Kaos ve uyum: Hikaye “sende” başlıyor, “sende” bitiyor

Hayat çoğu kişi için bir karmaşa. Ne kadar öngörmeye ve ona göre yaşamaya çalışsa da insan, pek de işe yaramaz bu düşünce biçimi. Yaşamın ön görülemez ve kaotik bir örgüsü mevcuttur. Hem bireysel hem de kolektif olarak yarattığımız düğümlerden dolayı, bunların çözümü bazen başka düğümlere götürmektedir. Peki bu kadar kaotik ve öngörülemez yaşamda yapabileceğimiz bir şeyler yok mu?

Gel hikayeye senden başlayalım. Şu an olduğun halde nasıl bir insansın? Bu soruyu biraz düşün ama lütfen bu sırada kendini yargılama. Olduğun hali olumlu ya da olumsuz demeden tüm çıplaklığıyla görmeye çalış. Olduğun kişiliği gözlerini kapatıp fark et. Nasıl düşünüyor ve davranıyorsun? Sana “Kendini tarif et” desem kendin hakkında hangi kelimeleri kullanırsın? Bir de kendine etrafındaki kişilerin gözünden bir bak. Seni acaba nasıl bir insan olarak tanımlıyorlar? (Lütfen bu soruları içtenlikle yanıtla, hatta dilersen bunları yazabilirsin.)

Hikayenin sen kısmını cevapladığımıza göre ilk paragraftaki sorumuzun cevabına gelelim. Bu kaotik ve öngörülmez yaşamda yapabileceğin en önemli ilk şey her an bir gözlemci halinde olmaya çalışarak, kendi düşünce ve davranışlarının ve etrafında sürekli değişen AKIŞ’ın farkında olabilmek. Hayat bir UYUM sanatı ise, sanatçının uyum adına her an uyanık olabilmesi gerekiyor. Hem kendi hem de çevresi hakkında. Gel şu FARKINDA OLMA durumunu da biraz açalım.

“Farkındalık” İngilizcede “awareness”, yani “uyanıklık” olarak geçen bu terim sadece AN ile ilgilenir. AN’da olanları gözlemleyerek, yorum katmadan olduğu gibi ANlayabilme sanatı diyebiliriz. Peki bu dediğimiz mümkün mü? Yani bir insanın her AN’ını bilerek geçirmesi. Evet, mümkün, ama bunun için belki yıllarca süren disiplinli bir çalışma gerekmektedir. Bunun için birçok meditasyon ve başka teknik çalışmalar mevcuttur. (Merak etme hiç kimsenin farkındalığı 0 düzeyde değildir, ama her AN olacak şekilde hayatına yaymak istersen üzerinde çalışman gerekir.)

İlk adımı tamamladık. Belki her AN değil ama artık günün olabildiğince çok AN’ında daha farkında bir yaşama geçebildin. Peki sonra ne olacak? Sadece fark etmek yeterli mi?

İkinci adıma geçebiliriz artık. Fark etmek çok önemli ve değerli bir halken, bunu KABUL’ün takip etmesi seni daha rahat ve uyumlu kılar. Kabul sözcüğü kulağa basit ve uygulanması çok rahat gelirken, uygulamada kabul etmek biraz psikolojik esneklik ve yargısızlık tutumu gerektirir.

Kabul etmek sözlükte “bir şeyi isteyerek ya da istemeyerek uygun bulmak, bir şeye rıza göstermek, razı olmak” anlamına gelmektedir. Yani o konuda gördüğün şey senin düşünce sistematiğine uymasa bile onun o şekilde olduğunu onaylamaktır. Şimdi yazının başlangıcındaki kendin hakkındaki cevaplarına dön bir bak. Kendinin olduğu hal ile ilgili ne kadar şeyi olduğu gibi kabul edebiliyorsun? Örneğin sürekli içinde durduramadığı bir yeme arzusu hisseden ve dengesiz beslenen bir insan düşün ve bu kişinin bedeninde fazla kilolar mevcut. Ama bu kişi, yaptığı egzersiz ve diyetlere rağmen bu kiloları veremediğinden yakınıyor.

Oysaki belki de kabul edemediği şey yemeğe olan düşkünlüğü ve bu konuda düzenli bir şekilde sürdürme yeteneğinin olmaması. Kendini diyet konusunda çok disiplinli olarak düşünürken, uygulamada yaptığı şeylerin çok farklı olması. Bunları küçük, önemsiz bir kaçamak olarak değerlendirip aslında bunları neredeyse her gün yapması. İşte insanın yaşadığı en büyük çıkmazlardan birisi; olduğunu düşündüğü kişi ile olduğu kişinin uyuşmaması. Kendi hakkındaki düşünceleri o kadar kusursuz ki, kendinde bir kusur bulamıyor. Oysa ortada kusur ya da kusursuzluk yok. Sadece düşünceler ve eylemlerle olduğu bir HAL var. Hepimizin bir OLUŞ HAL’i var ve bu şekilde bir kişilik sergiliyoruz.

Şimdi yazının en başına dönelim: “KAOS.” Yaşamın kaotik bir örgüsü olduğunu hatırlarsak aslında o kaos insanın zihninin içinde. Kendini fark edemediği ve olduğu gibi kabul edemediği için. Sürekli kendinin bir halde olduğunu düşünürken, düşündüğü ile davranışı farkındalığın olmadığı anlarda çelişiyor. Ya da davranışlarını öyle olmadığı halde öyle görüyor. Kendine bile itiraf etmekten çekiniyor. Bu da kendi hayatında karmaşaya sebep oluyor. Karmaşayı çözmek için yapman gerekenler belli; fark et ve kabul et. Kabul ettiğin her OLUŞ hali, başka bir OLUŞ haline gebedir. Çünkü görmediğin ve anlamadığın bir şey üzerinde çalışamazsın. Görülen her şey zihin için üzerinde çalışılması gereken yeni bir konudur.

Yaşam bir UYUM SANATI, sen ise bu sanatın sanatçısı. Kendi sanatını ortaya koymak için çıkar gözündeki bağı ve başla kendi hayatının yaratımına.

(Aşağıya dinlemek isteyenler için yargısızlık üzerine bir sohbet ve uygulamak isteyeneler için farkındalık düzeyini artırması adına bir meditasyon bırakıyorum.)

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Eksiklik ve yetersizliklerinle birlikte hareket edebilirsin

Burak Ayhan
1987 yılında, Akdeniz'in sıcakkanlı şehri Mersinde gözlerini dünyaya açan Burak, kendi kişisel öyküsüne başlamış. Herkes gibi kendi öyküsünün kahramanı olan bu şahıs, üniversitede tıp ... Devam