İçimizdeki dengeyi bulmak: Nefesimiz her şeyin başlangıcı

Meditasyon yapmaya başladığımda sadece klişe olduğunu düşündüğüm ve gönülsüzce yaptığım iki şey vardı; biri gözlerimi kapatmak, diğeri nefesimi izlemekti. Gözlerimizi kapatma nedenimizi çabuk anladım çünkü bilimsel olarak çok net bir açıklaması vardı; görme duyusu beyin nöronlarını oldukça aktif tutuyor, o yüzden gözlerini kapatmak odaklanmayı ve sakinleşmeyi kolaylaştırıyordu. Bu konuda kolayca ikna olmama rağmen ikinci adımdaki “nefesini izle” komutundan pek haz etmiyordum açıkçası.

En başta “nefesini izlemek ne demek?” diye düşünüyordum, “şimdi nefes alıyorum, şimdi veriyorum” derken hem anlamsız geliyor, hem de ne işe yaradığını bilmeden sadece söylendiği için yapıyordum. Şimdi fark ediyorum ki aslında bana onlarca kez açıklanmıştı, yine de bazı şeyleri içselleştirmeden dinlediğim için duymamış ve anlamamıştım. Bugün nefesin farklı farklı açılardan ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Hatta bugün size içime çok sinen bir gözden nefesini izlemenin önemini anlatmaya çalışacağım.

İlk öğrendiğimiz geometrik şekillerden biri üçgen ve dünya tarihine baktığımızda üçgenlerin pek çok sembolik anlam biriktirerek sıklıkla kullanıldığını görebiliriz. Denge, uyum, birleşme ve değişimi sembolize ettiği gibi; 3 kenar ve 3 köşesiyle anne, baba, çocuk; tanrı, oğul, kutsal ruh; şimdi, geçmiş ve gelecek gibi manevi anlamları olan üçlemeleri de simgeliyor. Benim bugün anlatacağım üçgenin köşelerindeyse ruh, zihin ve beden var.

Varoluşumuzun farklı katmanları yani ruhumuz, zihnimiz ve bedenimiz uyumu yakaladığında hayatla ve kendimizle olan ilişkimiz başka bir tat kazanıyor. Mesela fark et, şimdi bedenen neredesin, peki zihnin, yani düşüncelerin veya duyguların seninle şu anda birlikteler mi?

Günlük hayatta bu uyum kimi zaman bozulabiliyor ve bu çok doğal. Mesela bir antremanda bedeni daha çok kullanıyor olmak oldukça mantıklı ve gerekli. Bense, biz farkında olmadan uyumun ve dengenin yer değiştirdiği anlardan bahsetmek istiyorum. Öncelikle şu an durum ne diye bakmak istediğimizde dikkati nefese getirmek bize sandığımızdan daha fazla ipucu verebiliyor. Sonrasında dengeyi tekrar bulmak için bir süre nefesi izlemek yine bu yolda büyük destek sağlıyor. Yani nefes ruh, zihin ve beden üçgeninin tam merkezinde duran güç.

Sanırım çoğumuz okuyup öğrenmekten, dinleyip araştırmaktan çok hoşlanıyoruz. Oysa 90/10 kuralında bahsedildiği gibi edindiğimiz bilgi, deneyimin sadece %10’uyken, pratik etmek %90’ını oluşturuyor. Ve kendi içindeki dengeyi ararken pratik, nefes alıp vermekle başlıyor. Benim bazen sıkılarak, çoğu zaman anlamayarak izlemeye çalıştığım nefesimin gücünü fark etmem biraz zaman almıştı. Maalesef birçoğumuz gibi ben de bu kadar kolay olan şeylerin değeri konusunda çok şüpheciydim. Doğduğumdan beri çabasızca yaptığım bir şeyin beni nasıl dengeleyeceğini veya dönüştüreceğini bilmiyordum.

Neyse ki devam ettim, teorilere inandım ve düzenli pratik etmeye başladım. O yüzden ilk elden söyleyebilirim ki denedikçe kolaylaşıyor, izledikçe ilginçleşiyor, alıp verdikçe canlanıyor nefes. Ruh, zihin ve beden kendiliğinden nefeste buluşuyorlar. Bazı anlar üçgenin içinde nefes alıp dengeye getirmeye çalışıyorsun; bazen sadece bu müthiş dengeyi izliyorsun. Yetişkinler dakikada ortalama 12 nefes alıp veriyorlar. Bu kadar konuştuktan sonra; senin hakkında, o an hakkında sandığından çok daha fazla anlam taşıyan nefesine bir bakmaya ne dersin. Nefesini 12 kere izlemeye var mısın?

İlginizi çekebilir: Farkındalık neden bu kadar önemli: Çünkü özgürlüğe giden yol içimizden geçiyor

Seza Aslanbaş
Yolculuğuma başlamadan evvel, Kabataş Erkek Lisesi ve ODTÜ’de aldığım eğitimimim sonrasında, uluslararası FMCG ve kozmetik firmalarının satış planlama ve pazarlama departmanlarında çalışıyordum. 2013 yılından ... Devam