İllüzyonun içindeki illüzyon: Ya gerçek değilsek?

Merhaba sevgili okurlar!

Hayatta öyle zamanlardan geçiyor, öyle deneyimler yaşıyoruz ki… Zaman zaman kendimizi, hayatımızdaki herkesi, hatta Yaratıcı’yı suçlarken buluyoruz kendimizi…

Niye ben?
Neden ben?
Yine mi ben?

Seminerlerimde de sık sık bahsederim. Bizler 3. varoluş seviyesinde, yani dünya düzleminde yaşayan varlıklarız. Bu seviyenin en büyük yanılsamalarından bir tanesi ise bir illüzyon içinde yaşıyor olduğumuzu unutmamız.

Bu noktada illüzyon kavramını da tanımlamak gerekir belki de. Yaratıcı’nın yüce iradesi altında -kendi inançlarımızla- yarattığımız dünyamızın içindeki sıkışmışlık halidir illüzyon… Çaresizliktir, suçlamadır, eleştirme ve hor görmedir; kızgınlıktır, kısır döngülerimizdir, hastalıklarımızdır. Bunları bizzat bizim yarattığımızdan “bihaber” yaşamaktır.

2020 Aralık ayı itibarıyla gireceğimiz Kova (Aydınlanma) Çağı’na yaraşır şekilde, dünyaca ünlü bilim dergileri, yaşadığımız dünyanın bir illüzyon olup olmadığı konusunu tartışıyorlar şimdilerde.

Bakın dünyaca ünlü Popular Science dergisi ne diyor?

Rüyadan mı uyandık, yoksa gerçeği yaşarken bir rüyaya mı daldık?
Uyanınca fiziksel gerçekliğe döndüğümüze emin miyiz?

Bilim, felsefe ve teknoloji dünyasının en zekileri, geliştirdiğimiz bu teknolojilere bakıp bir simülasyon içinde yaşıyor olma ihtimalimizi sıkça hatırlatırken, içlerinden bazıları da bunun sadece mümkün olmakla kalmayıp çok kuvvetli bir olasılık olduğunu vurguluyor. Kimi zaman bir teknoloji peygamberi gibi, kimi zaman da ardındaki kişisel planlarını anlamakta güçlük çektiğimiz bazı korkutucu projeleri nedeniyle gelecekte bir Tiran olmaya hazırlanıyor gibi görünen Elon Musk da onlar arasında.

Filozof David Hume, bildiğimiz ne varsa, hiçbirinin mantıkla değil, hepsinin algımızla şekillendiğini söylemişti. Görüyor, kokluyor, duyuyor, dokunuyor, tadıyor ve hissediyoruz. Görünen o ki gerçek olarak kabul ettiğimiz her şey bu hislerin bir sonucu olarak ortaya çıkmış. Özellikle son yıllarda beyin görüntüleme teknikleri kullanılarak gerçekleştirilen zihin araştırmaları, algılarımızın hiç beklemediğimiz şekillerde yanıltıcı zihinsel varsayımlar doğurabildiğini gösteriyor.

Peki o halde sizin gerçekliğiniz?
Gerçeklik size aileniz/toplum tarafından biçilen bir rol mü?
Yoksa sanılanın aksine tamamıyla sizin düşünce, his ve inançlarınızla yarattıklarınız mı?

Bilinçaltı temizliği işte tam bu noktada hayatlarımızı dönüştürüyor. Kendimize daha mucizevi bir gelecek yaratmamıza imkan sağlıyor. Seçerseniz Thetahealing tekniği, bu alanda en hızlı ve en etkili yöntemlerden bir tanesi… Sizler de Thetahealing yöntemiyle ilgili ayrıntılı bilgiye ve seminerlerimizin içeriğine www.esindemir.com sitesinden ulaşabilir; her türlü sorunuz için benimle Instagram hesabımdan ve [email protected] mail adresim üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Sevgiyle kalın…

İlginizi çekebilir: Bilimin gözünden spiritüel öğretiler: Evrenin gizemini çözmek mümkün mü?

Esin Demir
2010 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi. Spiritüel gelişim merakı 2009 yılında, Japonya’ya bir yaz stajı programı ile gittiğinde başladı. Bu ilginç ... Devam