyin, üstesinden gelip gelemeyeceğinin belirsiz olduğu işlerde ölü taklidi yapar. Modern dünyada ise bu durum, işlevsel olarak her şeyin sürdürülmesi fakat duyguların askıya alınmasıyla ilişkilidir.
Yani yüksek iş temposu, hayat belirsizliği ve günlük sorumluluklar arasında dağılırken iç dünya adeta donmuş haldedir. Bunun yarattığı duygusal kopukluk ise motivasyonsuzluk ve isteksizlik yaratır. Fonksiyonel donma yaşayan bir kişi günlük işlerini yapmada herhangi bir zorluk hissetmese de hayattan alınan zevk ve yaratıcılık gücü ciddi ölçüde düşer. Bu durumun yarattığı diğer yaygın belirtiler şunlardır:
- Sürekli yorgun ve bitkin hissetme
- Karar vermede zorlanma
- Motivasyon ve heyecanı koruyamama
- Yaşamdan ve duygulardan kopma
- Kendine yabancılaşma
- Odaklanma güçlüğü
Belirtileri tanımak neden önemli?

Fonksiyonel donma belirtileri sıklıkla burnout ve depresyon gibi sorunlarla karıştırılır. Ancak fonksiyonel donmadaki ayırt edici özellik, normal şartlarda yüksek verimle çalışmaya adapte olan insan beyninin, stres karşısında kendini bir tür tasarruf moduna almasıdır. Bu durum, fonksiyonel donmayı kendine has ve sessiz hale getirir. Diğer psikolojik sorunlara kıyasla çok daha sessiz ilerleyen işaretler kontrol altına alınmadığında yaşam tatmini ciddi şekilde düşebilir ve kişiyi içten içe uyuşturabilir.
- Bu durumla karşılaştığınızda ne çok mutlu ne de çok üzgün olursunuz. Aksine sürekli kendinizi askıda veya boşlukta gibi hissedersiniz.
- Ne yiyeceğiniz gibi basit günlük kararlar bile çözülmesi zor büyük sorunlara ve yüke dönüşebilir.
- Toplantı, sohbet, buluşma gibi sosyal ortamlarda sadece fiziksel olarak varlık gösterirsiniz. Zihinsel boyutta ise andan koparak başka bir frekansa geçersiniz.
- Profesyonel ve bireysel anlamda üzerinizdeki tüm sorumlulukları yerine getirseniz bile herhangi bir ödül duygusu yaşamazsınız. Bu da heyecanınızı ve düşünme gücünüzü alır götürür.
Fonksiyonel donma, sürekli bildirimlere maruz kaldığımız bir dünya için oldukça normal bir durumdur. Sürekli uyarılma sonucu bu tepkiyi gösteren sinir sistemi, benzer şekilde tersine çevrilebilir ve doğru adımlarla tekrar canlandırılabilir:

- Bedeni hareketlendirmek; fiziksel canlanma yoluyla sinir sistemi üzerindeki stres baskısını hafifletir. Yürüyüş veya hafif egzersizler yapmak ya da nefes ve yoga pratikleri denemek, sinir sistemini sıfırlamak için harikadır.
- Mikro hedefler belirlemek; büyük hedeflere ulaşamamanın getirdiği kaygının, sinir sistemini yormasını önler. Ufak ve ulaşılabilir hedefler, motivasyonu da pekiştirerek bedenin uyuşukluk hissini azaltır.
- Sosyal bağlantıları güçlendirmek; zihni ve duyguları harekete geçirmeye yardımcıdır. Gerçek ve derin bağların kurulduğu sosyal ilişkiler, sinir sistemini tekrar düzenleyerek içsel mutluluğu artırır.
- Kendine şefkat göstermek; vücuttaki yüksek stres seviyelerini düşürür ve sinir sisteminin iyileşme sürecini kolaylaştırır. Kendine karşı anlayışlı bir tavır sergilemek, yaşamdaki birçok duyguyu ve durumu daha kolay kontrol etmekle de ilişkilidir.
- Profesyonel destek almak; özellikle travma odaklı durumlarda etkili olabilir.
Beynin sürekli uyarıldığı dijital çağda, fonksiyonel donma asla bir başarısızlık veya kişisel zayıflık değildir. Sadece bir sinyaldir. Dolayısıyla beynin “Artık daha fazlasını kaldıramıyorum” deme halini duyup anlamak, çözüme giden yoldaki en etkili adımlardan biridir.
Kaynak: verywellmind, psychologytoday
İlginizi çekebilir: Hayatı ertelemek: Mutluluğu askıya almak istediğinizden emin misiniz?