Kimliğe mektup: Senden öğrendiklerimi ve sensizliğin öğrettiklerini anlatacağım

Merhaba dostum,
Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım. Hani o hiç kimsenin bilmediği, herkesin gittiği yerde. Hani seninle asla gidemeyeceğim diyarda.

Seninle olan ilişkimiz her zaman beni dışarıdaki sertliklerden, dünyanın o zor gelen köşeli tavrından, insanların yargı ve hoyratlığından uzak tuttu. Bir salyangoz misali, sen sırtımdaki ince ve mükemmel kabuğumdun.
Sensizlik benim için çirkinleşmek, belki iyice korunmasız olmak anlamına geliyordu. Aslına bakarsan, sensiz olabileceğimi hiç düşünmedim. Ben seninle olduğum halde bendim.
Aklıma çıplaklığın bu denlisi düştüğünden beri, senin bana kattıklarını düşünüyorum.
O güven halini..

Senin olmadığın bir zamanı hiç hatırlamıyorum, çok bebektim sen sırtımda oluştuğunda. Sonrası zaten senin de bildiğin gibi, beraber büyüdük, beraber şekillendik. Ben ne biliyorsam sen de bildin. Hiç fark yok gibi…
Ben ne öğrendiysem, sen de o denli öğrendin.
Senin benden ayrı olduğunu nasıl fark edebilirdim ki? Sürekli benimle birlikte değişen ve gelişen bir kabuk!
Oysa şimdilerde, gücüm az diye değil, sadece merakımdan ve istemediğimden; sensiz olmayı düşlüyorum.
Çırılçıplak olmayı, sonunda ölüm varsa da göze almayı…
Bunu anlıyor musun?

Seni sevmediğimden, artık işime yaramadığından değil!
Artık başka bir hayvana dönüştüğümden belki..
Artık bedenimin neye ne zaman dönüşeceğini hesap etmek istemediğimden.
Öyle, kendi kendime…
Biraz korunmadan, korkmadan.
Doğduğum halde yürümek istiyorum.
Benim canım dostum, sensizlik çok zor olacak biliyorum!
Şimdiden başladı yaşayabileceklerimin fragman gösterileri. Şimdiden, sensiz halimi azıcık gösterdiklerim, beni sevmeye değer bulmadılar. Sanki hiç hak etmezmişim gibi…

Ama “olsun” dedim, beni değil seni sevmiş zaten dostum! Sen sevilmeyecek biri değilsin, ama ben değilsin.
Bir de, biraz korktular sanki, benimle ne yapacaklarını kestiremiyorlar diye. Beklenmedik biri oldum onlar için. Yalnız kaldım diye bir korku bastı beni, hani kimse kalmazsa sensizliğimden ötürü… Biraz zor oldu bu gördüğüm durum ile yüzleşmek.
“Olsun” dedim, bu da olur.
Galiba en zorlayanı, sensiz nasıl davranacağımı hiç bilmiyor olmam! Hiç sensiz olmadım ki! Benim yerime yaptığın her şeyi benim yapmam ve kendi yöntemimle yapmam gerek.
Bakalım be dostum, senden çok şey öğrendim, eminim bir çıkış yolu bulurum.
Artık biri üzerime basıp son nefesimi vermeme bahane olana kadar, kabuksuz yürüyeceğim yollarda.
Biraz üzülsem de, korkmuyorum!
Bu benim, bu hayattaki ilk günüm.

Sen de iyi ol, benim güzel dostum. Seni hep sevgi ve hürmet ile anacağım. Bensiz hayatta kalamayacaksın biliyorum. Ama ben kalacağım, senin yerine de yaşayacağım! Senden öğrendiklerimi ve sensizliğin öğrettiklerini duymak isteyen her kulağa özenle fısıldayacağım. Böylelikle hizmetin hep hatırlanacak, sevgi ve şefkatle…

Elveda güzel dostum.

İlginizi çekebilir: Yaşam masalımız: Hem varız hem yok, hem var edeniz hem yok eden

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam