Kendinize zaman ayırıp daha çok yalnız kalın

Eskiden bir dakika bile yalnız kalmamak adına üst üste saatli sekiz program yapan ben, şu an kendime sadece kendimle geçireceğim kaliteli bir saat dilimi ayırmadığım takdirde ayarlarım oynamaya başlıyor. Ki ben de bunu bu sabah net bir şekilde gördüm.

Benim sabah 08:00 akşam 18:00 olmak üzere düzenli gittiğim kurumsal bir işim yok. O yüzdendir ki birçok arkadaşıma nazaran kendime çok daha fazla vakit ayırabiliyorum koşturmadan. Başkalarına göre de hayatı daha sakin, daha dingin bir noktasından yaşayabiliyorum koşullarımda.

Ama şu an görüyorum ki insan “istediğim her zaman zaten istediğimi yaparım” kalıbına da gayet rahat alışıp etrafında kayboluyormuş!

 Bu bilgi sende var da Gamze’cim, peki gerçekten kullanıyor musun?

Kendinize zaman ayırıp daha çok yalnız kalın

Yok! Son zamanlarda sadece dilimdeymiş. Bir gün annemle olayım, diğer gün yeğenimi göreyim, öbür gün arkadaşımla dertleşeyim derken bu sabah bir baktım ki ben epeydir kendimle vakit geçirmemişim. İlgim, odağım hiç farkında bile olmadan dışarı çoktan kaymış.

Ve ben yorulmuşum. İçimde anlamadığım bir tatsızlık vardı kaç gündür. Bugün için de çok yakın bir arkadaşım görüşelim demişti. Sabah uyandığımda yapamayacağımı o kadar hissettim ki; hemen mesaj attım: “Bugün beni affet. Sevimli hissetmiyorum ve yalnız kalmaya ihtiyacım var biraz.

Bakın bu önemli. Etrafınızda bu cümleyi rahatça kurabileceğiniz, önü-ardı nasıl anlaşılır acaba, yanlış anlaşılır mıyım diye düşünmeyeceğiniz, sizin ihtiyaçlarınıza saygı gösteren insanlar bulunması çok önemli. O zaman hayat daha samimi ve gerçek bir yerden yaşanıyor. Hepimizin takmaktan bıktığı maskeler var ya hani sokağa çıkarken, işte artık o maskeleri kullanmaya gerek kalmıyor. Bunun yolu da ilk önce insanın kendisini maskesiz halleriyle kabulünden geçiyor.

Arkadaşımın şefkatli yanıtının da vermiş olduğu huzurla yapmam gerekenlere şöyle bir göz attım. Yapmam gereken bir sürü şeyim vardı, kendi yolumda kendimi geliştirmek için not aldığım ama sürekli birileriyle ilgilenmekten erteliyordum. Yapılacaklar listesindeki maddeler çoğaldıkça çoğalıyordu ve fazlalaştıkça da motivasyonum düşüyordu. Hiç ellemiyordum bu defa. Çok şey vardı, nereden başlayacaktım ki..?

Baktım tüm listeye. İçinden bugün yapabileceğimi hissettiğim sadece iki maddeyi seçtim ve koydum önüme. Bakın bu nokta da önemli. İnsan kendisine fazla fazla, koca koca hedefler belirledi mi bazen altında ezilebiliyor. Fazla gelebiliyor, hemen bir sonuç göremeyince sıkılabiliyor ve motivasyonu düşebiliyor. Bu yüzdendir ki size tavsiyem çok minik ve kısa vadeleri olan hedefler koyun kendinize. Onların toplamı sizi o büyük sonuçlara, hedeflere götürüyor olsun. İnsan yapabildiğini gördüğü zaman kendine güveni geliyor ve gülümsemeye başlıyor kendisine.

Kendinize zaman ayırıp daha çok yalnız kalın

Oturdum odamda masamın başına. Bin senedir ellemediğim masamı temizlemekle ve fazlalıkları atmakla koyuldum işe. Hafiflik! Fazlalıkları attığımız an açılan yepyeni, ferah yerler ve gelen hafiflik, coşku hissi.. Paha biçilemez! Sadece masamın üzerini temizlediğimde bile daha hafif hissetmeye başlamıştım. Başladım sonra bugünkü notlarımın üzerinden teker teker aksiyon almaya. Her birini gerçekleştirdiğimde işaret koydum yanıbaşına “yapıldı” diye. O yapıldı işaretleri de benim için nasıl büyük bir haz size anlatamam.

Çoğunu hallettim. Azı kaldı ama şimdi içimdeki hafiflik ve coşku hissiyle bakalım nerelere kadar gidecek yol. Benim için her an bilinmezlik, her gün başka bir macera gibi. Şu an bir başkasına göre sadece yazı yazıyorum mesela; ama benim için şu an harika bir yolculuğun içindeyim ve nereye gideceğini de hiç bilmiyorum! Beni heyecanlandıran bu sanırım hayatta. “Yazını bitirince zaten evindesin, kardeşlerinle sohbet edersin ne yapacaksın başka?” diyenleriniz olabilir ama iki dakika sonra bile ben bu yazıyı yazdığım sırada daha evvel hiç fark etmediğim bir şeyi fark edip hiç aklımda olmayan bir eylemin içinde bulunma potansiyelim de olabilir mesela bana göre. Yani hiçbir şey bilmiyorum özetle! Hiç birimiz bilmiyoruz bir an sonramızı. Çoğumuzla aramdaki fark ise bu bilinmezlik beni endişelendirmiyor, strese sokmuyor, rahatsız etmiyor. Aksine heyecanlandırıyor. Heyecanlı bir kitabı okuyor gibi hissediyorum gün içerisinde… Kendi hayatım için. İşte bu harika bir his! Hayata bağlayan, yaşamı keşfetme merakına dokunan bir his.

Yani ben diyorum ki kendinize zaman mutlaka ama mutlaka ayırın. O anlarda yanınıza ne annenizi, ne kocanızı, ne çocuğunuzu alın. Kendiniz sadece kendinizle olun. Ne yapmak size kalmış. Evinizin penceresinden sadece sokağınızı, gökyüzünü bile izlemek bunun içinde. Müzik dinlemek, tek başınıza yemeğe gitmek, kitap okumak, resim yapmak, sergiye gitmek… Her ne ise sizin ruhunuzu besleyecek şey. “Zaten yaparım” kalıbına aldanmayın. Bu cümlenin verdiği rahatlık hissinin oyununa gelmeyin. Ertelemeden yapın yapmanız gereken her ne ise kendiniz için. Ayırın o yapılacak listesindeki maddeleri belirli zamanlara. Hiç boşa yüklenmeyin kendinize hepsini aynı anda yapmalıyım diye, çünkü hiç gerek yok. Keyif almaya odaklanın yaparken, bitirmeye değil. Yolda olsun gözünüz, yolun sonunda değil. Son bir şey daha: Kendinize ayırdığınız vakitte telefonu yapabildiğiniz maksimum ölçüde dışarı bırakın ve bakmayın. Telefonun tek sebep olduğu şey odağınızı dağıtmak. Kendinize ayırdığınız zaman en kaliteli zamanlarınızdan olsun. Çünkü siz bunu hak ediyorsunuz.

Bugünkü programlarınıza, yapılacak listenize bir de buradan bakmaya ne dersiniz?

Kocaman sevgiyle…

 

İlginizi çekebilir: Sevmek ve kabul etmek: Her şey kişinin kendisiyle başlar

Gamze Baytan
Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar ... Devam