Eksiklik ve yetersizliklerinle birlikte hareket edebilirsin

Hangimiz ara ara hayatta karşılaştığımız durumlarda kendimizi yetersiz ve eksik hissetmiyoruz ki? Hepimizin hayatta eksik olduğu alanlar mevcut. Bunun böyle olması da çok normal çünkü bir insanın her şeyi bilip hakim olabilecek kadar bir sonsuzluğu yok. En azından bu maddi dünyada ve insan formunda. Belki de asıl mesele her şeyi sürekli eksiksiz ve mükemmel yapmamız gerektiği düşüncesi olabilir mi?

İki ayak üzerinde yürümeye yeni başlamış bir çocuğu düşünün. Acaba ilk denemesinde bunu başarabiliyor mu? Peki bunu başaramadığı için kendini yetersiz ve eksik hissedip denemekten vazgeçiyor mu? Kesinlikle hayır. Bir çocuk yürüyene kadar birkaç ay çaba harcayarak sonunda iki ayak üzerinde dengede durabiliyor. Peki biz onu yürümeye çalışırken eleştirip ayıplıyor muyuz? Kimsenin böyle bir şey yapacağını düşünmüyorum. O zaman neden kendine bu eleştiriyi yapıyorsun? Bir iş ya da başka bir durumda zorlandığın zaman demek ki o durumu ele alıp yönetebilecek bir pozisyonda değilsin. Burada yapman gereken bu durumu kabul ederek o durumu yönetebilecek ya da yapabilecek yeterliliğe nasıl gelindiğini araştırmak ve sonrasında çalışmaya devam etmek. Hayatta belli bir şeyleri başarmış kişiler sanki artık yeni beceriler ve öğrenme alanları yokmuş gibi ellerindeki bilgi ve tecrübe ile tüm her şeyi yönetmeye çalışır. Oysa ki her an bir çocuğun heyecanı ve şevki ile öğrenmeye devam ettiğin sürece hayattaki çeşitli alanlardaki yeterliliğin artacak.

Eksiklik ve yetersizliklerinle birlikte hareket edebilirsin

Kendini bir daha yetersiz hissettiğinde sadece bir bak kendine. Bu alanda gereken gayreti gösterdiğinde mi olmadı yoksa kolaya mı kaçıyorsun. Şahsen benim deneyimim bir şeye gerçekten emek ve mesai harcadıktan sonra onu rahatlıkla yapmaya başlamam. Evet belki o alanda en iyi kişi gibi olamayacağım fakat ihtiyacım kadar kendime yeten yeterlilikte yoluma devam edeceğim.

Günümüzde bir iş kolunda başarılı olan herkesin en büyük ortak noktası o konu hakkında uzun süre çalışmış olmaları. Hatta dünyaca çok satan bir kitap olan The Tipping Point’te (Kıvılcım Anı) anlattığı gibi, ünlü birçok deha ve sanatçı uğraştığı konu hakkında en az 10.000 saat harcamıştır. Hiç azımsanmayacak ve ciddi bir süre insan ömrü için. Bu insanlar ünlü olmak için çalışmadılar, sadece yaptıkları şeye ilgi duyuyorlardı ve onu geliştirmek için yaptıkları şeye büyük bir adanmışlık ile kendilerini verdiler. Ve sonunda başarı onları buldu.

Günümüzde artık her şeye ulaşım ve tüketim o kadar basit ki bir şeyi üretmek için verilmesi gereken emek ve zamanı unutmuş gibi davranıyoruz. Bu durum hem kendimize hem de yaptığımız işe karşı haksızlık değil mi? İşte burada başka kavramlar ortaya çıkıyor.

‘Sabretmek ve emek vermek’

Eksiklik ve yetersizliklerinle birlikte hareket edebilirsin

Teknoloji sayesinde birçok şeyin bir tık uzağımızda olduğu şu dünyamızda bazı şeyler hala bir tıktan çok çok uzak. İnsan konfora ne kadar kolay alışıyor değil mi? Fakat bu teknoloji bizim yaşamımızı daha kolaylaştırmak için. Kendimizi körelterek, sabırsız birer tüketim çılgını olmamız için değil. Bu ayrımı iyi yapabilmek gerekir. Yaşamımızda emek gerektiren şeylere o emeği ve çabayı sabırla vermek bize istediğimiz yeterlilikleri getirecektir.

O yüzden şöyle bir dur, gözlerini kapat ve derin bir nefes al. Nefesinin farkına var. Şunu fark et, yapmak istediğin her şey için yeteri kadar vaktin ve potansiyelin mevcut. Hepimiz bu dünyaya birer şampiyon olarak geldik ve şampiyonlar gibi yaşamayı hak ediyoruz. Bir şampiyon gibi davran ve kendini bazen ne kadar yetersiz hissedersen hisset, bu hislere takılmadan çalışmaya ve emek vermeye devam et. Zamanla senin için uğraştığın şeyler kolaylaşacak, hareket ettikçe kendini daha yeterli ve güvenli hissedeceksin. Hiç hareket etmezsen kendine hiçbir zaman yeterli olma fırsatı vermeyeceksin ama hareket ettiğinde kendine bu alanda yeterli olabilmek için şans tanımış olacaksın.

Kafanın içindeki kendini sürekli eleştiren ve yargılayan yorumcuyu ya da senin hakkında sürekli negatif şeyler söyleyenleri pek umursama ve harekete geç. Belki ihtiyacın olan sadece içinden gelen şekilde hareket etmek ve bu şekilde deneyimleyerek öğrenmek, yetkinleşmek. Hadi harekete geç, İçindeki o muazzam potansiyelini keyifle ve yeterlilikle kullandığın güzel günler seni bekliyor.  

Herkese bu yolda güzel enerjilerimi ve sevgilerimi yolluyorum.

 

İlginizi çekebilir: Talihsizliği kabullenmemek: Her şeye rağmen devam edebilirsin

Burak Ayhan
1987 yılında, Akdeniz'in sıcakkanlı şehri Mersinde gözlerini dünyaya açan Burak, kendi kişisel öyküsüne başlamış. Herkes gibi kendi öyküsünün kahramanı olan bu şahıs, üniversitede tıp ... Devam